"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Huylu huyundan vazgeçer mi ?

Doğan HIZLAN

Kadim dostum Oğuz Aral, Huysuz İhtiyar (Kelebek/Marjinal Yazarlar) başlığı altında yazdıklarını kitaplaştırdı. Böylece nice yeteneklerine bir yenisini daha ekledi. 'Huysuz İhtiyar' sözüne itirazım var, 'Huysuz' yeterliydi, çünkü gençliğinde de onu huysuz bulanlar vardı. Kendimi neden ortaya atayım, dostluğum bozulsun.

Yazıları gazetede okurken, huysuzluğunun derecesini tam anladığınızdan şüphem var, şimdi hepsini bir arada okuyunca, başta sevgili eşi Tolga olmak üzere, benim gibi dostlarının birer melek olduğuna karar verirsiniz.

Hayatı kendi için ve bizler için nasıl gülleri kadar güzel bir cennete çevirdiğini farkedersiniz.Günlük yaşamın içinden fırlayan doğal mizahın ustalığını, Oğuz kaleme de getirebilmiş. Oğuz'u yakından tanıdığımdan, bunların birer günlük olduğuna kalıbımı basarım. Çünkü onda gerçekle fantazi, hep biribiriyle itişip kakışır, sonunda zafer Huysuz İhtiyar'ındır.

Bütün merakları bir yana, marangozluğa başlamasını anlayabiliyorum. Ben de, rengarenk tornavidalara dayanamam, en küçüğünden en büyüğüne kadar iyi bir koleksiyonum var. Bazan eve gelen ustalara onları gösteririm, sahte bir bilge sessizliğine bürünüp, onlardan anlarmışım gibi bir hava yaratırım.

İkimizin arasındaki fark, benim eylemci olmayışım. Yoksa ben Oğuz gibi, komşularıma masa yapacağım diye bir yer sofrası yapardım.

***

BEKİR Coşkun'un ona aşıladığı hayvan sevgisinin, basın dünyamızda bir yazı türü yaratılmasında etkin olduğunu okuyunca çok sevindim doğrusu:

'Basın olmuş 44 köşe!... Ama, hiçbir gazetede İT Köşesi yazarı yok. İşte biz bu vahim boşluğu doldurduk:'

'Ezilen cinsel sınıf' yazısına her Türk içinden katılır, zamparalık hikayeleriyle herkesin birbirini aldattığı bir toplumda, ABAZAN'ların durumuna eğilmesi, memleket edebiyatındaki gerçekçi anlayışa örnek gösterilebilir.

Ben Huysuz İhtiyar'ın derdini -bazılarını kendisi yaratmış olsa da- çok iyi anlıyorum. Hem kuşakdaşım, hem sevgili dostum, hem de masası dağınık biri. Hele üçüncüsü ortak bir özelliğimiz.

İhtiyarlığı kendine kim yakıştırır ki Oğuz yakıştırsın. Üstelik gerçekten de etrafa zulüm yapacak kadar gençtir.

Peki neden Huysuz İhtiyar:

'...benim öyle ihtiyarlık kompleksim filan hiç olmadı. Hâlâ limonu sıksam suyunu çıkartırım. Siz bu kitabın HUYSUZ İHTİYAR adına aldırmayın. O yakıştırma benim değil, Avrupa Parlamentosu'na gelin verdiğim manevi kızım Emine Sancak Piyer'in bana taktığı lakaptır:'

Alış-veriş nöbetlerini bilirim. Devası yoktur. Alış-veriş kalemlerimiz farklı da olsa, hastalığımız aynı.

Oğuzcum, bu aşırı alış veriş tutkusuna -hastalık diyenlere kulak asma-karşı Frankfurt'ta bir klinik açılmış. Yalnız bizim için bir tehlike var, bu kez de klinikteki aletlerin benzerlerini satın almaya başlarız.

Senden bir ricada bulunacağım. Zeytin ve vişne çekirdeklerini çıkartma makineme uygun vişne ve zeytin bulamıyorum, bahçende bu ürünleri yetiştirebilir misin ya da aletimi göndersem onu bir elden geçirir misin?

***

BAKIN az daha unutacaktım, Huysuz İhtiyar'da nefis karikatürler var. Oğuz yazıya sarınca, biz de onun karikatürcülüğünü unutacaktık az daha.













X