Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İcra ile çocuk görmek

Geçen gün çocuğunun eski eşi tarafından kaçırıldığını iddia eden bir anneden gelen epostayı sizlerle paylaşmıştım. Bunun üzerine bana iki erkek okurumdan aşağıdaki epostalar geldi.

Epostaları gönderen okurlarımın ikisi de baba, eşlerinden boşanmışlar, çocuklarının velayetleri de anneye verilmiş. Ancak sorun şu ki anneler çocuklarını babalara göstermemek için her türlü yolu deniyor ve üstelik de bu son derece yasal. Bu olaylarda da mağdur olan babalar.

Her olayın iki yüzü var biliyorsunuz, bu nedenle bu babaların da seslerini duyurmak istedim.

İşte bu babalardan gelen epostalar.

Sayın Ayşe ARAL Hanımefendi,

Bugünkü yazınızı binlerce boşanmış baba olarak okuduk ve aşağıdaki bilgileri verme ihtiyacı duyuyoruz. Aşağıdaki yazı ve savunmamızı çocuğunu kaçıran baba adına haber olarak yayınlayabilirsiniz. Babayı tanımamaktayız ancak çektiğimiz çile aynıdır. Benzer olayların olmaması için yaptığımız mücadelenin ilgili bakanlıklarca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Babanın yaptığı muhakkak adalete/kanunlara aykırıdır ancak kök nedene inmek gerek, Bu kaçırma olayını doğuran şartlara inmek gerek.

Öncelikle sizlere kendimi tanıtmak isterim, Adım İlker K., Makine mühendisiyim, yaklaşık 7 senedir çocuğumu icra ile yolu görmekte, çoğunlukta da görememekteyim.

Benim gibi binlerce aynı durumda olan Boşanmış Babalar Platformu’nun bir üyesi, www.ortakvelayet.com adlı sitenin de editörüyüm.

2005 yılında eşimden ayrıldım, o zamanın şartlarında 98 doğumlu olan oğlumun velayeti annesine verildi ve mahkeme kararına göre de görüş günleri belirlendi.

Ancak annesi bu görüş günlerine uymayarak boşanma sonrası intikam duygularını oğlum üzerinden bana uyguladı, (binlerce babanın olduğu gibi).

Mahkeme kararlarına rağmen çocuğumu benden kaçırdı ve göstermedi.

Son birkaç senedir icra ile çocuk görmenin yasal ve etik olmadığı konusunda çalışmalarımız vardır. Bu konuda da TBMM İnsan hakları komisyonuna başvurularımız oldu, şu an için bu başvurularımız değerlendirme aşamasındadır.

12 Eylül referandumlu anayasada 41. Maddede değişiklik yaptıran ekibin içerisindeyiz.

Şu an için ise bu anayasaya eklettirmeyi başardığımız ancak kanunda sayın hâkimlerimize bir türlü uygulattıramadığımız ortak velayet (çocuk yararına en iyi durum) konusunun yasalaşması ve icra ile çocuk görmenin kalkması ve çocuğunu göstermeyen, babadan kaçıran annelerin caydırıcı cezalar alması konusunda çalışmalarımız ve fikirlerimiz vardır.

Bu konuda çeşitli gazete ve tv programlarına çıkmaktayız.

facebook boşanmış babalar grubu

Bu konuda Aile Bakanlığı’na yüzlerce kere başvuruda bulunduk ancak sayın bakanımızın ilgisini bir türlü çekemedik. Aile bakanlığına yazdığımız her yazı, başvuru cevapsız kalmıştır.

Biz boşanmış babaların sabrı artık kalmamıştır. Yakın bir zamanda Ankara’da Aile Bakanlığı önünde bir basın bildirisinde bulunacağız.(valilik ve Ankara emniyetine bilgi verilmiş olup gerekli izinler alınmıştır).

Aynı basın bildirisini dikkat çekmek için Adalet Bakanlığı önünde de yapacağız, (gerekli izinler alınmıştır).

Sayın Ayşe ARAL; Bir baba eğer çocuğunu kaçırdıysa altında yatan sebepler muhakkak araştırılmalıdır. Eğer anneler çocuklarını göstermezse, kaçırırsa, sonunda da evlat acısına dayanamayan babalar da anneyi ve ailesini bu şekilde cezalandırabiliyor, neden mi? Türk adaletinin annelere yapamadığını babalar yapıyor ve sonrada adı adaletsizlik oluyor ve ceza alabiliyor,

Çocuğunu görüş gününde göstermeyen kaçıran anne 1 ay tazyikli hapis alıyor (6 aylık mahkeme ardından) ondan sonraki hafta çocuğu gösterip hapis kalkıyor, sonra gene göstermeyip bir 6-8 ay daha çocuğu kaçırıyor ve bunun adı adalet oluyor, Çocuk kaçırma, psikolojik şiddet, mahkeme kararlarına uyma olmuyor. Baba kaçırınca tü kaka oluyor,

Bu konuda Aile Bakanlığı-Adalet Bakanlıkları ile görüşmeler peşindeyiz, kadın bakanı bizi pek takmıyor, (aile bakanı diyemiyorum) , Adalet Bakanlığı konuyla oldukça ilgili, kanunlar genel müdürlüğünden konu hakkında yaptığımız kanun değişikliklerine dönüş oldu, kendileri ile en kısa zamanda görüşeceğiz, isterseniz sizi de bu görüşmeye davet ederiz.

Biz boşanmış, çocuklarını göremeyen mağdur babalara, babalık haklarını isteyen babalara yardımcı olmanızı rica eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Sizlere bu konuyla ilgili hazırlanmış ekteki bilgileri yollamaktayım.

Mevcutta TBMM insan hakları komisyonuna başvurularımız mevcut, yakın zamanda bu konuyla ilgili AİHM’ye de başvurularımız olacaktır. Aynı zamanda aleyhimizde çıkan bazı mahkeme kararlarını kanun yararına bozma çalışmalarımız bulunmaktadır.

Saygılarımla.

İlker K.

Makine Mühendisi

………….

AH BU BOŞANMA SAVAŞLARI YAZINIZ

Ayşe Hanım,


Yazınızı okudum. Boşanması davası 1 yıl önce bitmiş, eşi tarafından mahkemelerde sürüm sürüm süründürülmüş eski bir eş ve babayım.

Eski eşim tazminat alabilmek için beni defalarca savcılığa şikâyet etti. Pozitif ayrımcılık adına yaratılan tüm hukuk kurallarını en art niyetli biçimde kullandı.

Evim alındı, haksız yere bir sürü ceza yedim, maaşımla orantılı olmayan bir tazminat cezası ödemek zorunda kaldım. Ama bunların en kötüsü oğlumun bana gösterilmeyişi oldu.

Düşünün sadece bir mahalle ilerimde oturan, otobüsle geçtiğimde oğlunu parkta oynarken gören ama yanına gidip oğlunu göremeyen bir babayım. Görmek için gittiğimde hemen polis çağırılıyor, mahkemelerde dosyalarımız haliyle çoğalıyor.

Billur Hanım kendisi yazmış zaten çocuğu icra kanalı ile almasını istedim diyor. İcra kanalı ne demek; kadınların durumu iyi olmayan babalardan çocukları kaçırmak için seçtiği bir yol.

İcra memuru çağırıyorsunuz, polis çağırıyorsunuz, izin çıkarıyorsunuz bunca evrak sonrası bir de bu kadar memurun harcını ödüyorsunuz. 300-400 lira para.

Çıkan yasalara bakın erkeklerin tüm haklarını gasp ederken hukuka dayalı devlet destekli kadın terörü yaratılıyor.

Çocuğunu kaçıran o babanın malını, maaşını almışlardır. Tazminatı da iç etmişlerdir, üstüne birde evladını göstermiyorlardır. Adam da o bunalım ve çaresizlik içinde en sevdiği şeye ulaşmaya çalışarak çocuğunu kaçırmaya çalışmış.

Sorun bakalım size bu mektubu yazan kadına çocuğunu görmemeye daha kaç gün dayanabilir? Sonra da hırsları yüzünden çocuğunu mahkemelerde koz olarak kullanan, daha fazla tazminat alabilmek için çocuğu erkeğin üzerinde sinir aracı olarak kullanan kadınlara dönün ve sorun; “sizler bu adamlara yaptığınızın ne kadarına dayanabilirdiniz?”

Bakın daha bir kaç gün olmuş nasıl da perişan olmuşlar. Acaba çocuğu babaya istediği zaman gösterselerdi işler buraya kadar gelir miydi? Tabi gelmezdi ama o zaman da ne tazminat alabilecekleri karakol kayıtları olurdu, ne de adamı sindirebilmek için ellerinde kozları.

Çıkan yasalar kadını korumuyor. Sadece erkeği eziyor. Ezdiği erkek de demokrat erkekler.

Avukatların bile aklımız almıyor dediği, bu kadarına da pes dedikleri, tek taraflı ve onur kırıcı bu yasalar hızla Türkiye’nin aile yapısını bozuyor, diğer taraftan siyasi yaşamı dahi etkiliyor.

Unutmayalım ki orta çağda cadı diye insanların bu kadar çok öldürülmesinin esas nedeni suçlayanın, suçladığı kişi öldükten sonra mirasını almasından kaynaklanıyordu. Şimdi de aynı şey var suçlayan kadın mal, mülk ve çocuğu alıyor ve yasalardan tek etkilenen erkek grubu da mavi ve beyaz yakalılar oluyor. Kadın haklarını işlerken sizden isteğim; internetten kadın terörünün mahkemelerde nasıl azgın bir hal aldığını araştırmanızdır.

İyi Çalışmalar

Kemal A. K.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI