Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    İdeal tıp eğitimi modeli

    Prof. Dr. Çavlan ÇİFTÇİ - İstanbul Bilim Üniversitesi Rektörü
    28 Ekim 2013 - 09:54Son Güncelleme : 28 Ekim 2013 - 09:57

    Çağımızda sağlık sektörü; bilim ve teknolojinin hızla geliştiği dinamik bir alandır ve Türkiye, tıp eğitimi, teknoloji ve sağlık hizmetleri alanında dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek sağlık insan kaynağı niteliği ve sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği bakımından dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle yarış içinde.

    Bu başarının arkasında köklü akademik kurumlarımız, bilgili, donanımlı ve deneyimli akademisyenlerimiz ile kamu ile en çok da özel sektörümüzün yönetim ve işletme becerisi yer alıyor.

    Hekimlik, bir meslek olmanın çok ötesinde insanlık için üstlenilmiş olağanüstü bir sorumluluktur. Sevgi, saygı ve en önemliside güven içeren sahip olduğumuz bu kutsal meslek profesyonel yaklaşım, doğru bilgi ve mesleki takip gerektirir. Tıbbın temel amacı, tüm insanların daha sağlıklı daha mutlu bir yaşam sürmesine hizmet etmektir.

    Dünyadaki en kutsal, fakat en büyük sorumluluk isteyen hekimlik mesleğinde başarılı olabilmek için bilim donanımı ve gücüyle hazırlanmak ve tıp mesleğini artık yaşam tarzımız haline getirmek gerekir. Tıp doktoru ünvanı güven, tevazu ve saygıdan ibarettir, bu üç değere sahip çıkan “etik” kavramının kelime anlamını söylemden çok yaşam tarzımıza ve benliğimize işleten bu meslek çekinmeden, korkmadan sadece göğüsleyerek yapılmalı.

    Asırlardır Yılanlı Asa tıp sembolu olmuşken ilk tıp büyüğü mitolojiden Asklepios’dur. Mitolojiden öte, M.Ö. 460-450 yılları arasında yaşayan tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat (Hippocrates) ise tıbba katkıları ve getirdiği felsefe ile dünya tıp çevrelerince halen kabul görüyor. Bu nedenle ülkemiz dahil pek çok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat andı” adı altında meslek yemini ederler. Bu doğrultuda, Hipokrat yemini yaparak aslında, insanlık ile aramızda bir sözleşme yaparız. Londra’daki Kraliyet Hekimler Birliği’nden George Alberti, “The Lancet” ve “Annals of Internal Medicine”de ortak olarak yayınlanan bu sözleşmeyi, modern tıp pratiğinin rehberi olarak tanımlıyor. ?

    Hekimlik Andımız özetle şöyle:
    “Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Beni eğitenlere karşı saygım ve minnettarlığım devam edecektir. Hastamın sağlığı baş kaygım olacaktır. Hastamın sırlarını her zaman saklayacağım. İnsan hayatına, ana karnına düştüğü andan sonuna kadar, mutlak bir saygı duyacağım. Meslektaşlarım kardeşlerim olacaktır. Din, milliyet, ırk, parti ya da sosyal sınıf ayrılıklarının hastamla görevim arasına girmesine izin vermeyeceğim. Baskı altında bile olsam, tıp bilgilerimi insanlık aleyhine kullanmayacağım. Hekimlik mesleğimin şerefini ve yüce geleneklerini sürdüreceğim. San’atımı vicdanıma uyarak onurla uygulayacağım.Tüm bunları yerine getireceğime, namusum ve şerefim üzerine and içerim”.

    Bir sanat dalı olarak kabul ediliyor

    Günümüzde halen tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat, yaşadığı dönemdeki inanışın aksine hastalıkların olağanüstü güçlerden ve tanrıların gazabından kaynaklandığına inanmadı, her hastalığının fiziksel ve gerçekçi bir açıklaması olduğunu düşündü. Çalışmalarını gözlemler üzerine oturttu, tıbbı, bilim ve sanat haline getirmiştir. Yine düşünce ve duyguların kalpten değil, beyinden kaynaklandığı fikrini ortaya atan ilk kişidir. Sanatını icra etmek üzere tıp okulu kurup bu okulda öğrencilerine düşüncelerini öğretti. Öğretisi genelde etik değerler ağırlıklı. Bu etik boyut, Hipokrat andında da açıkça görülüyor. Hipokrat yemini tıbbi etik ile ilgili bilinen en eski metnidir ve prensipleri değişikliğe uğramış olsa bile zaman, yer, sosyal düzen ve dinlerden bağımsızdır.

    Hipokrat yemini hekimlik sanatının önemli sembollerinden birisidir.
    Hipokrat’ın ilk kuralı; hekimin gerek düşünceleri gerekse seçtiği tedavi ile “hastaya zarar vermemesi” (Primum non nocere: Her şeyden önce zarar verme) dir.

    Tıp bilimi, diğer pozitif bilimlerden biraz farklı bir daldır. Teorik bilginin yanı sıra pratik bilgi ve yetenek de gerektirir. Bu açıdan bakıldığında bir sanat dalı olarak da kabul ediliyor. Bu pratiğin geliştirilmesi eskiden olduğu gibi günümüzde de usta-çırak ilişkisi çerçevesinde oluyor. Bu nedenledir ki Hipokrat, yemininde hocalarından Ustalarım diye söz ediyor. Üstelik bu ustaların yaşlı ya da genç olması da fark etmiyor. Çünkü her tıp adamı diğer meslektaşlarından sürekli bir şeyler öğrenme süreci içerisinde mesleklerini icra ediyor ve kendilerini geliştiriyorlar. Bu yönden tüm hekimler ömürleri boyunca aslında birer çırak ve öğrencidirler.

    Hipokrat’ın ikinci kuralı; “Hastalık yoktur, hasta vardır” tıp eğitimimiz süresince kazandığımız en önemli nosyonlardan birisi de hastalığı değil, ama hastayı tedavi etmeye çalışmaktır. Çünkü bir hastalık pek çok kişide ayrı şekillerde belirtilerle kendini gösterebilir ve biz hekim olarak o hasta için en uygun tedavi seçeneğini seçmek durumundayız. Günümüzde ise hekimler moleküler teknolojiler sayesinde tedavilerinde, daha bireysel reçetelere ve özgün tedavilere odaklanıyor. Bu şekilde yapılan tedavilerde kişinin sağlığında öncelik alanları belirleniyor ve o kişiye özel yaşam tarzı içeren bir rapor hazırlanıyor.
    Doğanın asistanı olan Hekim, Hipokrat’a göre;
    “Tatlı sözlü olmalıdır.”
    “Hastasının yanında gerektiği kadar kalmalıdır.”
    “Çağrıldığı hastaya söz verdiği zamanda gitmelidir.”
    “Hayat kısa, sanat uzun” (Vita brevis, ars longa) olduğundan hekimin bıraktığı eserleri ve akademik faaliyetleri her şeyin üstünde tutmak gerekir.

    50 bin civarında tıbbi terim

    Tıbbi terimlerinin çoğu “Latince” ve “Grekçe” kökenlidir. İnsan vücudundaki yaklaşık 5 bin oluşuma karşılık 50 bin civarında tıbbi terim ortaya çıktı. Tıp alanında kesin tanımlanmış bilimsel kavramları ifade eden terimlerin sayısı 170 bin civarında. Bu rakam, birçok ulusal dilin sözcük dağarcığından daha fazla. Tıbbi terminolojinin kendine özgü fonetiği, morfolojisi, sentaksı, etimolojisi ve semantiği var. Böylece tıp fakültesi öğrencileri eğitim-öğretim süreçlerinde yepyeni bir yabancı dil öğreniyorlar.

    Bazı örnekler vericek olursak:
    Dum spiro, spero: Nefes aldıkça umutluyum
    Errare humanum est: Hata yapmak insana mahsustur. (Seneca)
    Eripitur persona, manet res: Kişi yok olur, eserleri kalır. (Lucretius)
    Hodie mihi, cras tibi: Bugün bana yarın sana
    Bene diagnoscitur, bene curatur: İyi teşhis konulursa, iyi tedavi edilir.

    Günümüzde, dünyada uygulanan tıp eğitimiyle ilgili bir çok rehber eşliğinde, Ülkemizde de Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı ve Tıp-Sağlık Bilimleri Eğitim Konseyince Tıp Fakülteleri Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (UÇEP) oluşturuldu.
    Ulusal Çekirdek Eğitim Programı başlıca üç bölümden oluşuyor.
    Birinci bölümde “Hastalık-Durum-Semptom Listesi” (396 madde) verilerek, soruna ilişkin öğrencilere kazandırılması gereken bilginin derecesi belirtiliyor.
    İkinci bölümde öğrencilere kazandırılması gereken Beceriler (152 madde) listeleniyor.
    Üçüncü bölümde ise iyi hekimlik uygulamaları için öğrencilere kazandırılması gereken Tutum ve Davranışlar (26 madde) listeleniyor.

    Hastalık-durum-semptom listesi

    Bu listede yer alan soranlar ile ilgili öğrencilere kazandırılması düşünülen bilgi düzeyleri aşağıdaki kısaltmalar ile tanımlanıyor.
    TT = Mezunlar bu hastalıkların tanısını, ayırıcı tanısını bilmeli ve tedavi edebilmeli, hastalığın tüm sürecini izleyebilmeli.
    T = Mezunlar bu hastalıkların tanısını koyabilmeli, tedavi hakkında bilgi sahibi olmalı, gerekli olan girişimleri yaparak, uzmana yönlendirmeli
    B = Mezunlar bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmalı ve, gerekli olan girişimleri yaparak, hastayı bir uzmana yönlendirebilmeli
    A = Mezunlar bu durumlarda acil girişimleri yapabilmeli K= Mezunlar bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmalı ve korunma yöntemlerini bilmeli Liste iki kopya biçiminde düzenleniyor.
    Birinci listede hastalık-durum-semptomlar ABC sırasında veriliyor. İkinci listede ise ilgili oldukları sistemler içinde ABC sırası yapılıyor. Birçoğu birden çok sistemi ilgilendirdiği için, birinci listede sistemler verilmiyor.

    Tıp fakültelerinin mezuniyet öncesi eğitimdeki amaç ve hedefleri:
    Amaç:
    1) Türkiye’nin sağlık sorunlarını bilen ve birinci basamakla bu sorunların üstesinden gelebilecek bilgi, beceri ve tutumlarla donanmış,
    2) Birinci basamak sağlık kuruluşlarında hekimlik ve yöneticilik yapabilecek,
    3) Mesleğini etik kuralları gözeterek uygulayan,
    4) Araştırıcı ve sorgulayıcı olan,
    5) Kendisini sürekli olarak yenileyip geliştiren,
    6) Uluslararası düzeyde kabul edilen ölçütlerde pratisyen hekimler yetiştirmek.

    Hedefler
    Tıp eğitimi sonunda kazandırılması hedeflenen bilgi, beceri ve tutumlar aşağıda:
    A) Bilinmesi, Kavranması, İrdelenmesi ve Uygulanması Hedeflenen Bilgiler:
    1) Vücudun ve organ sistemlerinin normal yapı ve işlevini kavrama.
    2) Homeostazı düzenleyen hücresel, biyokimyasal ve moleküler mekanizmaları bilme tanıma ve tanımlama
    3) Hastalıkların nedenlerini (genetik, gelis¸imsel, metabolik, toksik, mikrobiyolojik, otoimmün, neoplastik, dejeneratif, travmatik. v.b.) ve etki yollarını (patogenez) tanımlama.
    4) Çeşitli hastalıklarda vücudun ve organ sistemlerinin yapı ve işlev değişikliklerini (patoloji ve fizyopatoloji) betimleme.
    5) İnsan sağlığını bozan ekonomik, psikolojik, sosyal ve kültürel etmenleri tanıma.
    6) Toplumda sık görülen hastalıkların epidemiyolojisi ve bunların sıklığının azaltılmasına yönelik yaklaxımları tanımlama.
    7) Toplumda sık görülen hastalıkların en sık rastlanan klinik, laboratuvar, radyolojik ve patolojik bulgularını sıralama ve yorumlama.
    8) Sık görülen hastalıkların tedavisinde bilimsel veriye dayalı, etkinliği yüksek yöntemleri sıralama ve seçme.
    9) Klinik problemleri çözebilmek için tümdengelim yoluyla akıl yürütme

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı