Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İçi boş kutular (5)

İzmir'de birer sanat yuvası olmaları düşüncesiyle yola çıkılıp da devlet kaynaklarının önemli desteğiyle inşa edilen üç anıt yapı: Atatürk Kültür Merkezi, Sabancı Kültür Sarayı, Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi.

Sabancı Kültür Sarayı, ülkenin bilim gözdelerinden biri sayılan İzmir adıyla kaynaşmış Dokuz Eylül Üniversitesi’nin mülkiyetinde ve yönetiminde.

Konak’ın orta yerinde, biri 12’ye 16 metrelik geniş sahnesiyle her türlü gösteriye elverişli 538 seyirci, öteki 75 metrekarelik sahnesiyle 123 seyirci alabilen iki
tiyatrolu çağdaş bir yapı.

Sorsak mı acaba?

Sabancı Kültür Sarayı’nda, 20 yıla yakın süre içinde, İzmir’in kendi kaynağında kültür ve sanat üretkenliğini yüreklendirme adına neler gerçekleşmiştir?

BOŞ GEÇEN YILLAR

Yapımında öncülüğü ve büyük katkısı olan İzmir Valisi Kutlu Aktaş’ın İstanbul’a vali oluşuyla, başlangıçta haftanın yarı süresince kullanacağı tasarlanan İzmir
Devlet Tiyatrosu devre dışı bırakılınca Saray da, sahne ve salonları kiralayacak kuruluşları bekler oldu.

Geride kalan yıllar içinde özel okulların yıl sonu temsilleri, çocukların bale gösterileri, İzmir Devlet Tiyatrosu’nun dağınık birkaç temsili Saray’ın büyük sahnesinde görünmüştü. Küçük tiyatro ise bir ara özel bir dans okuluna kiralanmış, boş kaldığı sürece neredeyse bir depo olarak kullanılıyordu. Saray, geniş girişiyle daha çok dinsel ağırlıklı kitaplar basan yayınevlerinin sergi yeri de oldu bir süre. Saray’ın günleri daha çok “iş tanıtım toplantıları”, sempozyumlar, sergiler, film gösterimleriyle geçip gitti.

Sabancı Kültür Sarayı’nın yapılış amacına uygun kullanımı son yıllarda gerçekleşebilmiştir. O da İstanbul’dan gelen tiyatroların artık Atatürk Kültür Merkezi’ni tercih etmemeleri yüzünden. Küçük tiyatro da bu yıl özel bir tiyatronun sürekli temsilleriyle bir kullanım alanı bulmuş oldu sonunda.

Soru yine karşımıza çıktı: Sabancı Kültür Sarayı, geçip gitmiş yılları unutsak da, son yıllarda olsun, İzmir’in kendi kaynağında kültür ve sanat üretkenliğini yüreklendirme adına varlığıyla katkısı ne oldu?

TAHTA BARAKADAN SARAY'A

Bu yazıdan, öteki yazılar gibi, ne Atatürk Kültür Merkezi ne de Sabancı Kültür Sarayı’nın kötü yönetildiği anlamı çıkmasın. Çünkü birer bilim kurumu olan Ege ve Dokuz Eylül üniversitelerinden beklenen, bu anıt yapılardaki tiyatro salonlarının işletmeciliğini yapmak değildir.

Sanatsal üretime sahne olsun diye tasarlanmış yapılar, sanat üretecek kuruluşlara ya da oluşumlara ayrılmadığı sürece sonuç değişmeyecektir. Dar salonlarda, elverişsiz sahnelerde yıllarca soluk almakta zorlanan Devlet Tiyatrosu’nun yararlanmasına kapatılmasıyla ya da Elhamra’ya hapsedilmiş Devlet Opera ve Balesi’nin atacağı adımlara sırt çevirmekle Sabancı Kültür Sarayı’nın yazgısı çizilmiş oldu.

Hele anımsarsak, bugün Saray’ın kapladığı alanda tahta barakalarda eğitim veren Konservatuvarı! Tahta barakalardan Saray'a geçmiş olmakla İzmir’in kendi kaynağında kültür ve sanat üretkenliği çok mu arttı acaba?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI