GeriSeyahat İddia şehri Tarihi Yarımada
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
İddia şehri Tarihi Yarımada

İddia şehri Tarihi Yarımada

Tarihi 8 bin yıl öncelerine dayanan Tarihi Yarımada’yı, sekiz yıldır yöneten Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’le yeniden keşfe çıkıyoruz.

Efsaneye göre Yunanistan’daki Megaralılar, bir şehir kurmaya karar verir; Delfi kâhinine gidip, şehirlerini nereye kurabileceklerini sorarlar. Kâhin, “Körler ülkesinin karşısında bir yer var” der. Bunun üzerine Megaralılar, liderleri Bizans öncülüğünde, bugünkü Sarayburnu kıyılarına varır. Bizans’ın gözleri Kadıköy’e ilişir; “Körler ülkesi burası olmalı. Çünkü güzelim kıyıyı bırakıp karşı kıyıya yerleşen insanlar muhakkak kör olmalı” diye düşünür. O sırada aklına Delfi kâhininin sözü gelir. Bizans, şehrini dünyada eşi benzeri olmayan bu ‘yedi tepeli’ yere kurmaya karar vermiş. Böylece kısa sürede kurulan bu şehir de adını ilk kurucusu olan Bizans’tan almış.
Tarih boyunca İstanbul’un en büyük probleminin su olduğuna ve Topkapı Sarayı’nın bahçesinde 20’den fazla sarnıç olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Demir, dünyanın ilk ve en büyük barajları olarak Çarşamba Çukurbostan, Fındıkzade Çukurbostan ve Karagümrük Vefa Stadı’nın bulunduğu yeri gösteriyor. Bir iddia şehri olarak tanımladığı ‘Şehirlerin sultanı, sultanların şehri’ İstanbul’un (Tarihi Yarımada) başlangıçta aslında bir proje olduğunu söyleyen Demir’in ifadesiyle, doğunun en batısı, batının en doğusudur İstanbul. 8500 senelik yerleşik tarihiyle bilinen 125 hükümdar, üç medeniyet ve imparatorlukla dünyayı buradan yönetmiş, tarihini burada yazmıştır.

DÜNYANIN MERKEZİ SULTANAHMET

Bir sonraki durak: Dünyanın merkezi. Kim bilir siz de bizim gibi kaç kere geçtiniz yanından, dünyanın sıfır noktasında olduğunuzu bilmeden. Sözünü ettiğimiz yer, bir süre önce İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın yaptırdığı düzenlemeyle ortaya çıkardığı Doğu Roma’dan kalma bir anıt: Million Taşı. Eskiden seyyahlar, gezginler, tacirler dünyada bulundukları konumlarını belirlemek için Sultanahmet’teki Million (sıfır taşı) Taşı’na uzaklığına göre kendilerini konumlandırırlarmış. Anlayacağınız, Greenwich hikâye. Dünyayı kuzeyden güneye, doğudan batıya böldüğünüzde, zamana da bakarsanız dünyanın merkezi İstanbul.
Roma, Bizans ve Osmanlı’nın, medeniyetlerin yarıştığı topraklar Tarihi Yarımada... O medeniyetlerin kendilerine ait en iddialı eserlerini koyduğu, birbiriyle yarıştığı yer... Küçücük bir şehirde üç medeniyete ait iddialı eserlerin bulunmasının nedeni işte bu yarıştır. Mesela Ayasofya... 1500 yıldır dünyanın en büyük ve önemli anıt eseri. “Düşünün” diyor Demir anlatırken. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne atıfta bulunup, sözü günümüze getiriyor. Ve inceden, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın adını, tarihin ünlü isimleri arasına bakın nasıl koyuyor: “Ayasofya’yı Justinyen yapmıştır. Justinyen’den bin yıl sonra Kanuni Sultan Süleyman aynı bölgeye Süleymaniye Camii’ni, Bizans’la yarışmak iddiasıyla yapmış. Justinyen Ayasofya’yı yaparken Kudüs’e dönmüş, kendisinden 1500 yıl önce yaşamış Hz. Süleyman’a ‘Ey Süleyman ben seni geçtim’ demiş. Çünkü, Hz. Süleyman’ın Kudüs’te yaptırdığı mabetten daha muhteşem bir mabet yaptırdığı... Kanuni de, Justinyen’den bin yıl sonra Süleymaniye’yi yaparken, Justinyen için aynısını söylemiş. Marmaray da böyle iddialı bir proje. Ayasofya ve Süleymaniye, yer üstünde ve görünür halde. Ancak, Marmaray Projesi’nin su altında olması onun ne kadar önemli ve iddialı bir proje olduğunun görülmesini engelliyor.”

DÖRDÜNCÜ SUR: KANALİSTANBUL!

İstanbul’da birinci sur, Suri Sultani. Yani, Topkapı Sarayı’nın surları. İkinci sur ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin duvarının dibinden Etyemez Tekkesi’nin bulunduğu yere uzanan Teodos Surları. Zaman içinde şehir büyüyünce surlar genişletilmiş ve üçüncü surlar olan Yedikule ile Ayvansaray arasındaki surlar yapılmış. Başkan Demir, 5. Yüzyıl’da, Doğu Roma
İmparatoru II. Theodosius tarafından yaptırılan Tarihi Yarımada’daki toplam 22 kilometre uzunluğundaki surların sınırlarını genişletip, ilginç bir iddiada bulunuyor. Demir, İstanbul’un dördüncü suru olarak, Başbakan Erdoğan’ın çılgın projesi, ‘Kanal İstanbul’u gösteriyor. Ama şehrin maneviyatının sadece bu abidevi yapılardan kaynaklanmadığını söylüyor Demir. Ona göre bu şehir üç semavi dinin ibadethanelerini, azizlerini, erenlerini, evliyalarını da bağrında saklar. Sahabelerin, Nimel- Ceyş, çağ açan çağ kapatan imparatorlukların ayak izleri vardır bu şehirde. Eyüp Sultan’lar, Sümbül Efendi’ler, Gül Baba’lar, Aziz Mahmut Hüdai’ler,
Merkez Efendiler şehrin maneviyatına maneviyat, ruhuna ruh, değerine değer katar.
Fatih’ler, Yavuzlar, Süleyman’larsa hedef koyar, ufuk açar.

Kapalıçarşı’nın hanları otel oluyor

Kapalıçarşı’da, Ali Paşa Han, Yüncü Han, Sarnıçlı Han başta olmak üzere 27 han, Fatih Belediyesi tarafından restore ediliyor. 1 milyon 650 bin lira bedelle ihale edilen 7600 metrekarelik alanda, 8 han ve 634 dükkân bulunuyor. Proje alanında yer alan han yapılarının röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri onay almak üzere Yenileme Kurulu’na sunuldu.
BODRUM HAN: Bodrum Han günümüzde depolar ve ticari satış birimlerini barındırıyor. Ali Paşa Han ve Camili Han’da olduğu gibi cephe düzeni korunuyor. Hanın Kapalıçarşı içinden olan özgün girişi tutulmuş, Çadırcılar Caddesi’nden olan olan girişi ise nitelikli bir hale getirilmiş. Engelli erişiminin sağlanabilmesi için avluda katlar arası çalışan şeffaf bir asansör eklenmesi önerilmiş. Bodrum Han hücrelerinin geleneksel ticarete hizmet eden satış birimleri olarak düzenlenmesi öngörülmüş.
SARNIÇLI HAN: Sarnıçlı Han’ın avlusunun ortasında çay ocağı olarak kullanılan bir şadırvan bulunuyor. Hanın diğer katları genellikle tekstil firmaları tarafından dükkân olarak kullanılıyor. Tarihi Yarımada hanları ticaret özelliğinin yanı sıra, ikamet amacıyla da kullanılıp, günümüz otellerine benzer bir işlev göstermişler. Bu bağlamda plan şeması otel işlevine oldukça uygun olan Sarnıçlı Han’ın, otel olarak yaşatılması önerilmiş.
Projede yapının plan ve cephe düzenine genel anlamda sadık kalınmış. Revak düzeni ve avlu korunmuş ancak işlevin gerektirdiği plansal düzenlemeler yapılmış.
Sarnıçlı Han’ın avlusunun cam strüktürlü hafif bir sistemle örtülmesi önerilmiş. Hanın avlusunun altında, avluya diyagonal durumda bulunan sarnıç yapısının ise sadece gerekli temizleme işlemleri yapılarak özgün haliyle bırakılması, giriş basamaklarının avlu kotuna göre ayarlanarak tonozlu girişinin ortaya çıkarılması öngörülmüş. Sarnıcın otel işlevini destekleyen, mutfak hizmetleri gerektirmeyen hafif servisin yapıldığı, tarihi yapı algısını güçlendiren atmosfere sahip bir mekân olarak değerlendirilmesi düşünülüyor. Yeniden fonksiyonlandırılarak, birinci derece anıt eser niteliğinde olan Bodrum Han ve Sarnıçlı Han’ın hayata kazandırılması ve ticari hayatın da canlanmasını sağlayarak sosyal olgular ile bütünlük teşkil ederek Kapalıçarşı’nın ekonomik, kültürel, tarihsel ve sosyal
açıdan daha da fazla ivme kazanması amaçlanıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle