İçimde kalan sorular

Haberin Devamı

İçimde kalan sorular

Ruhen barışçı bir hareketti…

 

İçimde kalan sorular

Maalesef ölenler, yaralanalar oldu…

 

İçimde kalan sorular

Kendi dilini, mizahını geliştirdi…

 

 

Haberin Devamı

İçimde kalan sorular

 

Kötü yönetilince faizler son 10 ayın en yükseğine fırladı..

***

İki haftada bir sürü röportaj izledik.  Muhtelif bakanlar çıktılar süreçle ilgili düşüncelerini anlattılar.  Soruları cevapladılar.
Bu arada Başbakan da pek çok konuşma yaptı ve o da muhtelif sorulara muhattap oldu.  Ustalıkla cevapladı hepsini. 
Yöneltilen sorular beklendiği üzere sorunluydu. Çanak sorular olacaktı elbet. 
Ama verilen cevapların doğurduğu yeni sorulara girilmez mi hiç?
Kandırmaya teşebbüs hissedildiğinde müdahale edilmez mi?
Sebep sonuç ilişkilerindeki çarpıtmalara itiraz gerekmez mi?
Hep biz mi sinirlenmek durumundayız?  Başbakanı sinirlendirebilecek soruları sormak bu kadar mı imkansız?
Hayal bu ya, ben orada olsaydım ne sorardım diye düşündüm.  İşte sorularım:

*** Sayın Başbakan, bir süredir siyasette sert bir üslup kullanıyorsunuz, ben buna “öfke siyaseti” diyorum.  Merak ettiğim şu:  Yumuşsanız oyunuz %50’nin altına mı düşer?
*** Gezi Parkı protestolarını ne yolla izliyorsunuz?  Size rapor mu geliyor yoksa bizzat TV yayını falan izlediğiniz oluyor mu?  Bilgi akışının sağlıklı olduğundan emin misiniz?
*** Ölen ve yaralanan insanlar için neler söylemek istersiniz?
*** Ak Parti herhangi bir sosyal medya ajansıyla çalışıyor mu?  Sosyal medyaya baş belası dediniz ama herhalde meselenin bu kadar basit olduğunu düşünmüyorsunuzdur.
*** Çocuklarınız ne düşünüyor bu süreçle ilgili?  Bu konuyu kızlarınızla veya Emine Hanımla konuşma imkanınız oldu mu?
*** Gezi hareketi kendine has bir dil geliştirdi.  Kendi mizahını yarattı. Bunları size raporladılar mı?
*** Siyasi partilerin Gezi hareketi karşısında yetersiz kaldığını söyleyenlere ne dersiniz?
*** Ak Parti Gençlik kolları açısından çok güçlü bir parti.  Bundan sonra partinizdeki gençlere daha fazla şans tanımayı, onlarla daha iyi bir iletişim kurmayı düşünüyor musunuz?
*** Şu faiz lobisi Başbakanım, ne onlarla oluyor ne onlarsız gibi bir durum var.  Bu kadar cari açık verirken lobiyle iyi geçinmek daha doğru değil mi?
*** Keza küresel aktörlerle çatışmak, özellikle böyle bir ekonomik iklimde, ülkeyi zaafa uğratmaz mı?
*** Ekonomik kriz teğet geçecek dediğinizde acı acı gülümsemiştim. Haklı çıktınız. Barış sürecine kalkıştığınızda yine imkansız görünmüştü. İlerleme oldu sevindim.  Bu büyük hikayelerde bu kadar isabet kaydettikten sonra, Gezi gibi nispeten küçük bir hikayede işin ruhunu ıskalamak neden kaynaklandı sizce?  

 

Haberin Devamı

İKTİDAR PARTİSİNİN KURUMSAL AKLI

Başlangıç günlerinde Ak Partinin kafasında bir hedef var, bu süreci sert geçerek o hedefe doğru gitmek istiyor diye düşündük.  Başbakan gibi yılların siyasetçisinin olayları anlamaması mümkün değildi.
Bu analiz çok yanlış olmasa da yetersiz kaldı.  Bu kadar sertliğin başka nedenleri de olmalıydı. 
Görünen o ki Ak Parti ana hatlarını anlamış bile olsa bu isyana hazırlıksız yakalandı.  O yüzden gösterdiği refleks içgüdüsel olarak defansif oldu.
Muhtemelen bir süredir hükümete saldırı vehmi de taşıyorlardı.  Bu kendiliğinden gelişen Gezi hareketini o tetikte bekledikleri komplo girişimine yordular.  Sağlam duruş sergileyelim derken saçmaladılar.
Daha vahimi ise bu süreçte Ak Partinin en güçlü taraflarından olan “kurumsal aklın” epeyce bir zaafa uğramış olduğunu gördük.  2010 referandumundan çıkan evet partiye pek yaramadı sanki.  O günden bugüne özgüven şiştikçe şişti.  Başbakan = Ak Parti denklemi giderek koyulaştı.
Şimdilerde Vali’nin, Belediye Başkanının, İçişleri Bakanının, Dışişleri Bakanının yerine konuşan, onlar adına adımlar atan, sözler veren bir Başbakan görüyoruz.  Sahnede hep o.  O yüzden de bu isyan sadece onu görüyor, onu ciddiye alıyor. 
Daha önce partide dört beyin vardı.  Şimdi kaldı bir beyin ve o beynin yanındakiler.
İyi nabız tutan, esnek, halkıyla barışık bir parti böyle bir süreçte bu kadar çuvallar mıydı yoksa?

 

Yazarın Tüm Yazıları