İETT arsası ucuza mı gitti

CNN TÜRK’de dün ‘İstanbul’un özgür mimarı yapısı korunuyor mu?, Büyükdere Caddesi bu kadar yapı yoğunluğunu taşıyabilir mi’ diye sormuştuk. Araştırma ve bilgilerimiz sonunda ortaya şöyle bir manzara çıkıyor:

Yabancı sermayeye kimse karşı değil ancak İstanbul; Dubai, Pekin, Şanghay, Kuala Lumpur’daki gibi gökdelenleri ile övünülecek bir kent olamaz. Dubai Şeyhliği’nin bulunduğu BAE çöl, İstanbul ise tepelerde kurulu tarihi ve kültürel değerleriyle bir dünya kenti.

4. Levent’in karşısındaki İETT garajının olduğu yer AKP’li Kağıthane Belediyesi’nin 35 bin nüfuslu Çeliktepe mahallesi sınırları içinde bulunuyor. Arkasında Şişli ve Kağıthane’nin varoşlarının neredeyse tamamı kaçak yapı; tek yeşil alanı yok. (17 Ağustos depreminde Çeliktepe’liler bu alana kaçışmışlardı) Önündeki Büyükdere Caddesi’nin trafik yükünü taşıyabilmesi için 6x6 şeritli yol gerektiği hesapları yapılıyor. Büyükdere’nin altyapısı en az 50 yıllık. İmarla ilgili bir karar alınıyor, sonuçları düşünülmüyor.

Şehir Plancıları Odası Başkanı Ahmet Turgut ‘Kent yöneticileri imar konusunda hassas olmalı. Yeşil alanlarda kurulan dev alışveriş merkezleri küçük esnafı bitirdi; alışveriş kültürünü bitirdi. ‘Rezidanslar’ yaşam kültürüne hiç uygun değil’ diyor. İmarla ilgili bir karar alınırken, sonuçları düşünülmüyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin, projede %20 pay sahibi olacağını açıklayor. Bu düşük bir oran değil mi? Büyükdere Caddesi’nde yapı anlaşmaları %55 arsa sahibi, %45 müteahhit olarak değer buluyor. Bağdat Caddesi’nde de benzer rayiçler var.

Şişli’de açılan Cevahir Alışveriş Merkezi (Belediye eski İETT arazisi sahibi olarak %59, Cevahir firması da 41 ortak) 16-17 yılda bittirilebildi ve 250 milyon dolara maloldu. İbrahim Cevahir, ‘Satarsam gönlümden geçen fiyat 1 milyar dolar’ diyor. Başbakan Erdoğan da ‘Değeri bulursanız satın burayı’ önerisinde bulunuyor. Dubai Holding’in bünyesinde DİP ile Büyükşehir’in ortak yatırım ortaklığı ile inşa edilecek burgu formundaki kuleler, ucuza gitmiş olmuyor mu?

Büyükşehir, böyle bir kamu arazisini ihaleye çıkmadan verebilir mi? Hiç olmazsa benzeri yapı firmalarından teklif alması gerekmez miydi? (Buraya şimdi Irak’ta otoyol ve su getirme projelerini üstlenen Ali Haydar Veziroğlu talip olmuş, ancak verilmemişti.)

Büyükşehir’in Tepebaşı’nda eski TÜYAP binasında Avrupa’nın en büyük planlama bürosunda 500’e yakın mimar, İstanbul’la ilgili planlama çalışmaları yapıyor. Acaba bu uzmanların dün açıklanan projeden haberleri oldu mu? Yoksa, bazı şeyler gözlerden kaçırılmak mı isteniyor? Büronun başındaki Prof. Hüseyin Kaptan ne diyor?

Rektörü suçlayanlar biraz geriye baksın

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi ve Tayyip Erdoğan’la ilgili üç kitabı bulunan CHP eski İl Başkanı Mehmet Bölük bir iş için bulunduğu Ukrayna’dan şu notu gönderdi:

İhaleye fesat karıştırmaktan yargılananlar bu ülkede parti kurabiliyorlar. Milletvekili seçilebiliyorlar. Bakan, hatta Başbakan olabiliyorlar. Devlet bürokrasisinde genel müdür ve müsteşar olarak görev yapabiliyorlar. Dokunulmazlık zırhı kuşandıkları için yargılanamıyorlar. Sonra da pişkin pişkin, dürüstlükten, ‘yolsuzluklara damardan girmekten’ bahsediyorlar. Eski başbakan ve bakanları ‘ihaleye fesat karıştırmak’tan Yüce Divan’a gönderebiliyorlar. Tutuksuz yargılanan eski siyasiler de Yüce Divan duruşmalarında şov yapıyorlar.

