« Hürriyet.com.tr
MENÜ

İçinden cumhur geçmeyen cumhuriyet her durağa uğramaz

80. yaşında artık genç olmayan rejimimizin, ne olduğu, ne anlama geldiği konusunda ülkede fikir birliği yok. Adeta adını aldığı cumhurun önemli bir bölümüne Cumhuriyet'in bazı kompartmanlarında yer yok!

Cüneyt ÜLSEVER
SON GÜNCELLEME
Hiç şüphe yok ki, 20. yüzyılda Türkiye'nin en büyük kazanımı cumhuriyettir.

Nitekim, hemen tüm saha araştırmaları, tarihsel olarak din ağırlıklı partilere oy veren vatandaşların bile yüzde 70-75'inin ‘‘Cumhuriyet'in kazanımlarının, kaybettirdiklerinden fazla olduğunu’’ düşündüklerini vurguluyor.

*

Ancak, 80. yaşında artık genç olmayan rejimimizin, ne olduğu, ne anlama geldiği konusunda ülkede fikir birliği yok.

Adeta adını aldığı cumhurun önemli bir bölümüne Cumhuriyet'in bazı kompartmanlarında yer yok!

Sanki Cumhuriyet ‘‘birilerinin’’, ve ‘‘birilerinin’’ lütfettiği kompartmanlarda ‘‘diğerlerine’’ yer var.

Neden?

80 yıllık Cumhuriyeti hálá tam olarak anlamadık ondan!

*

Cumhur, Bağımsızlık Savaşı'nı beraber yaptı.

Ressamlar, başı örtülü kadınları sırtlarında taşıdıkları mermiler ile resmederek bize Bağımsızlık Savaşı'nın ruhunu anlattılar.

Ancak, savaş bittikten, bağımsızlık kazanıldıktan sonra yollar bir anlamda ayrıldı.

İyi niyetlerinden zerre kadar şüphe etmediğim elit cumuhura don biçti, bu donu da alel acele yorgun cumhura giydirmeye çalışıyordu.

Acele etmezlerse cumhurun başkalarının peşine düşmesinden korktular.

*

Elitin gözünde cumhur, Cumhuriyet'i hak ediyor ama vesayete ihtiyaç var.

‘‘Yorgun ve cahil cumhur kendisi için neyin iyi olduğunu kendisi seçemez, o halde onun adına biz seçim yapalım.’’

*

Ben Cumhuriyet kuran elitin cumhur adına seçtiklerinin büyük çapta doğru olduğunu düşünüyorum.

Ama, üç noktada yanıldılar.

1) Acele ile yeni değerler sistematiği (Cumhuriyetçi referans) kurulamaz.

2) Kurulsa dahi aceleye gelen değerler sistematiğini kitlelere benimsetmek çok zordur.

3) Üstüne üstlük, tarihsel olarak cumhurun kendisine seçtiği, candan benimsediği değerler sistematiği (İslami referans) ret edilerek / rakip görülerek yeni bir değerler sistematiği kurulamaz.

*

Tabii ki, yeni değerler sistematiğine tepki duyanlar, bunu yıkmak isteyenler (şeriatçı referans) her zaman vardı.

Ancak Cumhuriyetçi elitin en vahim hatası çoğunluğun benimsediği ‘‘İslami referans’’ ile muazzam ufak bir azınlığın yapıştığı ‘‘şeriatçı referansı’’ birbirine karıştırmaktır.

*

Giderek paranoyaya dönüşmüş bu akıl karışıklığı Cumhuriyet'i tek başlarına temsil ettiğine inanan elitin bugün hala en tepesinden en alt noktasına kadar geçerlidir.

İşte bu paranoya da Cumhuriyet'in en önemli değeri olan ve tüm inançları en doğru çözümle mezc eden ‘‘laik yönetimi’’ büyük çapta yaralıyor.

Cumhuriyetçi elit bugüne dek laikliği kendisi anlayamadı, anlamadığı için de ne cumhura anlatabildi, ne de doğru dürüst uyguladı.

Sadece dayattı!

Dayatılan laiklik de giderek cumhura aba altından sopa gösterme güdüsüne kurban edildi.


FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA


Çocuk ve Allah

Üfleme bana anneciğim korkuyorum

Dua edip edip, geceleri.

Hastayım ama ne kadar güzel

Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri


AHMET ARİF


Hasretinden Prangalar Eskittim

Ard-arda kaç zemheri,

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...

Bir ben uyumadım,

Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.

Saçlarına kan gülleri takayım,

Bir o yana,

Bir bu yana...


FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL


Han Duvarları

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...


AHMET KUTSİ TECER


Orda bir köy var uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.


CAHİT SITKI TARANCI


Otuz beş yaş şiiri

Yaş otuzbeş! yolun yarısı eder,

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak yakarmak nafile bugün

Gözünün yaşına bakmadan gider.


NAZIM HİKMET


Kerem Gibi

Ben yanmasam

sen yanmasan

biz yanmasak,

nasıl çıkar

karanlıklar

aydınlığa...


AHMET MUHİP DRANAS


Fahriye Abla

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.

O afyon ruhu gibi baygın mahalleden

Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen;

Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen

Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla

Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye abla!


ORHAN VELİ


Kitabe-i Seng-i Mezar

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar;

Hattá çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi;

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama Allahın adını,

Günahkar da sayılmazdı.

Yazık oldu Süleyman Efendi'ye


ATİLLA İLHAN


Ben Sana Mecburum

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular


YAHYA KEMAL BEYATLI


Akıncılar

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Bunları da Beğenebilirsiniz