Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

İçi titrer Hoca’mın bana

Kendisinden 22 yaş büyük antrenörü ile aşkı gazetelere konu olan Dünya 8'incisi milli atlet Süreyya Ayhan, Ayşe Arman'a konuştu.

Ayşe ARMAN
SON GÜNCELLEME
Siz bir süredir Süreyya Ayhan öyküsü izliyorsunuz. Ama o, başka bir şey yaşıyor. Bizim konuşmalarımıza giren Süreyya Ayhan ile Süreyya Ayhan'ın yaşadığı gerçek arasında bir farklılık var. O, Türkiye çapında bir koşucu değil. Gerek adale yapısı, gerek fiziği bunların çok üstünde.

Son 50 yıldır böyle bir atlet gelmemiş Türkiye'ye. Sahip çıkıldığında Türkiye'nin topçu ve popçu olmayan bir starı daha olabilir. Sakatlıklarıyla ilgilenilse, elinden tutulsa, antrenman olanakları yaratılsa, dünyanın önemli yarışlarında koşması sağlansa, kısaca adam gibi bir sponsoru olsa çok ama çok ileri noktalara ulaşabilecek bir atlet o. Bunca imkansızlık içinde Dünya Üniversiteler Şampiyonası 1'incisi, Olimpiyat 14'üncüsü ve dünya 8'incisi olmuş bir sporcu o. Az buz bir şey değil. 57 yıl sonra Türkiye Dünya Kupası'na gidiyor diye kıyamet kopuyor da, 50 yıl sonra Cahit Önel'den bu yana bir parlak yıldız daha doğuyor diye niye kimsenin kılı kıpırdamıyor? Evet, haberler yapılıyor, alkışlar tutuluyor, manşetler çekiliyor, sen aslansın deniliyor. Ama... Hepsi orada kalıyor. Bir Deniz Gökçe var Allah için! Bir de Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan. Ve tabii en önemlisi de antrenörü, Yücel Kop. Süreyya Ayhan'ın ‘‘Hoca’’sı. Onun verdiği desteğin maddi ölçüsü yok ve olamaz. Söylemek istediğim, orada dünya çapında yaratılabilecek bir mucize duruyor, farkında bile değiliz...


İçinizdeki koşma dürtüsünü ne zaman keşfettiniz?

-Bilmem, kendimi bildim bileli koşuyorum ben. Normal yürüyemem. Normal yemek de yiyemem. Hatta konuşamam! Babam da böyledir benim. Her şeyi koşarak yaparız. Çocukken erkekleri geçerdim. Hoşuma da giderdi. Onlardan bile güçlüymüşüm gibi.

Biri size ‘‘Koş, iyi para kazanırsın!’’ dediği için mi koşuyorsunuz, yoksa içinizden öyle geldiği için mi?

- Kimse bana, ‘‘Koş çok para kazanırsın’’ demedi. Koşunca huzurlu oluyorum, mutlu oluyorum. Biriyle kavga etmişsem daha da fazla koşuyorum. Sinirlerim yatışıyor. Şimdi yapınca adı idman oluyor!

ATLETİZMDEN KALDIM

Sizi ilk keşfeden kim?

- Antrenörüm. Yıllar önce, Çankırı'da Spor Eğitim Merkezi açacaklardı. 13'ünde bile değildim. Köy köy, ilçe ilçe geziyorlardı. İlçede birinci olmuştum ama denemede ilk üçe giremedim. Dördüncü olan da alınmıyor! Fiziğimin iyi olması nedeniyle Hoca beni de aldı.

Ne olup bittiğinin farkında mıydınız?

- Sonradan hayatımın kurtulduğunu anladım. O zamanlar sadece ve habire idman yapıyordum. O yaşta insanın aklı ermiyor ki.

Keşfedildiniz de ne oldu?

- Aile hayatım bitti, spor hayatım başladı. Yatılıydım. Yemeğim, okulum, çalışma saatlerim, idmanlarım hepsi programlıydı. Her sene daha iyi dereceler aldım.

Ondan sonra dünyanın bütün kapıları önünüzde açıldı mı peki?

- Yok canım, nerde! Kolay olmuyor öyle. Önceleri iki eşofman veriyorlar, seviniyorsun, daha hevesle çalışmaya devam ediyorsun. Önce grup sonra Türkiye Şampiyonu oluyorsun. 92'de başladım, 93'de Minikler Türkiye Rekoru'nu kırdım. O günden bugüne hiçbir kapının açıldığını görmedim. 94'de Hoca'nın tayini Gaziantep'e çıktı. O yıl ben de Ankara'ya yatılı lise eğitimi için gittim.

İdmanlar...

- Eee devam ediyor tabii...

Ama Hoca yok!

- O hep var! Uzaktayız ama olsun. Günde en az bir saat telefonla konuşuyorduk. Direktiflerini telefondan veriyordu. Hiç idman eksikliğim olmadı. Üçbuçuk yıl telefonda antrenman yaptık. Yeryüzünde böyle bir örnek yoktur yani! Antrenörü başında olanlar bu başarıları gösteremedi.

Sonra ne oldu?

- Üniversite. Kahramanmaraş'a geldim. Spor Akademisi'ne. Ee Hoca da Gaziantap'te. Artık telefon trafiği yerini yol trafiğine bırakmıştı. Her gün idman için Antep'e geliyordum. Saatler sürüyordu, minibüslerle filan. Olsun. Dört yıl da böyle devam etti. Herkes tabii spor hayatımın bittiğini söylüyordu. Kahramanmaraş'ta spor mu yapılırmış! Doğru dürüsüt koşacak bir yer olmamasına rağmen, ilk senemde yine en iyi koşumu yaptım. 19 Mayıs'ta şerit çekerler, ‘‘Bugün koşamazsın, şeritleri bozarsın’’ derler, soyunma odasını kullanmama izin vermezler. O kadar çok olumsuzluk yaşamama rağmen Dünya Üniversiteler Şampiyonası'nda birinci geldim. Kahramanmaraş Üniversitesi gurur duymalı değil mi, bir teşekkür dahi etmediler! Dünya Şampiyonası'nda 8. geldim, beni atletizmden sınıfta bıraktılar, ‘‘Ee madalya peşinde koşarsan böyle olur. Derslere devam etseydin’’ dediler. Allah’tan bir kaç dersim kaldı, yakında bitecek...

TÖRENDE UNUTULDUM

Şimdiye kadar yılmamış olmanız bile başarı...

- Engeller bu kadar değil ki. Say say bitmez. Olimpiyatlar'da Sidney'de gördük ki, bir sporcunun antrenörünün yanı sıra, masörü, doktoru, diyetisyeni var. Benim antrenörüm dışında zaten kimsem yok. O da neredeyse gelemiyordu! Son anda, biraz da basının zoruyla gelebildi. Bugüne kadar Deniz Gökçe dışında benimle ilgilenen bile olmadı. Ama iş ahkam kesmeye gelince, bayılıyorlar. Olimpiyatlar sonrasında, ‘‘50 yıldır senin gibisi gelmedi, Türkiye'ye dönünce olanlara sen bile inanamayacaksın’’ dediler. Hiçbir şey yapmadılar, ödül törenine çağırmayı bile unutmuşlar. Sonradan, Bakan Bey telefon açtı. Sakattım ne tedavi yaptırdılar ne maaş bağladılar. Bunca zaman sonra tedavi için Almanya'ya gidebiliyoruz.

Peki bu yoktan var edilişte antrenörünüzün payı ne kadar?

- Onsuz bütün bunlar olmazdı ki! Benim herşeyimle o ilgilenir. Antrenörümle olan iletişimim benim için başarının yarısı anlamına geliyor.

YASAK İLİŞKİ DEĞİL

13 yaşından beri birinin sürekli insanın yanında olması nasıl bir duygu?

- Güven, destek, şefkat, başarı, hırs, arzu... Hepsi. Ben kendimi hiçbir zaman güçsüz hissetmedim. Yalnız hissetmedim. Biri sana inanırsa daha kolay yaparsın. O bana hep inandı. 13 yaşından önceki yaşantımı zaten çok hatırlamıyorum, küçüktüm, ama sonrasında hep beraberdik.

Peki aşk... O ne zaman başladı?

- Bu konuda konuşmak bana zarar veriyor. Üstelik hiç inkar etmedim ki, yalandır demedim ki. Anlatması zor olan şu, kendiliğinden olan bir şey bu. Ekstra bir gayret sarfetmemize gerek kalmadı, öyle oldu. Hoca, benim hem antrenörüm, hem sevgilim, hem kardeşim, hem en yakın arkadaşım, hem de babam... Hepsi. İçiçe. Bu aşktan daha büyük bir şey. Tabii ki onun varlığı yaptığım işi olumlu etkiliyor. Ama yine de benim özel hayatımdan çok spor hayatımla ilgilenilmesi gerekiyor.

Bu ‘‘yasak ilişki’’ değil, aşk da değil. Ne peki?

- Çok daha fazlası! Biz burada bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. İnsanın kendisi için böyle söylemesi tuhaf olacak ama Çankırılı köylü kızından dünya çapında bir atlet yaratmaya uğraşıyoruz. Hedefimiz çok büyük, sadece bunun içinde aşk da var. Hayatımız otomatikman birbirine kenetlendi. İşi aşkla sınırlansanız herşeyi küçültmüş olursunuz. Biz normal sevgililer değiliz yani. Ben böyle bir aşkın sadece Türkiye'de değil, dünyada da bir örneğinin olduğunu zannetmiyorum. Kimse bizim kadar birbirine bağlı olamaz. Ama bir sorunumuz var, Hoca benden 22 yaş büyük ve evli olduğu için ailem kabul etmiyor. Etmeyecekler de. Babamla görüşmelerimiz kesildi, benim için çok değerlidir, haliyle üzülüyorum. Ama yapabileceğim bir şey yok.

HOCAMIN KARISI

Gelelim hedefinize. Kafanızdaki mucizeyi yaratabilmek için Yücel Kop yeterli bir antrenör mü? Yetersiz diyenler de var çünkü...

- Ne alakası var? Antrenörüm yetersizse, ben dünya sıralamasında nasıl oldu da ilk 20'nin içine girebildim? O kadar bilgisizse, Dünya Şampiyonası'nda nasıl 8. oldum? Herşey teknik donanım değil ki! Hoca'yla birlikte olmak, çalışmak benim tercihim. Aramızdaki duygusallığın bana getirdiği motivasyonun yeteri kadar farkında değiller. İçi titrer Hoca'mın bana.

Antrenörünüzün eşinin davranışı motivasyonunuzu kırıyor mu?

- Duygusal bir insanım, dolayısıyla etkileniyorum.

Peki ona hiç hak verdiğiniz oluyor mu? Ben onun yerinde olsam ne yapardım diye düşündüğünüz oluyor mu?

- 17, 18 yıllık yuvası bozuldu. Bir yere kadar haklı. Tamamen haksız demiyorum. Ama abartıyor. Kendisi söylüyor zaten, onları kimse ayıramaz diye. O zaman niye bu kadar uğraşıyorsun? Baktın aralarına giremeyeceksin, o zaman vazgeçeceksin. Ben öyle yapardım.

Varsayın ki evlendiniz, kafanızı nereye çevirseniz Hoca, sıkılmayacak mısınız?

- İyi de on yıldır zaten böyle yaşıyoruz! Hala çarşıya gittiğimde telefon açarım ‘‘Seni özledim, n'olur gel’’ diye. Sıkılacak olsaydık şimdiye kadar çoktan sıkılırdık. Müthiş bir ortak noktamız var tabii: Spor. Bazen korkuyorum, ‘‘Sporu bıraktığımda da benimle bu kadar ilgilenecek mi?’’ diye. ‘‘Bana bak sporu hiç bırakmam ona göre!’’ diyorum.

GÖZLERİNİ KAÇIRMA

Sporu bırakmaya niyetiniz yok ama yeteri kadar destek aldığınıza inanıyor musunuz?

- Hiç destek almadık ki. Şu anda Anadolu Hayat Sigortası'yla sponsorluk görüşmelerimiz sürüyor. Daha cevap gelmedi.

‘‘Yuva yıkan kadın’’ haberleri, zaten zar zor bulunan sponsorunuzu kaybetme korkusu yaşattı mı?

- Biraz endişelendim. Ama biz utanılacak bir şey yapmadık ki. Hoca'ya da söyledim, sakın kimseden gözlerini kaçırma, dik dik onların gözlerinin tam içine bak dedim.

Hayallerinizin arasında dünyanın en iyisi olmak var mı?

- Zaten hayalim bu. Benim de Hoca'mın da.

Hocam diyorsunuz hálá...

- Öyle alıştım çünkü. Spor camiasında ona ismiyle hitap edemem. Üstelik o hep benim hocam.


Hem kızım, hem arkadaşım hem sporcum, hem de aşkım

Hayatta beni rahatlatan tek şey Süreyya! Benden 22 yaş küçük olmasına rağmen en yakın arkadaşım. Sağlamdır, dürüsttür. Çok iyi bir sporcudur. Ben olmadığım zamanlar ki çok enderdir, 64 saniyede 10 tane 400 metre koşacaksa, bir bakarım fazlasını yapmış. İnanılmaz disiplinlidir. On yılda beni bir kere bile yanıltmadı. Süreyya benim hayatımın anlamı. Zannederim, ölümüm, Süreyya koşarken olacak. O kadar heyecanlanıyorum. Kronometreye basmayı unutuyorum. Zaman zaman ara derecelerini alamıyorum. O benim hem kızım, hem arkadaşım, hem sporcum, hem de aşkım.


AŞKTAN DA ÜSTÜN

Aşk diyorlar... Bu çok daha fazlası! Biz burada bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. İnsanın kendisi için böyle söylemesi tuhaf olacak ama Çankırılı köylü kızından dünya çapında bir atlet yaratmaya uğraşıyoruz. Hedefimiz çok büyük, sadece bunun içinde aşk da var. Hayatımız otomatikman birbirine kenetlendi. İşi aşkla sınırlarsanız herşeyi küçültmüş olursunuz.

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler