"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hürriyet "çuf çuf"unun amazonları

Onlara biz aramızda, “Tren’in Amazonları” diyoruz.

Hürriyet kurumsalın kadınlarından söz ediyorum. Ne varsa, yemin ediyorum kadınlarda var, o kadar çok iş kotarıyorlar ki anlatamam. Yine trendeler. Yola çıktı çuf çuf. Bence Hürriyet Treni, müthiş bir sosyal sorumluluk projesi. Bir tren düşünün, tüm Türkiye’yi şehir şehir dolaşıyor, gerçek anlamda nabız tutuyor, hizmet ve eğlence götürüyor. Hürriyet Kurumsal’ın Koordinatörü, bin yıllık arkadaşım, şahane gazeteci ve güzel insan Emel Armutçu’yu yakaladım ve sordum. O kadar çok anlattı ki yarın da devam edecek...

Siz kimsiniz?
- Hürriyet kurumsal ekibi. Ben, Evrim, Aylin, Merve ve Zeynep...

Yani Hürriyet’in “iş bitiricileri”...
- E ben dersem tuhaf olur. Ama Kanat da buna benzer bir şeyler yazmıştı. “Kendi içinde mitoz bölünme yöntemiyle çoğalan, pek çok işe yetişen, ajandası en dolu ekip.” Geçen yıl, Kurumsal İletişim departmanı, Pazarlama Grup Başkanlığı’yla birleşti. Hepimiz Tijen Mergen’e bağlandık. Daha önce Milliyet’in Pazarlama ve Satış Grup Başkanı’ydı Tijen Hanım. Sorumluluk alanlarından biri de Türkiye’ye mal olmuş, “Baba, Beni Okula Gönder” kampanyasıydı. Baktık ki o da aynı bizim gibi, şimdi hep birlikte severek koşturuyoruz.

Tren haricinde ne tür faaliyetler gerçekleştirdiniz şimdiye kadar?
- Hürriyet’te 7’nci yılını dolduran Aile İçi Şiddete Son Kampanyası’nı biz yürütüyoruz. Gün geliyor, Türkiye’nin en ünlü kadın seslerini bir araya getiren bir albümün yapımcısı ya da Türkiye’nin en ünlü erkek seslerini bir araya getiren konserin organizatörü oluyoruz. Hepsi, aile içi şiddete son demek ve Acil Yardım Hattı’nı maddi manevi desteklemek için. Altın Kelebek’ten, kuruluş yıldönümlerine, basın toplantılarından özel kutlamalara, Hürriyet’in tüm organizasyonlarını biz yapıyoruz. Sonra Meclis’te ve hayatın her alanında daha fazla kadın olması için çalışan “Haklı Kadın Platformu” etkinlikleri var. Ve tabii Anadolu yollarına düştüğümüz Hürriyet Treni’miz...

Ne zaman, nasıl ortaya çıktı tren fikri?
- 2008’de Hürriyet’in 60’ıncı kuruluş yıldönümü kutlanacaktı. Farklı bir şey olsun, Türkiye’yi kapsasın istedik. Treni bir araç olarak kullanma fikri, o zamanki Kurumsal İletişim Koordinatörümüz Temuçin Tüzecan’a ait. Yönetim Kurulu Başkanımız Vuslat Doğan Sabancı da her zaman projelerimize destek.Treni bugünkü gibi rengarenk giydirdik. İçine çalışanları, projecileri koyduk, yola çıktık. Tren, kendi hikayesini yollarda kendi kendine yazdı. Neler yaptığımızı, Anadolu’nun her köşesindeki istasyonlarda bizi karşılayan insanlar, onların, hayalleri, beklentileri belirledi. Hürriyet Treni projesi, yol üstündeyken onlarla şekil aldı ve bugünkü haline geldi.

İyi de, “ana amaç” neydi?
- O güne kadar, hep siyasi temelde ele alınmış insan hakları kavramını, insanların gündelik hayatına sokmaya çalışmak. Yaşam hakkı, eğitimde fırsat eşitliği hakkı, şiddet görmeme hakkı... Hepsinin gündelik dile girmesi, dile getirilmesi. İlk yolculukta bunları işledik. Küçücük çocuklar, peronlarda yaptıkları yüzlerce binlerce resimle, haklarını talep ettiler. Kimi “Pisiklet” istedi, kimi “Sallangoç”, kimi de “Dayak yememek”, “Okula gidebilmek.” Pek çok kadın şiddete karşı hakları olduğunu öğrendi bir tren vagonunda. Vagon dediysem, konferans vagonu, bildiğin konferans salonu yani...

BU TRENDE YOK YOK

Tiyatro da izlenebiliyor değil mi?
- Evet. Sonraki yıl, Çocuk Hakları’nın kabulünün 20’inci yılına denk geldi. Ağırlıklı olarak çocuk haklarını işledik.

Peki bu yıl tema ne?
- Seçim öncesi de olduğu için “Türkiye Ne İstiyor?” temasını işliyoruz. İnsanlara, 12 Haziran’dan sonra tüm Türkiye’ye ilişkin ne beklediklerini soruyoruz. Bunları yolculuk sonunda bir rapor haline getirerek Meclis’teki siyasilere ileteceğiz. Bu genel tema. Onun dışında, diğer tren etkinlikleri sürecek: Aile içi şiddete son eğitimi, sergiler, fikir alışverişleri, yazarlarımızla söyleşiler. Bu yılki ortaklarımız da yine çok sıkı: Doğal Afet Sigortaları Kurumu. Bir vagonu deprem simülatörü haline getirdiler. Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu da, “Nasreddin-İnadın Sonu” adlı oyunu oynayacak. Futbol Federasyonu da proje ortağımız oldu. Her bir şehirde farklı yarışmalar düzenleyecek. CNN Türk ve Doğan Haber Ajansı trenden yayın yapacak. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, çocuklarla “Haklar Atölyesi” gerçekleştirecek. E biz Haklı Kadın Platformu olarak da, trende olacağız tabii. Her şehirde, kadın adaylarla buluşup, kadınların Meclis’te eşit temsili için yaptığımız çalışmaları şehir bazında sürdüreceğiz.

300 BİN İNSANLA YÜZ YÜZE

Kaç kişiyle temas etmişsinizdir...
- 300 binden fazla. Üstelik yüz yüze. Bu yolculuk, trende yaşayan insanlara da çok şey öğretiyor. Tren bambaşka bir şey, jet hızıyla akıp giden günlerimize inat, giderken durabilen bir araç. Durarak gidiyorsun, yani sürekli gidiyorsun da giderken gördüklerini uzun süre görüyorsun, gördüklerini sindiriyorsun. Kendine daha çok dönüyorsun.

Faydasını anladık... Eğlence?
- Hah şimdi tam üstüne bastın! Bir kere, onlarca odadan oluşan, 300 metre uzunluğunda bir evin oluyor. Ve kalabalık bir ailen. Yemekli vagon, akşam yemeğinden sonra bir club’a dönüşüyor. Bazen hızımızı alamayıp eğlenceyi perona taşırdığımız da oluyor. Hiç unutmuyorum, önceki yolculuklardan birinde, akşam saatlerinde Niğde’ye vardık. Vagonda dans eden bizimkiler, o hızla, trenden inip, istasyonda halay çekmeye devam ettiler.

Süpermiş!
- Ya da uzuuuun günlerden sonra, ilk kez yeniden denizi gördüğümüzde, bir vagon, tamamen mayolarını giymiş bir şekilde koridora çıkmış şöyle slogan atıyordu: “Maki-nist... bi-zi... de-ni-ze... gö-tür!” İsyan çıktı yani.

HAMİŞ

Sebati Karakurt’a da Amazonları böyle neşeli ve enerjik görüntülediği için teşekkürü borç bilirim.

X