Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    İcat edilmiş bir gelenek: Türk halk oyunları

    ARZU HAKSUN GÜVENİLİR ahaksunguvenilir@gmail.com
    18 Mayıs 2017 - 12:42Son Güncelleme : 18 Mayıs 2017 - 12:42

    Berna Kurt’un çalışması ‘Ulus’un Dansı’ halk danslarımız üzerine yazılmış detaylı, bilgilendirici ve aynı zamanda eğlenceli bir kaynak. Kurt “Türk halk oyunları tabirinin ‘icat edilmiş bir gelenek’e işaret ettiğini fark ettim” diyor...

    Geleneksel müzik ve danslarımızın, eğitim hayatımız esnasında bize değdiği anlar olmuştur. Birçoğumuz okulda folklor kolunda ya da halk oyunları ekibinde yer almış olabiliriz. Peki, halayı eğlence olsun diye mi yoksa spor olsun diye mi çektik? Pan Yayınları’ndan çıkan, ‘Ulus’un Dansı/‘Türk Halk Oyunları’ Geleneğinin İcadı’ adlı kitap, halk oyunlarına farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Halk dansları konusuna ‘ulus inşa’ dönemi, yani Cumhuriyet’in ilanından 1950’lere kadar olan dönemle başlıyor. Daha sonra geçiş dönemi, yani 1950’lerden 1980’lerin ortalarına denk gelen dönemden detaylara değiniliyor. Yazarın, asıl üzerinde durduğu dönem de işte bu geçiş dönemi... 1980’lerden günümüze olan yakın dönemde ise profesyonel sahnelemeler başlıyor. 

    Metinlerde halk folklor geleneği, batılı toplumlardaki örnekleriyle de masaya yatırılırken, bu zengin kültürün hayatımıza ne katacağını da sorgulamamıza neden oluyor.
    “Milliyetçiliklerin milletlerden önce geldiğine inanırım. Halk dansları alanındaki özcü ve milliyetçi söylemlere her zaman eleştirel yaklaşıyordum. Ancak bu çalışma sayesinde mesafeli durduğum(uz) Türk halk oyunları tabirinin ‘icat edilmiş bir gelenek’e işaret ettiğini fark ettim” diyor yazar Berna Kurt. Çeşitli üniversitelerde kuramsal ve uygulamalı dans dersleri ve yakın Türkiye tarihi dersleri veren Kurt, folklor ile iç içe olmaya Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken başlamış. Bu kitap da bir doktora tezi. Aynı zamanda halk danslarımız üzerine yazılmış, eğlenceli kaynaklardan biri...

    HALK OYUNLARI MI HALK DANSLARI MI?
    Cumhuriyet tarihi süresince Türk folkloru üzerine araştırmalar yapılır, araştırmacıların derlemelerinin kitaplaştırılarak yayılması ve kültürümüzün özümsenmesi sağlanır. Halk dansları ve müzikleri üzerine araştırmalar yapanların sayısı 1950’li, 1960’lı yıllarda artar. Hem Türkiye’deki Türk araştırmacılar, hem de Türkiye’ye yurt dışından gelen yabancılar Anadolu topraklarının zengin dans ve müzik kültürü üzerine çalışır. 1980’lerde ise söylem sorgulanmaya başlar. Doğrusu ‘Türk halk oyunları’ mı, yoksa ‘Türk halk dansları’ mıdır? “...halk oyunu deyince bütün oyun türleri anlaşılır, böylece dansları ayıramayız. Sonra danslarımız başka ülkelerdeki gibi ulusal, yani bütün ülkenin oynadığı danslar gibi olmayıp bölgeseldir, öyle ki bir kişiye özgü danslara bile rastlanır, ilgili bölümde her bölgenin dans karşılığı kullandığı sözcükler de gösterilmiştir. Halk oyunu deyimi köylüsü, kentlisi ile bütün ülkenin oynadığı danslar anlamını verir. Dans yabancı bir kelime olduğundan bunu istemeye istemeye kullanıyoruz” diyor Metin And...
    Türk Folklor Kurumu’nun kurucularından Sevgi Babaoğlu, Güzel Sanatlar Akademisi’nde okurken öğrenci arkadaşlarıyla Yugoslavya’ya gider. Gittikleri her öğrenci lokalinde halk oyunları oynayan ve halk türküleri söyleyen gruplarla karşılaşır. Babaoğlu’nun içinde bulunduğu gruptan da isterler. Babaoğlu’nun kendini bu alana adamasının başlangıcı o gün ‘Kâtibim’ türküsünden başka bir şarkı bilememesini fark edişiyle olur...
    Peki siz kendi kültürünüzü ne kadar tanıyorsunuz?

    İcat edilmiş bir gelenek: Türk halk oyunları
    ULUS’UN DANSI
    Türk Halk Oyunları’ Geleneğinin İcadı”
    Berna Kurt
    Pan Yayınları, 2017
    191 sayfa, 35 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı