Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İ. Melih'in kaseti

<B>ÖNCEKİ </B>akşamüstü <B>atv </B>kanalında <B>kimsesiz sokak çocuklarıyla </B>ilgili bir program var.

Sunucu Esra Ceyhan. Katılanlar İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Seyman, İstanbul Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Kulca ve Sabah gazetesi yazarı Leyla Umar.

Canlı yayında sokak çocukları ve onların içinde bulunduğu olumsuz koşullar irdeleniyor. Umar, sokak çocukları sorunuyla yakından ilgilenen bir gazeteci ablamız.

Programın bir yerinde söz, geçmiş yıllarda ölen Mustafa isimli 14 yaşında bir sokak çocuğuna geliyor. Canlı yayına telefonla katılan bir bayan izleyici, Mustafa'dan söz ediyor.

Şimdi geçmişe, 1991 yılına dönüyoruz. Sokak çocuğu Mustafa hırsızlıktan hapse giriyor. Çıkınca Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu'na veriliyor. Genel Müdür kim? Bizim İ. Melih!

Burada çocuğa baskılar yapılıyor, namaz kılmaya zorlanıyor. Mustafa hafif geri zekálı, çişini altına yapan bir çocuk. İstanbul'a kaçıyor ve Yusuf Kulca aracılığı ile Leyla Umar'a getiriliyor. Prof. Dr. Türkan Saylan'a rica ediliyor ve acınacak durumdaki Mustafa hastaneye yatırılıyor. Leyla Umar çocuğun Ankara'da başına gelenleri 23 Nisan 1991 günkü Sabah'ta yazıyor ve ‘‘Mustafa'nın Dramı’’ manşetiyle birinci sayfadan veriliyor.

İ. Melih bu haberi okuyunca küplere biniyor.

Bir süre sonra birileri gelip Mustafa'yı hastaneden Ankara'ya kaçırıyor. Rezalet o aşamada başlıyor. İ. Melih, bu zavallı 14 yaşındaki sokak çocuğuna Ankara'da bant doldurtuyor!

‘‘Leyla Umar karşımda çırılçıplak soyunurdu, benden vücudunu okşamamı isterdi...’’

İ. Melih
böyle bir banda sahip olduğunu o günlerde açıklıyor.

Mustafa sonra yeniden İstanbul'a kaçıyor ve sefalet içinde ölüyor.

***

Önceki akşamüstü atv'nin canlı yayınında bir izleyici Mustafa'dan söz ediyor. Leyla Umar, ‘‘O çocuk Melih Gökçek yüzünden ölmüştür. Melih Gökçek tarafından kaçırıldıktan sonra benim aleyhime kaset yaptırdı ona’’ diyor.

Hemen ardından canlı yayına telefonla İ. Melih bağlanıyor ve başlıyor esip gürlemeye. Sözlerini bant çözümünden veriyorum:

‘‘Bu çocuğu biz Ankara (Çocuk Esirgeme Kurumu) yurduna getirdikten sonra BÜTÜN ÇOCUKLARIN ARASINDA video banda aldık. Ve bu çocuğun hayatını, tabiri caizse geçmişini öğrendik. Hanımefendi, bitişiğinizde gördüğünüz hanımefendi (Leyla Umar) çocuğa cinsel istismarda bulunduğu çok açık ve net olarak o bantta var. Bunun bandı var, ispat ederiz... Bir gazeteci hanımefendinin cinsel istismarı neticesinde bunalıma giren bir çocuk... Bu bandı inşallah medyaya dağıtacağım tekrar. Bu bantları gönderelim, bütün Türkiye görsün.’’

Canlı yayında ortalık karışıyor. İ. Melih'in, annesi yaşındaki bir hanıma sarf ettiği bu yakışıksız sözleri milyonlar ekrandan duyuyor. Leyla Umar feryat ediyor:

‘‘Dağıtsın, dağıtsın. Tamam, ben sebep oldum. Bu pisliği bırakalım. Ben alışığım onun böyle saygısız saldırılarına. Allah'tan onu bütün basın da, dünya da biliyor.’’

***

Sokak çocuğu Mustafa şu veya bu nedenle ölmüş. 14 yaşında, tinerci, çişini tutamayan, hasta, hafif geri zekálı bir sokak çocuğu.

İ. Melih o sırada Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü...

Ve Kurum'da yatıp kalkan diğer çocukların yanında, teyp ve kameralar önünde ifadesini (!) alıyor.

‘‘Leyla Umar bana cinsel tacizde bulundu. Kendisini okşamamı istedi.’’

İfadenin ‘‘bütün çocuklar arasında’’ alındığını kendisi söylüyor.

Bu nasıl iştir? Allah rızası için söyleyin, böyle bir şey nasıl yapılır? O yavrular nasıl bir kafaya emanet edilmiş?..

Ve yine canlı yayında tehdit yöntemine başvuruyor:

‘‘Bu bandı inşallah medyaya dağıtacağım tekrar. Bütün Türkiye görsün.’’

Haydi, buyur dağıt! Herkes kimin ne olduğunu görsün.

***

Bu şahıs özel kameramanlar kullanmayı, özel çekimler yaptırmayı sever. Başında bulunduğu kamu kurumlarından maaş verdiği Eray Koç isimli bir özel kameramanı vardı, bazı kimselerin peşine Eray Koç ve ekibini takıp çekim yaptırırdı. Hoşlanmadığı insanları, aileleri bile bu yolla taciz ederdi.

Bu şahıs genel müdür oldu, milletvekili seçildi, şimdi Ankara'da belediye başkanı! Çok yakında görevden alınacağını kendisi söylüyor.

Derhal alınmalıdır.

Şu son olay, bardağı taşıran damla oldu. Bir belediye başkanı böyle yapamaz. Annesi yaşında bir hanıma böyle sözler söyleyemez. 14 yaşında bir çocuğa böyle bantlar doldurtamaz. Hele kendisine emanet edilmiş küçük yavruların yanında bunu hiç yapamaz. Bu, ne temsilcisi olduğu milli görüşe, ne Türk töresine, ne de insanlığa sığar.

Kimsesiz, gariban ve artık hayatta olmayan 14 yaşındaki çocuğun sırtından bile siyaset yapıp, hoşlanmadığı insanları belden aşağı kasetlerle ve ‘‘dağıtırım haaa’’ tehditleriyle yıpratmaya kalkışıyor.

Sadece Ankara değil, Türkiye, insanlık ve siyaset kurumu adına utanıyorum.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI