Huyum böyle: Yalakaların sevmediğine kanım kaynıyor

ELİMDE değil, yalakalar bir kişiye saldırmaya başlayınca benim ona kanım ısınıyor.

Ne zaman ki, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’ye genel başkan adayı oldu, işte o zaman adeta ağız birliği eden iktidarperver yalakalar hep birden Kılıçdaroğlu’na saldırmaya başladılar. Ben o an Kılıçdaroğlu’na daha da fazla dikkat etmeye başladım.
İlginçtir, yalakalar söyleyecek sözü olmayanların şaşmaz metodunu hep birlikte kullanmaktan katiyen utanmadılar.
Kılıçdaroğlu ile terbiye sınırlarını zorlayacak şekilde alay etmeye başladılar.
“Sahibinin Sesi” korosu güfteye ters düşen name çalmaz!
Anladım ki, Kılıçdaroğlu bunları topyekûn rahatsız ediyor.
Huyum kurusun, onları rahatsız eden her kimse bana huzur veriyor.
Kılıçdaroğlu’na zaten sempatim vardı, şimdi ilgim mislisi ile arttı.
Yalakalar beni Kılıçdaroğlu hakkında çok heyecanlandırdı.
Neden heyecanlandım? Bunlar zamanında Ahmet Davutoğlu’nu da küçümsemişlerdi. Barack (Hüseyin) Obama’yı oturtacak taht bulamamışlardı. 2002 öncesi Recep Tayyip Erdoğan’ın cehaleti ile alay ediyorlardı.
Hepsinde çuvalladılar ama akılları sıra renk vermemeye çalışıyorlar.
Dediklerinin genellikle tersi olur ama onlar anında rotayı düzeltirler.
¡ ¡ ¡
Kemal Kılıçdaroğlu katiyen bunların şimdilik yaptıkları muhalefetten ürkmesin. Bunlar onun-bunun değil, muazzam bir tutarlılıkla her daim iktidarın adamıdırlar.
Yarın iktidar nasip olursa, Kemal Bey’i ilk alkışlayacaklar onlar olur, yine benim gibilere muhalefet düşer.
İktidarı eline geçirdiği an Kemal Bey’in en sadık bendesi yine onlar olacaktır. Yeter ki, üç-beş demesin, beslemeyi iyi bilsin.
İktidar nasip olursa, “sosyal demokrat TV sahipleri” oluşana kadar Kılıçdaroğlu bunları örneğin, bugünkü iktidarın yaptığı gibi, TMSF üzerinden beslemeye devam ederse bugün nasıl “liberal” olarak hiç seyredilmeyen programlar yaparak “Hazine”den geçinmeye, transfer ücreti almaya utanmıyorlarsa, gün geldiğinde “sosyal demokrat” olarak devletten ulufe almakta da hiçbir beis görmezler.
¡ ¡ ¡
Yeni CHP ile ilgili beklentilerimi, dilimin döndüğü kadar, 19 Mayıs 2010 günü yazdım.
CHP, senelerin yerleştirdiği “önce devlet-sonra millet” anlayışını bu kez tersyüz edebilirse makûs talihini de yenmek için önünü alabildiğine açacak.
CHP, dünya konjonktürünün de sosyal demokrat müdahalelere ihtiyaç duyduğu bir döneme girdiğini kavrarsa, yine yalakaların iddia ettiğinin tersine, dünyayı algılamak için kendinden vazgeçmesi gerektiği zahabına kapılmaz.
Büyümeyi de dağıtımı da sağ partilerin vurguladığı/tanzim ettiği bir ülkede demokrasi işlemez.
Bu ülkede 80’lerden beri dağıtımın en azından söylem liderliğini sağ yapıyor!
CHP, bu garabeti aşar, dağıtım (yolsuzluk ve yoksulluk) söylemine ciddi programlarla sahip çıkarsa, zaten yarım yamalak çalışan demokrasimizin bir kırık ayağı tamir görmüş olacaktır.
Aynı CHP muhafazakârlığın her milletin şaşmaz değeri olduğunu, zira her milletin korumakta ısrarlı olduğu değerleri olduğunu hazmettiği gün de söylemleri kitleler tarafından çok daha kolay benimsenecektir.
¡ ¡ ¡
Ben bir liberalim ve öyle kalacağım. Ama karşımda “adam gibi adam” (milleti kucaklayan sol) görmek istiyorum!
O zaman tartışmanın tadına doyum olmaz.
Bu yolda tarihi bir adım atmaya soyunan CHP’li dostlarımı candan kutluyorum!
Yazarın Tüm Yazıları