Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

İç başarılar artık beni tatmin etmez

Fenerbahçe'yi de etmez. Onun için öyle bir hedef koyduk ki kendimize, bunun sınırı yok. Gittiği yere kadar gidecek. Bu hedef mutlaka yakalanacak. Bunun için daha genç oyuncular alıyoruz, alacağız da...

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Şampiyonlar Ligi'ne takım da, taraftar da hazır değildi. Şansızlıklar da oldu. 11 Eylül olayları nedeniyle Almanya'daki maçımız ertelenince bütün konsantrasyo-numuz bozuldu. İnanın o maçı oynasaydık kazanırdık.

Geçen yıl daha sezon başında hem yöneticilere, hem de çevresine şampiyonluk sözü veren Mustafa Denizli şöyle dedi: ‘‘Beni izleyin, hangi maça Fenerbahçe armalı takım elbisemle çıkarsam şampiyon olduk demektir.’’

Çünkü Denizli sezon başlamadan işin son dakikaya kalmayacağını, ligin bitmesine haftalar kala takımının şampiyonluğu ilan edeceğini hesaplamış.

Bu hesap yüzde yüze yakın tutmuş ama futbolun cilveleri onun tahmin ettiği nisan ayını mayısa sarkıtmış.

‘‘Nisanda beklediğim şampiyonluk mayısa uzayınca doğrusu korktum. Onun dışında şampiyon olamayacağımız hiçbir zaman aklıma gelmedi’’ diyor.

Şampiyonluğun kesinleşmesinin nisandan mayısa sarkması yüzünden Fenerbahçe armalı takım elbisesini ancak son maçta giyip çıkmış sahaya Denizli...

Fenerbahçe'nin Samandıra tesislerinin dinlenme odasındaki rahat koltuklarda kahvelerimizi yudumlarken Denizli geçen yılın bu kritik günlerini tatlı bir anı olarak anlatıyor.

Özellikle de o son maçı...

Fenerbahçe, Samsunspor'la Samsun'da oynuyor. Üç puan gerideki Galatasaray da İstanbul'da Trabzon'la karşılaşıyor.

ÇOK İNCE HESAPLAR

İster istemez şeytan akıllara şu ince hesabı getiriyor:

Galatasaray, Trabzon'u 4-0 yenerse...

Fenerbahçe de Samsunspor'a yenilirse...

Galatasaray averajla şampiyon olur.

Olur mu olur...

Bir ara şeytanın akıllara soktuğu bu hesap gerçekleşir gibi de oluyor. Galatasaray, Trabzon'a 4 gol atıyor. Hesabın yarısı tutuyor. Ama Fenerbahçe 1-0 yenik duruma düşse de daha sonra toparlanıp durumu 3-1 yaparak hem hesabı bozuyor, hem de şampiyonluğu kazanıyor.

Mustafa Denizli'ye tam o kritik dakikaları, şampiyonluğun Galatasaray'a yaklaştığı anları soruyorum, ‘‘Endişelendiniz mi?’’ diyorum.

FB ARMALI ELBİSE

Gülüyor:

- Hiç endişenmedim. Çünkü bizim o saatten sonra maçı vermemiz söz konusu olamazdı. 1-0 yenik duruma düşmemiz de hiç önemli değildi. Zaten ben Fenerbahçe armalı takım elbisemi giyip çıkmıştım sahaya...''

Aslında Denizli, üç maç önce 6 Mayıs'ta Galatasaray'ı Şükrü Saracoğlu'nda 2-1 yenince kendi kendine ''Bu iş bitti'' demiş. Ama Fenerbahçe armalı takım elbiseyi bir sonraki Erzurum maçında giymemiş. Bunu son maçta yapmış.

Ne kadar emin olursanız olun futbolun cilvelerini de hesaba katmak gerek.

Yine enteresan bir hesap yapmış Mustafa Hoca sezon başında. Hem başkana, hem yönetime söylemiş bu öngörüsünü:

- 79 puan toplayan şampiyon olur. Bunu biz başaracağız.

İlginçtir, Fenerbahçe tam tamına 79 puan toplayarak şampiyonluğu kazandı geçen yıl.

Ama bu hiç de kolay gerçekleşmemişti. Denizli göreve geldiğinde camia şampiyonluk bekliyordu ama bunun için koşullar, ortam hiç de elverişli değildi.

KOLAY OLMADI

Çünkü Galatasaray oturmuş bir takıma sahipti. 4 yıldır da kaldırmadığı kupa kalmamıştı. Fenerbahçe'de ise moraller bozuktu. Evet herkesin gönlünde şampiyonluk yatıyordu ama kimse Galatasaray'ın önüne geçilebileceğini düşünemiyordu.

Takım yeni kurulmuştu. Çok değişik uluslardan, kültürlerden gelen futbolcular vardı. Bunları birleştirmek ve onlarda bir takım havası yaratmak kolay değildi.

Denizli bunun için çok uğraştığını söylüyor:

‘‘Takım olmak, bu havayı yaratmak için çok çalıştık. Değişik dil konuşan, bambaşka alışkanlıkları olan, değişik duygulara sahip bu insanları biraraya getirmeyi başardık. Bir takım oldular. Bununla da kalmadık. Taraftarımızın da bu bilince gelmesine yardımcı olduk. Bence bu çok önemliydi. Bunu da başardık. Hele bu yıl bu iyice perçinlendi.’’

TARAFTARLA BÜTÜNLEŞTİK

Denizli'
nin bu çabaları sonunda taraftar taşıdığı kimliğin sorumluluğunu daha iyi değerlendirmeye başlamış. Yani coşkuyu da üzüntüyü de takımla paylaşma alışkanlığını kazanmışlar. Birlikte üzülmek, birlikte sevinmek bilinci doğmuş. Fenerbahçe taraftarları bu noktaya geldiği için yenilgilerden sonra takımı havaalanında karşılayıp eskiden olduğu gibi protesto etmemiş, tersine futbolculara çiçekler vererek onları yüreklendirmiş, her zaman arkalarında olduğunu göstermiş.

Denizli taraftar-takım ilişkisinde yeni bir anlayış demek olan bu duruma değinirken çok ilginç değerlendirmeler yapıyor:

‘‘Bu dayanışmanın, iyi günü de, kötü günü de paylaşmanın doruk noktası ise Şükrü Saracoğlu stadındaki Gaziantep maçıdır. İlk devreyi 3-0 yenik bitirmemize rağmen, maçı 4-3 aldık. Bu maçta tribünlerle takım arasındaki elektrik akımı tam olarak kurulmuştur. Bu harika bir olaydır.’’

- Taraftarı yıllardan beri süren tepki psikolojisinden nasıl kurtardınız?

- Az konuştuk. Polemiğe girmedik. Kötü sonuçlardan sonra inancımızı yitirmediğimizi ısrarla vurguladık. Paylaşma konusunda yeni bir anlayış yakaladık. Böylece taraftarla birlikte üzüldük, birlikte sevindik.

AVRUPA'YA HAZIR DEĞİLDİK

Sıra Avrupa'ya, Türkiye dışına uzanacak hedeflere gelince... Denizli önce kötü sonuçlanan Avrupa macerasının değerlendirmesini yapmayı tercih etti.

‘‘Avrupa Şampiyonlar Ligi'ne takım da, taraftar da hazır değildi. Şanssızlıklar da oldu. İstanbul'daki Barcelona ve Leverkusen maçları dışındakilerden rahatlıkla puan alabilirdik. Ama 11 Eylül olayları nedeniyle Almanya'daki maçımız ertelenince bütün konsantrasyonumuz bozuldu. Örneğin benim bütün psikolojik dengem altüst oldu. İnanın o maçı oynasaydık kazanırdık. Ona göre hazırladık kendimizi. Bunları mazeret olarak söylemiyorum. Avrupa'da başarılı olamadık.’’

Bu başarısızlık Fenerbahçe'nin Avrupa hedefinde bir değişiklik yaratmamış. Hedefler aynı büyüklükte devam ediyor.

Camia Avrupa'da zaferler bekliyor. Galatasaray'a karşı bu konuda duyulan eziklikten kurtulmak istiyor. Fenerbahçeliler de Avrupa'da kazanılacak zaferlerle sevinmek, coşmak, sokaklara dökülmek için can atıyorlar.

HERKESİN ÖZLEMİ

Bütün Fenerbahçeliler Galatasaray’ın bugün bir dünya takımı olmasını kıskanıyor. Bunda da haklılar. Fenerbahçe'nin alt yapı ve parasal olanakları Galatasaray'dan daha iyi. Fenerbahçe de bir dünya takımı olacak başarılar kazanmalı.

Taraftarın duyduğu bu kıskançlık doğal.

Mustafa Denizli camianın bu özlemini, bu psikolojisini biliyor. Onun da bu konudaki özlemi camianınkinden aşağı değil:

‘‘Bundan sonra Türkiye içi başarılar beni tatmin etmez. Fenerbahçe'yi de etmez. Bunu biliyorum. Öyle bir hedef koyduk ki kendimize, bunun sınırı yok. Gittiği yere kadar gidecek. Bu hedef mutlaka yakalanacak. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bunun için daha genç oyuncular alıyoruz, alacağız da. Bizi önümüzdeki yıllara taşıyacak, üç-dört yıl götürecek futbolcular... O takımla Avrupa'da başarılar kazanacağız. Şaşmaz hedefimiz bu.’’

Bu yıl da kesin olarak şampiyonuz

Denizli çok geniş bir kadro kurmanın avantaj olmadığını, 20 kişilik sürekli bir kadro oluşturmanın daha büyük yarar sağlayacağını söylüyor. Takımın devamlı adamı olduğuna inanan futbolculardan kurulu bir kadroyu en avantajlı kadro olarak görüyor ve bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.

Fenerbahçe'nin yapmaya başladığı transferler de bu anlayışa göre yürütülüyor.

Denizli'ye son bir soru soruyorum:

- Fenerbahçe bu yıl şampiyon olacak mı?

Gülüyor ve hiç tereddüt etmeden yanıtlıyor:

- Kesin olarak şampiyon olacağız.

Denizli’nin rahatsız

olduğu eleştiriler

- Şu şu futbolcuları neden oynatmıyor, neden kulübede oturtuyor?..

- Maçı iyi okumuyor... Değişiklikleri zamanında yapmıyor...

- Takım kurarken hissi davranıyor...

Teknik Direktör'ün bu eleştirilere yanıtları şöyle:

‘‘Futbolcunun verim durumunu dışardaki insanlar anlayamaz. Bir teknik direktörün elindeki insandan yararlanmaması için deli olması lazım. Ama onun zamanlamasını da en iyi o futbolcuyu saniye saniye izleyen hocası bilir. Ben eğer oynatmıyorsun dedikleri futbolcuları oynatsam, oynayanları kulübede oturtsam bu kez de onu eleştirecekler. Şunu iyi bilmek gerekir. Bir futbolcunun verimli olması için onun kendisini takımın devamlı adamı olarak görmesi, bu güvenceyi duyması gerekir. Bu kıvam önemlidir. Bunu da benim takımım için en iyi ben bilirim.’

Bunları da Beğenebilirsiniz