"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hürriyet Treni’nde en çok duyduğumuz cümleler...

- Yazarlar nerede?<br><br>- Bunu da yazın!

İki gün önce yola çıkan Hürriyet Treni, tam gaz devam ediyor. Hürriyet Kurumsal  İletişim Koordinatörü Emel Armutçu’yla baş başa bırakıyorum sizi...

*  Bu sene güzergah nasıl? Nerelere gidiliyor?
- Evvelsi gün Ankara’dan yola çıktık, dün Kayseri’deydik. Bugün Erzincan’dayız, sonra sırasıyla Kars, Sivas, Samsun, Amasya, Malatya, Gaziantep, Diyarbakır, Elazığ, Muş, Tatvan, Adana, Mersin, Konya, Afyon, Uşak, İzmir, Manisa, Balıkesir, Eskişehir’e gideceğiz. İstanbul’a varıp Avrupa yakasına geçeceğiz, tren vagon vagon feribota yükleniyor, o da acayip manzara, Kırklareli ve Edirne’den sonra İstanbul Haydarpaşa’da son etkinliğimizi yapacağız.

*  Bir gün nasıl geçiyor?
- Her ekip, sabahları “depo vagon”a koşuyor, malzemelerini indiriyor. Yani standlar, broşürler, etkinlik malzemeleri... Hazırlanıp perondaki yerini alıyor. Saat /images/100/0x0/55eac437f018fbb8f8955b3c10.00’da “perdeleri” açıyoruz. Bir kere, Anadolu şehirleri çok misafirperver; valisinden belediye başkanına tüm mülki erkan ve sivil kuruluşlar “hoş geldiniz”e geliyor. Onlara treni gezdiriyor, oturup konuşuyoruz. Sonra herkes kendi etkinliğini yapıyor, akşama kadar panayır yeri gibi oluyor istasyon. Bir yanda çocuklar resim yapıyor, şarkı söylüyor, bir yanda büyükler sergi geziyor, doğum günlerinde yayınlanmış Hürriyet’i alıyor ya da vagonda seminere katılıyorlar. İki yıldır, tren sayfasını da trende yapıyor, İstanbul’a gönderiyoruz. Sonra yine pılı pırtımızı toplayıp, yollara düşüyoruz.

*  Neden otobüs değil de mesela, tren...
- Ya Ayşecim, trenle otobüs karşılaştırılır mı hiç! Tren giderken, sen istersen duş al, istersen yemek ye, okey turnuvası düzenle, yan komşuya çaya git. Ya da kendi kompartımanında manzaraya bakarak şiir yaz, kendine dön, kendi yolculuğunu yap. Trenle başka hiçbir araçla giderek göremeyeceğin yerleri görüyorsun.

*  Hiç mesela karşı tepki olmuyor mu? Kızanlar, ağzına geleni söyleyenler, Hürriyet’e çakanlar...
- Oluyor tabii! “Siz şu haberi şöyle vermiştiniz, yanlış yaptınız!” diyenler çıkıyor. Ya da tamamen projeyi eleştirenler. E bu bir insan hakları treni, fikir özgürlüğünü savunuyor, “Kendinizi ifade etmek hakkınız!” diyoruz. İlk yıl, Genç Siviller birkaç yerde protesto gösterileri düzenlediler, gidip broşürlerini ben de aldım, dinledim, yazdım da. O zamanki yayın yönetmenimiz Ertuğrul Özkök, “Seneye buyurun siz de katılın trene” dedi.

*  Geçmiş yolculuklarınızda yaşadığınız ilginç anekdotları anlatsana...
- Tatvan’da bizi karşılamaya gelen folklor ekibinde bir küçük kız vardı, hikayesini tesadüfen bizimkilerden biri öğrenmiş. Ortaokulu bitirmiş, evlendirileceği için liseye gidemeyecekmiş. Çok üzgündü. Trende hemen bir heyet toplandı, ailesine ziyarete gitti, baba ikna edildi, paralar toplandı, kız liseye başladı. Geçen yıl Akbank Çocuk Tiyatrosu vardı, 50 gün boyunca her gün oyun oynadılar, son durak Edirne’de de oynadılar, herkes inanılmaz yorgundu, ancak bir haber geldi, hastanede lösemili çok sayıda çocuk var diye. Malzemeleri toplayıp hastanenin yolunu tuttular, bir de orada oynadılar. Öyle çok hikaye var ki, kitap olur.

*  En çok en çok hangi soruyu soruyor insanlar size?
- “Yazarlar nerede?” Bir de, “Bunu yazın” en çok kullanılan kelimeler.

*  Deprem simülasyonlarını yaşamak isteyen meraklı insan bulmakta zorlanır mısınız?
- Hiç sanmıyorum. Geçen yıl en çok ilgi gören etkinlikler DASK’a aitti. Özellikle Prof. Ahmet Mete Işıkara, geldiği yerlerde bir popstar gibi karşılandı. Çocuklar bu eğitimlere bayılıyor.

Her sabah başka bir şehirde uyanmak ŞAHANE, eşitlik denen şeyin yalandan ibaret olduğunu görmek BERBAT

*  Kim kiminle geyik yapıyor?
- İlk üç gün, siz-biz muhabbeti, üçüncü günün sonunda direkt herkes herkesle geyik.

*  Kim kimin ekürisi...
- O belli olmuyor, bu yıl nispeten yeni bir ekip var, ama kesin gruplar oluşuyor ve emin ol dedikodu yapılıyor.

*  Soğuk oluyor mu?
- Dört mevsim yaşıyoruz. İki yıl önce haziranın sonunda Kars’ta kar gördük. Sonra Mersin’de 40 derece oldu. Diyarbakır’da ise 45 derece.

*  Gece geçirmek keyifli mi?
- Sallanarak uyumak beşik hissi yaratıyor, daha güzel uyuyorsun, anne kucağında gibi.

*  Bu yolculuğun en şahane tarafı, en berbat tarafı...
- Yatağından kalkmadan, her sabah başka bir şehirde uyanmak en şahane tarafı. En berbat tarafıysa, haklar için yola çıksan da, insan haklarının herkes için olmadığını, eşitlik denen şeyin bir yalandan ibaret olduğunu gözlerinle görmek...

*  Türkiye’de daha önce görmediğin ve güzelliğiyle seni büyüleyen yerler nereler?
- Amasya. Beni çarptı! Dantel gibi bir şehir. Toroslar da inanılmaz. Ve Hasankeyf... Ürpertici güzel!

X