Ama bir üniversite rektörü, hakkında aynı suçlamayla dava açılır açılmaz gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Yolsuzluk sanığı AKP’lilere kol kanat gerenler, Prof. Yücel Aşkın’a saldırıyorlar. Hukuk, AKP’lilere başka, eski siyasilere başka, Rektör Yücel Aşkın’a başka türlü uygulanıyor. Hukukta AKP’nin anladığı AB standardı bu olsa gerek. Unutmamak lazım ki hukuk yarın AKP’lilere de lazım olacak.’

Bulgaristan’ın ‘vize’ engeli

İSTANBUL’daki Bulgaristan Konsolosluğu, Bulgaristan’a vize konusunda engelleyici tavır koymaya başladı. Bulgaristan’da 5 bin civarında Türk öğrenci okuyor. Bundan bir süre önce Bulgaristan’daki üniversiteleri ziyaret eden YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, yakın ilgi görmüştü. İki ülke arasında eğitim köprüsü oluşturulmak üzere karşılıklı iyi niyet ortaya konulmuştu. Hatta yakın bir zamanda Türkçe eğitim yapılması konusu da gündeme geldi.

Kumar oynamak isteyenlere 3 saatte vize verilirken, bu öğrencilere neden yardımcı olunmuyor.

Hak ve Özgürlükler Hareketi Lideri Ahmet Doğan, Türk öğrencilerin sorunlarıyla hiç ilgilenmeyi düşünmez mi?

TRT ve cemaatler

BİR grup TRT çalışanı imzasıyla gelen mektupta özetle şunlar anlatılıyor: Halen TRT Genel Müdürlüğü’nü vekáleten yürütmekte olan Ali Güneş’in, DHMİ’den ‘Nur cemaati’ tarafından TRT’ye Genel Müdür İdari Yardımcısı olarak naklen ataması yapılmıştır. Daha önceki görevi de, Emin Çölaşan’ın köşesinde belirttiği gibi Sakarya’nın bir köyünde ‘imamlık’tı. Anayasal bir kuruluş olan TRT Genel Müdürlüğü bu kadar ucuzladı mı?

Düşünebiliyor musunuz? görevi ‘imamlık’ yapmak olan bir kişi TRT Genel Müdürlüğü’nü vekáleten yönetiyor.

Anayasal bir kuruluş olan TRT Genel Müdürlüğü bu kadar ucuzladı mı? TRT’de herkes mutsuz, çalışanlar şaşkın. Tabii ki cemaat ne derse o oluyor?

Bu Anayasal kurumun sahibi yok mu?

TRT, AKP’nin çiftliğine dönüştürülmemeli, böyle bir kurum daha fazla tahribata uğratılmamalıdır.

İkinci bir cemaat adamı yine TRT’nin Genel Müdür Program Yardımcılığı’na getirilen Muhsin Mete’dir. Beş-altı ay önce göreve getirildi. (Bu kişi bir yıl önce Kültür Bakanlığı’na genel müdür olarak kararnamesi hazırlanmış, ancak kararnamesi geri çevrilmiştir.)

Ancak hemşerisi Başbakan olunca bilgi ve tecrübesine bakılmaksızın kurumun çok önemli ve yayının belkemiği olan bu göreve, genel müdürlükten ayrılan Şenol Demiröz karşı olmasına rağmen atamayı yapmak zorunda bırakılmıştır. Bu kişi, Ali Güney gibi cemaatler tarafından desteklenen birisidir.

Demek ki, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı birisi olduğu Cumhurbaşkanlığınca tespit edilmiştir. Lütfen Anayasal bir kuruluş olan TRT’ye birlikte sahip çıkalım.’

TRT’de dini içerikli programların sayısındaki artışa ve alınan paralara da ayrıca bakmak gerekiyor.

TRT bu kadar tahribata uğratılamaz

BİR
grup TRT çalışanı imzasıyla gelen mektupta özetle şunlar anlatılıyor: Halen TRT Genel Müdürlüğü’nü vekáleten yürütmekte olan Ali Güneş’in, DHMİ’den ‘Nur cemaati’ tarafından TRT’ye Genel Müdür İdari Yardımcısı olarak naklen ataması yapılmıştır. Daha önceki görevi de, Emin Çölaşan’ın köşesinde belirttiği gibi Sakarya’nın bir köyünde ‘imamlık’tı. Anayasal bir kuruluş olan TRT Genel Müdürlüğü bu kadar ucuzladı mı?

Düşünebiliyor musunuz? ‘İmam’ bir kişi TRT Genel Müdürlüğü’nü vekáleten yönetiyor.

Anayasal bir kuruluş olan TRT Genel Müdürlüğü bu kadar ucuzladı mı?

TRT’de herkes mutsuz, çalışanlar şaşkın.

Tabii ki cemaat ne derse o oluyor?

Bu Anayasal kurumun sahibi yok mu, neden bu konuda hiçbir şey yazılmıyor? Kurumlar, atamalar, yayın ve programlar tamamen cemaat emirleriyle yapılmaktadır.

TRT, AKP’nin çiftliğine dönüştürülmemeli, böyle bir kurum daha fazla tahribata uğratılmamalıdır.

İkinci bir cemaat adamı yine TRT’nin Genel Müdür Program Yardımcılığı’na getirilen Muhsin Mete’dir. Beş-altı ay önce göreve getirildi. (Bu kişi bir yıl önce Kültür Bakanlığı’na genel müdür olarak kararnamesi hazırlanmış, ancak kararnamesi geri çevrilmiştir.)

Ancak hemşerisi Başbakan olunca bilgi ve tecrübesine bakılmaksızın kurumun çok önemli ve yayının belkemiği olan bu göreve, genel müdürlükten ayrılan Şenol Demiröz karşı olmasına rağmen atamayı yapmak zorunda bırakılmıştır. Bu kişi, Ali Güney gibi cemaatler tarafından desteklenen birisidir.

Demek ki, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı birisi olduğu Cumhurbaşkanlığınca tespit edilmiştir. Lütfen Anayasal bir kuruluş olan TRT’ye birlikte sahip çıkalım.’

TRT’de bir de dini içerikli programların sayısındaki artışa ve alınan paralara bir bakmak gerekiyor.

Validen seçilmişlere devlet felsefesi dersi

EMEKLİLİĞİNE iki ay kala merkeze alınan Kırklareli Valisi İsmet Metin, kentten ayrılırken uzun bir basın toplantısı yaptı. Bunların bir bölümü medyada yer aldı. Bir devlet memuru olarak dersler veriyordu konuşmasında... AKP iktidarının bir bürokrata karşı neler yaptığını çarpıcı bir şekilde açıklıyordu.

Vali Metin, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve AKP Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam ile yaşadıklarını anlatırken özetle şöyle diyor:

‘Bakan Unakıtan cezalandırılmam için İçişleri Bakanlığı’na başvurmuş. İki mülkiye müfettişi ilimize gelerek adli ve idari soruşturma yaptı. Tek kişilik kararname Cumhurbaşkanlığı’na sevk edildi. Kararnamenin uygun görülmediğini ve imza edilmediğini öğrendim. Ancak ben imzalanmasını istedim, Sayın Cumhurbaşkanı da imzaladı. Bunu da kamuoyunun bilgisine sunuyorum, hiç kimse yorganı üstüne çekmesin.’

VEKİLİN GÜLÜNÇLÜĞÜ ‘Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Enver Duran ile yaptığımız aylık toplantılardan sonra AKP Milletvekili Gökhan Sarıçam’ın rektörü arayarak, ‘Bu toplantılarda ne konuşuyorsunuz, biz valiye hákim olamıyoruz’ diye sorması gülünç ve komik değil midir? O toplantılarda devlete ihanet konuşmadık, Kırklareli’ne hizmetler konuştuk. Hukuk kavgası vereceğim. Hükümet her istediğini yaparım mı diyecek? Hükümetin yanlışlarını birileri mi düzeltecek; hukuk düzeltecek.

- Siyaset adamlarının, demokratik hayatı ve yönetim anlayışını yeniden okumaları lazım. Demokrasi bu değil; devlet yönetimi de... Bu cumhuriyetin temelinde kan, elem, gözyaşı, keder ve şehit kadını var. Cumhuriyeti kuran insanın bu cumhuriyete biçtiği elbisenin temelinde bazı temel ilkeler ve devlet felsefesi var. Bu felsefeyi kim ki inkár eder, kim ki yıkmaya kalkar, kim ki değiştirmeye kalkar, bunun sonuçlarını Türk milleti hep gördü. Burası bir muz cumhuriyeti değil.

Devletin gelenekleri vardır. Valilik bakkal dükkánı değildir, devleti temsil eder.

Kişisel kaprislerin ve ihtirasların tatmini için bir vali bu şekilde muamele görmemelidir.’

GÜNÜN SÖZÜ

‘Dünya bir sahnedir, herkes rolünü oynadıktan sonra çekip gider.’ (Winschooten)
Yazarın Tüm Yazıları