« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Huysuz’u özledim

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Ben Huysuz'u özledim. Eminim sizler de özlediniz ama hayatınızda eksikliğini benim kadar hissetmiyorsunuzdur.Huysuz deyince anlamış olmanız lazım ama ben yine de açık açık yazayım. Huysuz İhtiyar'ı, Oğuz Aral'ı özledim. Ben biraz izin yapayım dedi hooop kayboldu.İki hafta olacak neredeyse. Kesin dönünce neler yaptığını veya başka bir deyişle nelere sinirlendiğini anlatacaktır ama ben yine merak ediyorum nerelerde diye.Oğuz Ağabey, Hürriyet'e yazıp çizmeye başladığından beri her sabah muhakkak telefonda konuşuyoruz. Konuşmamız hep şöyle oluyor:- Kanat neredeydin?- Buradayım ağbi.- Benim ömrüm seni aramakla mı geçecek?- Kem, küm...- Sen sayfanın ilanını öğrenmemişsindir zaten. Ben öğrendim. Karikatürün ölçüsü klasik...- Tamamdır ağbi.- Hayır, tamam değil. Alınca beni arayacaksın.- Tamamdır ağbi.- Hayır, tamam değil. Sana verdiğim o kitabı okudun mu?- Başka bir kitap girdi araya kem küm...- Kitap araya kendiliğinden girmez. Sen sokmuşsundur. Tembelliğinden...- Tamam ağbi, ben sefil ve tembel bir insanım.- Hayır, tamam değil...Oğuz Ağabey hakikaten huysuzdur. laf olsun diye değil. Mesela, hemen her konuşmamızda ‘‘Bana ne zaman uğrayacaksın. Kitap ayırdım sana. Hem gel 30 sene önce rakı nasıl içilirdi göstereyim sana’’ der.Ben de damarına basmak için ‘‘Pazar günü Cimbom'un maçı var. Maç çıkışı uğrarım’’ derim.Ali Sami Yen'in dibinde ev tutmak gibi talihsiz bir hareket yapmış olan Fenerli Oğuz Ağabey o dakika çileden çıkar: ‘‘Böğürüp duruyorsunuz zaten, kafamı şişiriyorsunuz. Hem maç için Mecidiyeköy'e geliyorsan, bana uğrama. Benim için gel Mecidiyeköy'e’’ der ve çoooott diye kapatır telefonu.*Oğuz Ağabey'le son konuşmamız diğerlerinden farklı oldu. Kitap Fuarı günlerindeyiz. Gazetede bir haber: ‘‘Huysuz bugün kitaplarını imzalıyor!’’Anında çaktım telefonu:- Ağbi kaçta geleyim?- Nereye geliyorsun. Hem sen neredesin kaç gündür?- Almanya'daydım ağbi. Fuar'a geleceğim.- Hımmm. Nereden duydun?- Gazetede okudum.- Ayhan da eşek kadar kullanmış haberi. Görmesen şaşardım. Gelecek misin yani şimdi?- Geleceğim diyorum ya işte.- Eh peki, iyi o zaman altı buçuk gibi gel.Cumartesi günü Kitap Fuarı'na gitmek gibi çılgınca bir hareket yapıp, tam altıbuçukta Oğuz Ağabey'in yanında bittim.Huysuz, kan ter içinde kitap imzalıyor. Neredeyse kapıdaki kadar bir kuyruk da bizimkinin önünde.Kendisine ‘‘Huysuz’’ diyor ama aslında ne yufka yüreklidir o bilirim. Kitaplarını imzalatmaya gelenler için çiçek almış. Her imzaladığı kitabın arasına bir tane de çiçek koyuyor.Ben de istedim, bana da imzaladı ama benimkine çiçek koymadı. Huysuz işte n'olacak!*Kuyruk biraz hafifleyince, ‘‘Haydi tüyelim’’ dedim.‘‘Ooooffff, aaaaah!’’ diye kalktı. Millet hálá elinde kitap Oğuz Ağabey'in peşinde. Güç bela attık kendimizi sokağa.Şimdi Huysuz'a yer beğendirmek de mesele. ‘‘Öyle gürültülü olmasın. Abuk subuk rakçıların gittiği barlara götürme beni’’ makamından söylenip duruyor.Önce bir şarapevine gittik. Şarabı da şarapevini de beğendi ama, ‘‘Bu dömisek. Dömisek şarabın iyisi olmalı. Fena değil ama dömisek...’’ Diye söyleniyor. Kaç kere dömisek dedi hatırlamıyorum ama garson fenalaştı.Sonra kalktık, Çiçek Pasajı'na gittik. Orada direkt Sev-iç'e oturdu. Meğer Pasaj'a gittiğinde hep orada oturuyormuş. İki kadeh atınca biraz keyfi yerine geldi. Bana delikanlılık dönemi hikayelerini anlatmaya başladı.O kadar harika hikayeler ki. Tehdit ettim, sen yazmazsan ben yazarım diye...Son olarak da Kaktüs'e gittik. Bana ‘‘Hesabı sen mi ödeyeceksin, ben mi?’’ dedi.Ben de neyime güveniyorsam, ‘‘Ağbi sen misafirimsin burada. Ben sana para ödetirsem bir daha mekana ne yüzle gelirim’’ diye efelendim.Güldü ve ‘‘Garson! Hesabı bu hıyar ödeyecekmiş, bana en pahalı kanyağından getir’’ dedi.Huysuz'cuğum. Çok özledim. Gel sana o kanyaktan bir şişe ısmarlamayan adidir.
Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler