"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

İflah olmaz iyimserliğim yine devrede

Türkiye’nin “asırlık şirketler, kurumlar” listesine bakıyorsunuz; bir de Avrupa’dakilere… Bizimki ne kadar kısaysa; Avrupa’dakiler bir o kadar uzun... Nedense ikinci, üçüncü kuşaklar; kurucu başkanların hevesini, isteğini ve vizyonunu çoğu zaman geleceğe taşıyamıyorlar.
O yüzden öyle ya da böyle; bir asra yaklaşmış, bir kurum önüme çıkarsa bakışım da farklı oluyor. Onlardan biri de İzmir Fuarı.. Bugün 81’inci kez kapılarını açacak. Neredeyse Cumhuriyet ile yaşıt; yeni Türkiye’nin örnek, sembol kurumlarından biri...
Kabul edin ki; hepimizin çocukluğunda, gençliğinde fuarla ilgili güzel anıları var. Kendi adıma konuşayım; fuarın açık olduğu günleri sabırsızlıkla beklerdim.
Çünkü en yenisi orada sergilenirdi, ilk olan orada görülürdü, farklı olan orada gözümüze çarpardı. Eğlence de vardı; hareket de, hayaller de...
Son dönemde fuar çok eleştiriliyor; “Eskisinden çok uzakta” deniyor.
Ne eskisinden çok uzakta değil ki...
Son yirmi yılda; ezberler bozulduğu gibi yeni bir dünya da kuruldu.
İnanın hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak...
Fuarlar da...
Ben şunu biliyorum.
Eğer bugün İzmir ve dolayısıyla Türkiye; EXPO 2020’ye adaysa bilin ki, bu İzmir Fuarı’ndan aldığı güç, deneyim ve özgüvenledir.
Çünkü ortada çok önemli bir birikim ve yaşanmışlıklar var.
İzmir bu tür organizasyonlara alışık; şimdi bu altyapıyla, bu kültürlü daha büyüğünü yapmak istiyor.
Dünyanın en büyük fuarını yapmak için bir yarışa girmiş durumda...
Fuar; İzmir’in olmazsa olmazıdır.
Bu yıl Tansaş’ın verdiği desteği de çok önemsiyorum. Birkaç yıl öncesine kadar çok daha renkli, haraketli bir fuar bekliyorum.
Daha da önemlisi; ben asıl Gaziemir’deki yeni fuarın İzmir’e ivme kazandıracağına inanıyorum.
Fuarlar değişti; fuar konsepti farklılaştı; İzmir bu konuda biraz geç kalmış olsa da; bu arayı kapatabilecek potansiyele sahip...
Siz inanmıyorsanız; lafım yok...
Benim iflah olmaz iyimserliğim yine devrede...
Ben inanıyorum.
Hem de canı gönülden...

Kruvaziyer örneğinden yola çıkarak

“Bu fuar eski gücünü kaybetti” diye düşünenlere; bir sözüm var. Bu fuar; biraz gayretle, biraz konsept değişikliğiyle, biraz sponsorlarla... Daha çok da... Yeni fuar alanıyla; yeniden gözde olur. Hiç şüphem yok… 81 yaşında bir delikanlı var karşınızda... Kaldı ki; İzmir’deki gelişmeler de bunu doğrular nitelikte... Bir örnek mi? Anlatayım.
Geçen gün Ertuğrul Özkök ile Kordon’da oturmuş; derin bir İzmir sohbeti yapıyorduk. Bütün yazın o kavurucu sıcağından uzak, biraz esintili bir akşamüstü sohbetindeydik. Bu arada körfezden kruvaziyer gemileri geçiyordu. Özkök; “Bugüne özel mi bu trafik” dedi. “Hayır...” dedim. Sonra biraz bilgi verdim. 10 yıl önce neredeyse “sıfır” denebilecek bir noktada olan kruvaziyer turist bu yıl 600 bini geçecek, dedim. Bir de Barselona’dan örnek verdim. Bizden yıllar önce bu alana el atmış; Barselona’nın 1.5 milyon yolcuda olduğunu, bu hızla giderse İzmir’in rakip kentleri beş yılda yakalayacağını...
Ertuğrul Özkök’ün İzmir sevdasını anlatamama gerek yok herhalde... Çok mutlu oldu.
600 bin yolcu bir milyon da olur; iki milyon da… Ben buna inanıyorum. Tıpkı fuarda olduğu gibi... İzmir atılımını yapamadı, çok daha önceden fuar alanını yenilemeli, tematik fuarcılığa geçmeliydi. Geç kalındı... Gen kalınması İzmir’in bu atılımı yapmayacağı anlamına gelmez. İzmir bunu yapar; fuarın da en iyisini yapar. Kruvaziyer örneği de bunun en güzel kanıtı...
 
Eğer bir örnek arıyorsanız

Ders verecek olursanız; bir örnek verme telaşına düşerseniz, “Bir kriz nasıl yönetilemez” sorusuna cevap bulmaya çalışırsanız…
Fenarbahçe’de yaşanan son olayları verin.
Teknik Direktör Aykut Kocaman ile Alex arasındaki diyaloğu; Başkan Aziz Yıldırım’ın mikrofonu alıp sırf kadınlar ve çocuklardan oluşan seyirciye uyarısını, daha doğrusu fırçasını...
Alex’in twitter’da yazdıklarına, Kocaman’ın basın toplantısındaki yorumlarına, üslubuna, seçtiği kelimelere... Elbette Fenerbahçe’nin en kritik döneminde ve paha biçilmez bir maç öncesinde kurduğu takıma... Sırf Alex’siz bir 11 kurma çabasının verdiği strese...
Baştan aşağıya; A’dan Z’ye tam bir fiyasko...
Aksini bana kimse söylemesin...
En güzel “Kriz nasıl yönetilmez” örneklerinden biri ve hatta “Krizi nasıl tırmandırırsınız” top listesinde de en başa yazabilirsiniz.

X