Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İç gözlem

MADDE ve mana arasındaki doğal dengenin madde lehine bozulduğu, global ihtilafların bütün dünyayı olumsuz etkilediği, ihtilafların çözümü için aklıselimin yerine silahların devreye sokulduğu, pek çok fenalık ve kötülüğün hüküm sürdüğü günümüzde, insanın, ruhunu derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için büyük ölçüde iç gözleme ihtiyacı vardır.

Bu ihtiyaç her geçen gün daha fazla kendini hissettirmektedir. İnsanlık çoğu zaman maddeyi simgeleyen değerlerin peşinden koşarak, niçin yaratıldığı ve dünyadaki gerçek misyonunun ne olduğuna dair varoluşun en temel sorunlarına karşı ilgisiz bir tavır sergilemektedir. Halbuki, insanın hayatta oluşunun temel gayesi, nefsinin esaretinden kurtularak güzelliğinin kaynağı yüce Allah’ın kendisinde yaşattığı mutlak kemalin içindeki yansımalarını idrak etmesidir.

* * *

İç gözlemi hakkıyla yapanlar, nefsin küçük ve sefil dünyasından kurtularak Allah’a yaklaşan, düşünen bir varlık konumuna yükselirler. Hayatın aşkın manası da Allah’a giden yolu, diğer bütün alternatif yollara tercih edebilme erdemine ulaşmaktır. Nefsi ile muhasebesini hakkıyla yapan insanlarda görülen ilk değişim, bütün kötülükleri reddedip Allah’ın emaneti olarak algıladıkları insanların ıstıraplarını içlerinde hissetmeleridir.

Buna mukabil iç gözlemden uzaklaşanlarda fark edilen özellik ise kendi özlerine yabancılaşmaları ve yaratıcı yeteneklerini kaybetmeleridir. İnsanın ihtirasları, saldırganlıkları, çirkin kötülüklerinin altında yatan gerçek sebep, işte tam bu noktalarda aranmalıdır.

İnsanın iç dünyasında bulacağı en güzel armağan, Yüce Allah’ın bahşettiği güzel ahlaktır. Ünlü gönül adamımız Mevlana, "Bütün cihanı araştırdım, ahlak güzelliğinden daha değerli bir şey görmedim" demektedir. İç gözlem, varlığımızın özünde var olan ve kimliğimizin temelini teşkil eden ahlaki değerlerimizin kaybetme tehlikesinden bizi uzak tutacak en emin yoldur. Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yöntem, ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı değerlersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü de arsızlık, ahlaksızlık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam duygularının yaygınlaşması, merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde ortaya çıkar.

İç gözlem kişiler için ne kadar önemli ve zaruri ise toplumlar için de önemlidir. Dünyanın geldiği bu noktada, İslam dünyası da kendi iç sorunlarının çözümü için kendine yönelmesi gerekir. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, kendini hesaba çekme düşüncesi, İslam’ın özüne yabancı değildir. İslam dünyası bugün ciddi bir sınavla karşı karşıyadır.

Bu sınav, İslam toplumlarının insanlığın geleceği için geçmişte olduğu gibi günümüzde de artı değerler üretip üretmeyeceğini ortaya çıkaracak olan bir sınavdır. İslam uygarlığının başka uygarlıklara karşı özgünlüğüyle meydan okuma gücünü koruyabilmesi bakımından Müslümanlar bu sınavda tutarlı ve başarılı olmak mecburiyetindedir.

* * *

İnançlarımız bize, hiçbir zaman adaletten ayrılmamayı, kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün kötülüklere karşı çıkılması gerektiğini telkin etmektedir. Yüce Allah bir ayet-i kerimede "Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin" (Maide 8) buyurmaktadır. Şu halde Müslümanlar duygularının esiri haline gelip insanlığın huzurunu kaçırmak için iğrenç ve korkunç eylemler gerçekleştirenlere asla destek olmamalı, bunlarla aralarındaki çizgiyi net olarak belirginleştirmelidir.

Mensup oldukları medeniyetin barışçıl mesajlarla yüklü olduğunu eylemleriyle ispat etmeleri, medeniyetler arası çatışmaları önlemek için kendilerine de önemli görevlerin düştüğünü hatırdan uzak tutmamaları gerekiyor. Her zaman iç bünyedeki sorunların çözümü için başkalarından yardım beklemek, onurlu bir davranış değildir.

Bunun için İslam dünyası iç hesaplaşmasını yapması ve içindeki İslam’ın evrensel ilkelerine ters düşen düşünce tortularını temizlemesi gerekiyor. Kendi iç bünyesindeki hastalıkları teşhis ve tedavi edemeyenler, başkalarıyla hesaplaşmayı hayal bile edemezler.

SORALIM ÖĞRENELİM

Eşim bana üç defa "Boşol" dedi; sonra da şaka yaptığını, içten söylemediğini belirtti. Bu durumda nikáhımıza dinen bir zarar gelmiş olabilir mi?

Hale ÖZKAN

Bu tür şeylerin şakası olmaz. Ancak, kocanız boşama niyetiyle söylemediğinden nikáhınız için herhangi bir tehlike söz konusu değildir. Bu konuyu daha önce bir makalemde genişçe açıklamıştım.

Bir kurumda canla başla çalışıyordum, görevden alındım, yerime liyakatsiz birisi getirildi. Bunun vebali yok mu?

A.N/ANKARA

Dinimizin sosyal hayata ilişkin getirdiği en önemli prensip liyakattir. Bu prensip, insanların layık oldukları ve hak ettiklerinden başkasına talip olmamalarını gerektirmektedir. Herkes bu prensibin bilincinde olursa toplumda torpil diye bilinen sosyal problem kendiliğinden çözülmüş olur. Bu tür adaletsizliğin toplumda yaygınlaşması tehlikeli bir hastalıktır. Ülkeye zarar verir ve Allah katında vebali büyüktür. Kuran-ı Kerim, emanetleri ehline vermeyi buyurmaktadır.

Vecd hali ne demektedir?

Zeki AKAYA/İZMİR

Vecd, kendinden geçme veya kendinden dışarı çıkma anlamına gelen bir haldir. Bunun tanımı yapılamaz, yaşayarak öğrenilir.

Ailem beni bir kızla evlendirmek istiyor. Kız zengin, tahsilli ama kendisiyle barışık değil; mutlu olamayacağımı düşünüyorum. Beni aydınlatır mısınız?

Mehmet/İSTANBUL

Sevgili okurum. Ailemizi seçemeyiz; ama eşimizi, arkadaşlarımızı, işimizi seçebiliriz. Bu bizim tabii hakkımızdır. Bir insanın kalitesi sadece zenginliğinde, bilgisinde ve hayat tarzında değildir. Güzel huylu ve kendisiyle barışık da olmalıdır. Ailenizin size baskı uygulaması doğru değildir. Bütün bu faktörlerle birlikte tercihinizi yapmanızın daha hayırlı olacağını düşünüyorum.
X