"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

İçişleri Bakanı o telefonu açınca Mehmet kardeşim acaba ne hissetti

ÇORLU’dan gelen bir haberde görmüştüm. Bir fotoğraf...

İçişleri Bakanı o telefonu açınca Mehmet kardeşim acaba ne hissetti

Sıcacık bir sahne...
Kendi çocuğuna sarılmış gibiydi.
Araba büyük bir gürültüyle bariyerlere çarpıp durmuştu.
Baba şok. Anne şok...
2 yaşındaki Esma bir patlamayla uyanmış, çığlık çığlığa ağlıyordu.
Anne susturamadı, teskin edemedi...
Çünkü o da şoktaydı.
Baba çaresiz...
İşte o zaman geldi jandarma eri Mehmet...
Baktım... Fotoğraf kareleri önümde akıyordu.
İlk karede bir jandarma arabanın içine dalıyor.
İkinci karede minik Esma jandarma erinin kollarında.
Bağrına basıyor ağlayan çocuğu...
Anne susturamıyor. Ama jandarma eri konuşa konuşa sakinleştiriyor Esma’yı...
Üçüncü karede bir baba şefkatiyle minik yavruya sarılan jandarma eri...
Su veriyor. Teskin ediyor...
Ben adını bilmiyordum.
O insanın sıcaklığını yazdım yalnızca...
“İşte böyle ‘Mehmet’lerimiz de var” demek için.
Yalnızca “Biber gazlarını, copları değil, bunları da görmek gerekiyor” demek için...
“Acaba” dedim, “İçişleri Bakanı arasa bu genç arkadaşımı...”
Yazının çıktığı gün, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in basın danışmanı Mesut Bey aradı.
Güler okumuş...
Duygulanmış ve aramış...
Adı Mehmet Akyüz...
Yani Mehmetçiğin adı Mehmet...
Sıcacık bir Mehmet... Hepimizin Mehmet’i...
Ve en az onun kadar önemli olan bir şey var...
O sıcacık bir fotoğrafı görüp, bir jandarma erini arayıp gözlerinden öpen bir içişleri bakanı varsa...
Bunu bilmek lazım dedim.
Bunu düşünmek lazım...
Çünkü bize giderek kaybetmeye başladığımız o duygu lazım...
Yani özetle diyorum ki...
Öfkeyi ve nefreti saygıyla kurutup...
Birbirimizin farkına varabilmek için...
Bir şiir okur gibi yaşamak lazım...

ANKARA’DAKİ ANTARKTİKA

BEN denizciliği Osman Atasoy ve Meriç Köyatası’ndan öğrendim...
Sadun Abi’den dinledim, okudum ve hissettim...
Şimdi Osman Atasoy, bizim gibi deniz sevdalısı iki isimle önemli bir işe koyuldu...
Binali Yıldırım ve Suat Aka...
Herkes onları icraatlarıyla tanır. Kilometrelerce yol... Hava, kara yatırımları... Telekominikasyon hizmetleri. Kısaca hizmet âşıkları...
Ama ben denizciliklerini de severim.
İşte onlar TÜBİTAK’ta bir araya geldiler...
Antarktika’da bir Türk bilim üssü kurulması için...
“Türk Kutup ve Okyanus Araştırmaları Programı Yürütme Komitesi” (Osman Atasoy, Prof. Bayram Öztürk, Prof. Temel Oğuz, Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek, Faruk Okuyucu, Sibel Karasu)...
Binali Yıldırım destek verdi. Suat Hayri Aka yol verdi...
Denizciler ve bilimadamları dümene geçti...
Dünyanın 30’uncu büyük devleti olarak Türkiye’nin bayrağı Antarktika’ya dikilmek üzere...
Vira bismillah...
Hayırlı olsun..

X