« Hürriyet.com.tr

İbrahim Tatlıses'e Osmanlı estetiği sergisi yaptırsak

Hürriyet Haber
X
New York'u Noel ve yılbaşı zamanı hem ışıklarla hem de süslemelerle çok neşeli ve hoş buldum. Ama Amerika'nın diğer şehirlerinden ve dünyanın diğer ülkelerinden gelmiş turistler yüzünden hiçbir müzeyi veya sergiyi kuyruklara girmeden gezebilmek, vitrinlerine insanları yarmadan bakabilmek mümkün değil. Güya 11 Eylül olayından sonra az turist gelmiş. Turist sayısı beklenen gibi olsa, artık sokağa hiç çıkılmazdı herhalde. Onun için hakiki New York'lu zaten New York'ta kalmıyor, herkes bir taraflara gidiyor, kaçıyor.

Ben mecburen New York'ta kaldığım için her şeyi göze alarak birkaç sergiye gittim. Evvela MOMA'da (Modern Museum of Art-Modern Resim Müzesi, ki bizde hálá bir modern resim müzesi yok) Giacometti adındaki İtalyan bir heykeltraşın sergisini gördüm. İnce uzun garip insan şekilleri ile ünlü bu heykeltraşın yontularındaki yüz ifadeleri müthişti. Bizden niye böyle sanatkárlar çıkmaz diye düşünüp, o soğukta sergiye girmeye çalışan insan kuyruğuna bakakaldım.

Daha sonra Metropolitan Müzesi kostüm bölümündeki sergiye gittim. Adı ‘‘Extreme Beauty’’ (Uçuk güzellik) olan teşhiri gördüm. Burada da modacıların yarattıkları bazı uçuk fikirlerin nasıl modaya yansıtıldığı ve yerleştiği gösteriliyordu. Burada Türklüğümle iftihar ettim zira, Rıfat Özbek ve Hüseyin Çağlayan'ın bazı fikirlerinin de sergide yer aldığını görmek çok hoşuma gitti.

Bütün bu sergilerin arasında en hoşu, Guggenheim Müzesi'ndeki Norman Rockwell'in resimlerinden oluşan sergiydi. Norman Rockwell esasında ressam kabul edilmez ama bence çok iyi bir ressamdır. Bir zamanlar Saturday Evening Post mecmuasının kapak resimlerini yapardı. Serginin adı ‘‘Pictures for the American People’’ (Amerikan halkı için resimler). Hakikaten Amerikan halkını çok sevimli ve şirin gösteren resimler yapmış, fevkalade detaylı bir çalışmanın ürünü olan resimlere bayıldım. Bence bir resmin ya çok çalışmayı gösteren bir tarafı olmalı veyahut bir yaratıcılığı yansıtmalı. Neyse, resim üzerine bu kadar ukalalığı burada kesip asıl sizlere daha enteresan başka bir sergiden bahsedeceğim.

Osmanlı Hanedanı hüküm sürseydi, ‘‘Kadınefendimiz’’ olacak olan arkadaşım Zeynep, ‘‘Haydi Asia House'a (Asya Evi) gidelim hem oradaki sergileri görelim, hem de lokantasında buradaki ağız tadına uydurulmuş bir Asya yemeği yiyelim’’ diye beni davet etti. Asia House Park Avenue'nün üzerinde kocaman bir bina, Amerikalıların desteği ile kurulmuş bir müessese ve devamlı olarak Asya'dan dünün ve bugünün sanat ve etnografik eserlerinin sergilendiği, konferansların yapıldığı bir kuruluş. Eski bir müessese olmakla birlikte birkaç senedir tadilat görmekteymiş ve yeni açılmış. Giriş katında çok güzel ve zengin hediyelik eşya dükkánı ve fevkalade steril hoş bir lokantamsı yemek yenecek yeri var. Restorasyon çok güzel olmuş. Eski bir binanın içine ultra modern merdivenler ve sergileme salonları yapmışlar. Birkaç değişik sergi bir arada teşhir ediliyordu. Bunların içinde bana en ilginç geleni hakkında yorum yapmaya çalışacağım.

Artık Amerikalılar doyuma ulaşmışlar ve değişik görüş açılarını yansıtan sergiler yapmaya başlamışlar. Serginin adı ‘‘A Creative Eye’’ (Yaratıcının gözü). Amerika'da yaşayan ve yaratıcılıkları ile meşhur olan kesime, örneğin bir modacıya, birkaç ressama, birkaç heykeltraşa, tiyatro sanatçısına, yazarlara, multimediacılara (bunun ne anlama geldiğini anlayamadım ya) mimarlara ve grafikerlerden oluşan bir grup insana gidip demişler ki, ‘‘Amerika'daki bütün müzelere gidin ve gözünüze hoş gelen bir eseri seçin, bu eseri niye seçtiğinizi de bize bir cümleyle anlatın.’’ Tabii müzelerin yalnız Asya bölümlerinden seçilmiş olan bu eserler sergilenmekteydi ve her bir eserin altında eserin kim tarafından ve niçin seçildiğini anlatan birer cümle yazılıydı ve eserin kendi açıklaması vardı. Estetik gözleri kuvvetli olan bu sanatkárlar grubunun seçtiği eserler hakikaten son derece estetik ve güzeldi. Bana en çirkin ve en anlamsız gelen eserler ise multimedia ile uğraşan kişilerin seçtikleri gibi geldi. Amerika o kadar serbest bir ülke ki bütün müzeler bu seçilen eserleri Asia House'da sergilenmek üzere derhal borç vermişler.

Bu arada benim hayalim derhal çalıştı ve aynı türden bir sergiyi Türkiye'ye uygulamaya başladım. Mesela imkánsız bir iş ama Kültür Bakanlığı böyle bir olanak sağlasa ve sadece Osmanlı sanatına ait eserlerden seçim yapılacak olsa acaba kimlerle bu sergiyi yapardık diye... Ses sanatkárlarından İbrahim Tatlıses ile Sezen Aksu; mimarlardan Eren Talu ve Hasan Mingi, modacılardan Cemil İpekçi ve Hakan Elyaban, ne tuhaftır tanıdığım heykeltraş yok herhalde buluruz bir iki tane, multimedia grubundan Reha Muhtar ve Mehmet Ali Erbil, ressamlarımızdan Bedri Baykam ve Ömer Uluç, yazarlarımızdan Orhan Pamuk ve Ahmet Altan ve bunlar gibi pek çok sanatkárlarımızdan oluşan bir gruba estetik görüşlerini yansıtan birer eser seçtirip ve bir cümleyle ne diye bu eseri seçtiklerini anlatmaları istense ne hoş olurdu diye düşünüp durdum. Acaba ortaya nasıl bir sergi çıkardı dersiniz, kimbilir ne kadar enteresan eser bir araya gelirdi? Belki de birbirine hiç uymayan eserlerden oluşan bir sergi olurdu. Her iki halde de ortaya çok ilginç bir serginin çıkabileceğini şimdiden hayal etmekteyim.

Aman huyum kurusun, bu hayalleri kurmaktan ne zaman vazgeçeceğim, bilemiyorum.

Kaynak:

GezginGezgin
Cennetten düşen bir damla: Ohrid
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın en ucuz tatil yerleri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
En çok gidilmek istenen ülke belli oldu!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Hasankeyf'te 11 bin 500 yıllık yerleşim yeri bulundu
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sosyal medyada en popüler 7 yurt dışı tatil noktası
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Tepeden bakıldığında plaj gibi görünen havuz