İç dünyam ve ailemde alkole karşıyım ama bunu topluma empoze etmek ‘zulüm’ olur

Nilgün KARATAŞ-Sefa ÖZKAYA
21.01.2011 - 00:00 | Son Güncelleme: 21.01.2011 - 10:16

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in yaşam tarzına yönelik endişelerini dile getirmesi üzerine, bu endişelerin yersiz olduğunu söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, “Müdahale etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz” dedi. “Ben, kendi iç dünyamda, ailem içinde alkole karşı bir tavır belirlemiş olabilirim” diyen Erdoğan, şahsi yaklaşımların topluma empoze edilmesini ‘zulüm’ olarak nitelendirdi.

TUSİAD Genel Kurulu'ndan fotoğraflar / FOTO GALERİ

REFARANDUM öncesi yaşanan “bitaraf-bertaraf” gerginliğinden sonra dün ilk kez Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) üyeleriyle biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaşam tarzına ilişkin endişelerin yersiz olduğunu savundu. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in bu konudaki kaygılarına karşılık, “Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz” dedi. Erdoğan, şahsi fikirlerin toplumun tümüne empoze edilmesini de “zulüm” olarak nitelendirdi. TÜSİAD’ın dün yapılan 41’inci Genel Kurul toplantısına onur konuğu olarak katılan Erdoğan, şu noktalara vurgu yaptı:
Sürekli test ediliyoruz
Ekonomide olduğu gibi, demokratikleşme, laiklik gibi alanlarda da topluma sürekli güvensizlik pompalanıyor. Bu yönde sürekli test ediliyoruz. Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bizim şahsi olarak bazı meseleler karşısındaki tavrımız, duruşumuz, bakışımız nettir ama biz şunu söylüyoruz: Şahsi yaklaşımları, kişisel anlayışları toplumun tümüne empoze etmek baskıdır, zulümdür, haksızlıktır.
Farklı bakıyor olabilirim
Ben, kendi iç dünyamda, ailem içinde alkole karşı bir tavır belirlemiş olabilirim. Benim arkadaşlarım, partimiz, kendi kişisel dünyalarında olaya farklı bakıyor olabilir ama bu muhafazakar kimliğimizin yanında biz demokratız ve kişisel yargılarımızı topluma empoze etmemek noktasında son derece hassas bir duruş sergiledik, sergiliyoruz. Hiç kimse bunları birbirine karıştırmasın.
İlkelerimizi inkar etmiş oluruz
Şu anda, birilerinin iddia ettiği gibi, eğer yaşam tarzlarına müdahale edersek, kendimizi, kendi kimliğimizi, muhafazakar demokrat ilkelerimizi inkar etmiş oluruz. Şu anda, yaşam tarzlarına müdahale başlığı altında yürütülen kampanya, geçmişte defalarca yapılmış, tezgaha konmuş, bayat bir kampanyadır. Bu noktadaki endişeler, tıpkı ekonomide yapıldığı gibi, kasıtlı bir propagandanın, niyet okuyuculuğunun eseridir. Seçim öncesinde aleyhimizde yürütülen bu art niyetli kampanya da inanıyorum ki milletimiz tarafından bozulacaktır.

Anayasa ‘alkol düşkünlüğü’ diyor gençleri korumak bizim görevimiz

TAYYİP Erdoğan, Anayasa’nın 58’inci maddesinin “Gençliğin korunması” maddesi olduğunu ve burada “Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” denildiğini hatırlatarak, “Bunu ben söylemiyorum, bizden önce yapılmış olan bir Anayasa maddesi, gençliğin korunmasına yönelik 58’inci madde. Bunu yapmak bizim görevimiz, biz bunu yapıyoruz” dedi. Tütün ve Alkollü İçkilerle Mücadele Kurulu’nun (TAPDK) ? hazırladığı genelgeyle ilgili olarak Ankara Barosu’nun, Danıştaya başvurduğunu hatırlatan Erdoğan, sözü edilen maddenin ‘bağımlılık’tan söz etmediğini vurguladı. “Bunlar nasıl hukukçu ben anlayamadım” diyen Erdoğan, Amerika, AB ülkelerindeki uygulamaların benzerinin yapıldığını söyledi.
Erdoğan, “Amerika’da 21 yaşın altında olan gençlere marketlerde orada burada alkollü içki veremezler, vermiyorlar ama bizde önüne gelen rahatlıkla gidip bunu alabilir, bir mani yok” derken, buna yönelik adımların ‘şeriat getiriliyor” diye değerlendirmesini eleştirdi.

‘Şımarmak yok’ sözü verdi ‘Babalar’dan yerli oto istedi

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, ekonomideki gelişmeleri anlatırken, Türkiye’nin artık yerli otomobilini üretmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin her göstergede tarihi rekora imza attığını ve parmakla gösterilen ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, “Rehavet yok, asla şımarmayacağız. Mali disiplinden, para politikalarından taviz vermeden Türkiye’yi büyütmeyi sürdüreceğiz” dedi. GSYİH’nin dolar bazında 730 milyar dolarla 2008’deki 742 milyar dolar seviyesine yaklaştığını, ihracatın 113 milyar dolarla kriz öncesine döndüğünü de anlatan Erdoğan, otomobil konusundaki isteğini şöyle dile getirdi:
Koç’a söyledim
2010 yılında bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye’de yarım milyonun üzerinde, 510 bin adet otomobil satışı gerçekleşti. Ekonomideki canlanmaya ilişkin önemli bir gösterge de krediler. Bazıları diyor ‘Ne oluyor?’ İçeriye bak, ihracata bak. Hepsinde otomobil satışında ciddi bir artış var. Geçen akşam Sayın Koç’a (Rahmi Koç) dedim, ‘Artık soyadınız gibi bir marka ile şurada biz yerli otomobilimizi üretelim ve dünyaya diyelim ki, bak bu da artık bizim otomobilimiz.’ Bunu sunalım, başaralım.
Hepsi montaj olmasın
Hepsi burada montajı yapılan otomobiller olmasın.
Şu anda otomotiv sektörü içinde olan babalar burada. Bu işi halledin. Bir araya gelerek mi yaparsınız,
yok ben bunu kendim de yaparım mı dersiniz.
Nasıl arzu ederseniz. Artık yapalım. Türkiye’ye ve Türk’e bu yakışır. Bunu yapmamız lazım.

Koç yüzde 100 yerliyi ‘zor’ gördü OSD ‘emir’ saydı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın yüzde 100 yerli otomobil üretilmesi isteğini Koç Holding Başkanı Mustafa Koç, “Çok zor” diye değerlendirirken, Koç Holding Diğer Otomotiv Grub Başkanı ve Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Kudret Önen ise, “Bu sözler bizim içir emirdir, çalışacağız” diye konuştu. Bu konudaki sorumuzu yanıtlayan Mustafa Koç, “Çok zor ve maliyetli. Bu konuyu incelemek lazım. Ancak yüzde 100 teknolojik olarak yapmak biraz imkan dışı gibi gözüküyor. Elimizden geleni yapacağız” diye konuştu. OSD Başkanı Önen ise, Başbakan’ın sözlerini şöyle değerlendirdi: “Ne mutlu ki, bugünleri gördük, yerli bir otomobil üretiminden söz edebiliyoruz. Başbakanın bu sözleri bizim için emirdir, bu bir ülke meselesidir. Dernek olarak üyelerimizi toplayarak, bu konuda bir çalışma yapacağız.”

Hasan ile Hüseyinden kız olur mu, cehalet bu

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 1995 yılında Gazi Mahallesi’nde olaylar olduğunu ve ABC kanalının haberi “İstanbul’da radikal dinci başkan Tayyip Erdoğan’ın polisleri, ılımlı Müslümanları öldürüyor” şeklinde verdiğini hatırlatarak, “Anadolu’da tutarsızlığı, bilgisizliği anlatmak için kullanılan güzel bir deyim var. Muaviye’nin kızları Hasan ile Hüseyin. Hasan ile Hüseyin’den kız olur mu ya? Cehalet bu... Neresini düzeltirsiniz. Yani bu haberin neresini düzeltirsiniz bilemem. Hadi onlar yabancı basın ama biz Türkiye içinde de buna benzer nice çarpıtmaya, tutarsızlığa, iftira ve ithama maruz kaldık” diye konuştu.

Zamanaşımı olayı yargının iflasıdır

TÜSİAD Genel Kurulu’nda, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in yargıya ilişkin değerlendirmelerine yanıt veren Başbakan Tayyip Erdoğan, Hrant Dink olayında zanlıları 36 saatte yakalayarak yargıya teslim ettiklerini anlattı. Kendilerinin yargı konusundaki çalışmalarına ‘İktidar yargıyı siyasallaştırıyor’ diyenlerin, aslında yargıdaki siyasallaşmanın, kapalı devrenin devamını isteyenler olduğunu savunan Erdoğan, “Bu ülkede zamanaşımından istifade ile işi yırtan, kurtaran bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. Zamanaşımı anlayışı yargının iflasıdır” dedi.

Danıştay’ın ALES kararı kanunsuzdur

DANIŞTAY’ın ALES sınavıyla ilgili aldığı kararı “Keyfi, vicdanları yaralayan, evrensel hukuk normlarını çiğneyen, yargıya güveni bir kez daha sorgulatacak” bir karar olarak niteleyen Tayyip Erdoğan, bu konuda şunları söyledi: “Anayasa’nın 125’inci maddesi ortadayken, yasalara, Anayasa’ya aykırı olarak alınan bu karar, aynı zamanda kanunsuzdur. ALES Sınav Kılavuzu’nda öğrencilerin kılık kıyafetine ilişkin yasaklama, kısıtlama olmadığı için yürütmeyi durdurdu. Karar son derece keyfi bir karar. Hukuk, insanların eğitim almasının teminatıdır. Yargının siyasallaşması, asıl budur.”

Tercümana ihtiyacı olmayan bir anayasa hazırlayacağız

TÜSİAD’ın hazırlayacağı yargı reformuna ilişkin raporun yanında Anayasa taslağını merakla beklediğini dile getiren Tayyip Erdoğan, yeni Anayasa çalışmalarına seçimlerin hemen ardından başlayacaklarını söyledi. “Gerçekten milletin anayasayı ‘işte benim anayasam’, eline Anayasa kitapçığını alıp okumaya başladığı zaman ‘burada ben varım’ diyebileceği bir Anayasa’yı hazırlamamız gerekiyor” diyen Erdoğan, ‘tercümana ihtiyacı olmayan’ bir anayasa için tüm kesimlerin görüş,öneri ve katkılarını beklediklerini söyledi.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı