Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hükümetin Kıbrıs'taki politikası: Kaçak güreş

<B>ÖNCE,</B> Dışişleri Bakanımız'ın, hemen sonra da Başbakanımız'ın Kıbrıs konusunda söylediklerine bakalım:

‘‘Annan Planı şu haliyle birçok eksiği içeriyor. En azından adadaki Rumlarla Türklerin eşitliği sağlanmalı. Sorun çözüldü denip bundan sonra güvenlik konusunda olumsuz gelişmeler yaşanırsa asıl felaket budur. Kıbrıs stratejik açıdan önemlidir.’’

(Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün geçtiğimiz günlerde New York'ta yaptığı açıklama.)

‘‘KKTC'nin attığı adımlar karşılık bulmuyor. Çözümsüzlük siyasetini benimseyen bir ülke değiliz. Aksine çözüm için masaya oturmaya her zaman hazır bir ülkeyiz. Annan Planı'nı kökünden reddeden anlayışı da kabul etmiyorum. Aralık seçimlerinden sonra yeni bir dönem olabilir, bu yeni yönetim farklı bir bakış sergileyebilir.’’

(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İspanya'da yaptığı açıklama.)

Türkiye, Kıbrıs politikasını hangi açıklama doğrultusunda götürüyor acaba?

Annan Planı görüşülebilir bir plan mı, yoksa felaketle bitebilecek bir plan mı?

Hangisi?

Zaman daralıyor, Türkiye'nin tutumu ne olacak?

* * *

Anladığım kadarıyla hükümet, Kıbrıs konusunda hiçbir politika uygulamadan, çelişkili açıklamalarla kafaları karıştırarak adada aralıkta yapılacak seçime kadar zaman kazanmak istiyor.

Türkiye'nin bu yaşamsal ulusal davasında AKP iktirdarının içine düştüğü acıklı duruma bakın.

Belli ki çaresiz kalan hükümet bütün umudunu Kıbrıs'ta yapılacak seçimi muhalefetin kazanmasına bağlamış.

Başbakan'ın açıklamasında bu net olarak görülüyor.

Hesap şu:

Seçimleri Mehmet Ali Talat önderliğindeki muhalefet cephesi (Denktaş karşıtları) kazanacak. Denktaş'ı dışlayıp Annan Planı'nı görüşmek için hemen masaya oturacak. Bazı ufak tefek rötuşlardan sonra planı kabul ederek anlaşmayı imzalayacak.

AKP de rahat bir nefes alacak.

Eğer içerde muhalefet olursa Tayyip Bey'in yanıtı da hazır olacak:

‘‘Ne yapalım demokratik bir seçim sonucu Kıbrıs halkı böyle bir çözüm istedi. Biz buna müdahale edemeyiz.’’

* * *

Mehmet Ali Talat bir iki nokta dışında Annan Planı'nın Kıbrıs Türkü'nün isteklerine uygun olduğuna inanıyor. Bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söylüyor. (Tayyip Bey'in beklediği gibi)

Bu nedenle Mehmet Ali Talat iktidara gelmeleri durumunda ki buna kesin gözüyle bakıyor, Kıbrıs'ta çözüme gidileceğini belirtiyor.

Ancak Mehmet Ali Talat'ın tek endişesi AKP iktidarının kendisini masada yalnız bırakması.

‘‘Ben masaya oturduğumda Türkiye'nin yanımda olması gerekir. Ama AKP'den böyle bir yaklaşım şu ana kadar göremedim. Onun için masada yanıma bir Türk yetkilinin oturmasını isteyeceğim’’ diyor.

AKP'nin Talat'ın bu isteğini yerine getireceğini zannetmiyorum. Çünkü Recep Bey ve arkadaşları ‘‘Kıbrıs'ı sattınız’’ suçlamalarının kendilerine yöneltilmemesi için bu işi Talat'ın tek başına yüklenmesini istiyorlar.

Talat da bunun farkında, ‘‘Çözüm için bazı ödünler vermemiz gerekecek. O nedenle Türkiye yanımda olmalı, hükümet de elini taşın altına sokmalı’’ diyor.

Kıbrıs konusu ulusal bir davadır. Bu uğurda 50 yıla yakın bir süredir savaşım verilmektedir. Kan dökülmüştür.

Böylesine kutsal bir ulusal dava kaçak güreşerek çözülemez.
X