"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İddia ediyorum

İKİ uzman konuşabildi.

Sadece iki uzman...

- İkisi de “Gece bomba sayımı mı olurmuş” dedi.

- İkisi de “Böyle kaza olmaz” dedi.

- İkisi de “Akıl almaz bir olay” dedi.

- İkisi de “Felakete davetiye çıkarılmış” dedi.

İddia ediyorum:

Bu tür uzman konuşmalarını bundan böyle pek duyamayacağız.

* * *

Genelkurmay’ımız mutat olunduğu üzere buz gibi bir açıklama yaptı.

- “Şu tarih ve şu saatte falanca yerde konuşlu falanca komutanlıkta yapılan çalışma esnasında... ”

- “Bilinmeyen nedenle patlama meydana gelmiş olup...”

- “Patlama sonucu 25 askeri personel şehit düşüp...”

İddia ediyorum:

Genelkurmay açıklamasında söz konusu edilen “bilinmeyen neden”, bir asır sonra bile “bilinen neden” haline dönüşmeyecek.

* * *

‘Sayın Bakan’ ise şaşırtmadı.

- “Takdiriilâhi”ye işaret etti.

- “Oluyor böyle vakalar... Hindistan’da, Pakistan’da falan...” dedi.

- Şehitlerden “tane” diye söz etti.

İddia ediyorum:

Biz hep birlikte kısa bir süre “takdiriilâhi”, “Hindistan-Pakistan” ve “tane” üzerinden küçük çapta polemikler çevireceğiz ama ölenler öldükleriyle kalmış olacak.

* * *

Klişe cümleler,lügat paralamalar birbiri ardına gelecek:

- Ciğerler yandı.

- Yürekler dağlandı.

- Feryatlar yükseldi.

İddia ediyorum:

Üç gün sonra her şeyi ama her şeyi unutup “Hayat devam ediyor” diyeceğiz.

 Yastayız

ANLAŞILDI ki:

Kısa süreli yaslar kurtarmayacak.

O halde...

Memleketin kapısına...

Hiç çıkarmamak üzere...

Şu tabelayı asabiliriz:

“Yastayız.”

61 ölü daha

 BURADA biz beşer onar ölürken...

Suriye ve Irak’tan İngiltere’ye gitmek için yola çıkan mülteciler de...

Gelip sınırlarımız içinde öldüler.

31’i çocuk 61 kişi...

Böylece...

Dün itibariyle bilanço şöyle oldu:

25 şehit.

61 zavallı mülteci.

* * *

Bir yer “yaşanılacak yer” olmaktan çıkarsa “ölünecek yer” olurmuş.

Pazarlık

HÜKÜMET yanlısı diyor ki:

Meydana gelen her elim olayı hükümete vurmak için kullanmayın.”

Tamam...

Kullanmayalım.

* * *

Ama bir şartımız var.

Hükümet yanlısı da...

Meydana gelen her elim olayın ardından...

"Hükümetimizin ne suçu var?/Allah böyle takdir etmiş./Hükümete laf eden PKK ile aynı saftadır./Hep birlikte hükümetin arkasında durma zamanı” gibi cümleler
kurmayacak.

Tamam mı?

Anlaştık mı?

Ağla sevgili yurdum

ELİNDEN bir şey gelmiyor.

Bari ağla sevgili yurdum.

Ağla...  Ağla...

Belki açılırsın.

Bakanlarımıza felaket sonrası demeç dersleri

 SAYIN bakanlarımız.

Bir felaketin hemen ardından...

Yani milletin canı burnunda iken...

Çıkıp da...

- Çok güzel öldüler.

- Allah’ın takdiri...

- Ne var yani? Uganda’da da aynısı oluyor.

- El bombası yere düşmüş, sonracığıma patlayıvermiş...

- Allah kalanları bize bağışlasın.

- Deprem çadırları saray gibi...

- Bu işte hükümetimizin hiçbir kusuru yoktur.

- İstifa mı? Ne istifası?

Türü açıklamalar yapmayın.

Çok ama çok itici oluyorsunuz.

Hem milletin sinir katsayısını arttırıyorsunuz, hem de “AK Parti’li bakanların fantastik beyanları” külliyatına yeni sayfalar eklemiş oluyorsunuz.

* * *

Biliyorum, şimdi bana dönüp “Eleştirme, yol göster” diyeceksiniz.

Hemen göstereyim.

Şu 7 şeyi yapmayı deneyin:

BİR: Felaketlerin ardından mümkünse arazi olunuz.

İKİ: Arazi olamadınız ve iş başa düştüyse kederli bir yüz ifadesiyle kameraların karşısına çıkınız.

ÜÇ: “O kadar üzüntülüyüm ki şu anda konuşamayacağım” deyiniz.

DÖRT: Hatta kameralar karşısında bir-iki damla gözyaşı falan dökünüz.

BEŞ: “Araştırıyoruz, her ihtimali değerlendiriyoruz” türü iddialarda bulununuz.

ALTI: Örneklerinizi Doğu ülkelerinden değil, Batı ülkelerinden veriniz. Batı’dan örnek veremiyorsanız örnek verme işinden vazgeçiniz.

YEDİ: Danışmanlarınıza “felaket sonrası söylenecek sözler” başlıklı bir kitap hazırlatınız.

Daimi ölümler ülkesinde köşe yazarlığının raconu

DÜN bu köşede bir duyuru vardı.

“Hepsi ve daha fazlası yarın bu köşede
” diye biten.

* * *

Bugün anladım ki:

Daimi ölümler ve daimi felaketler ülkesinin bir köşe yazarı olarak, sanki İsveç’te kalem oynatan bir köşe yazarı gibi davranmışım.

Gecenin neler getireceğini zerre kadar hesaba katmamışım.

Ne sersemlik!

Ne budalalık!

Oysa daimi ölümler ve daimi felaketler ülkesinde köşe yazarlığı yapmanın bir raconu vardır:

- Planlama yapmayacaksın.

- Vaatte bulunmayacaksın.

- Neşeye, kahkahaya, eğlenceye, mavraya kendini kaptırmayacaksın.

- Hazırlıksız yakalanmamak için her daim elemli ve kederli bir ifadeyi çıkınında hazır tutacaksın.

- Elinin altında sıklıkla müracaat etmek için hep bir “şehit dili ve edebiyatı” kitabı olacak.


* * *

Dersimi aldım.

Ediyorum ezber.

 

X