Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hükümet Sözcüsü Bozdağ: 'Para transferinin kısıtlanması talimatı olmadı'

    Gizem Karakış / Ankara
    04.12.2017 - 15:30 | Son Güncelleme:

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Türkiye serbest piyasa ekonomisine sahip bir ülkedir. Cumhurbaşkanımız para transferlerinin kısıtlanması ya da engellenmesiyle ilgili herhangi bir talimatı olmamıştır. Bu konuda herhangi bir sınırlandırma söz konusu değildir" dedi. Bozdağ, taşeron işçilerle ilgili olarak da, "Eli kulağında dersek yanlış olmaz. Çalışmalar tamamlanmış durumda. Bu hafta Bakanlar Kurulu'na gelmedi ama önümüzdeki hafta gelebilir. Bu yasa çıkmadan parlamento ara vermeyecek" dedi.

    Bakanlar Kurulu toplantısının ardından kameraların karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ'ın sözlerinin satır başları şöyle:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan yurtdışına para kaçıranlar derken kimleri kastettiğini açıkladıCumhurbaşkanı Erdoğan 'yurtdışına para kaçıranlar' derken kimleri kastettiğini açıkladı

    Tabi dün Sayın Cumhurbaşkanımızın Muş 6. Olağan kongresinde yaptığı açıklama bugün Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından yapılan bir toplantıda çok net bir şekilde tavzih edildi. Hükümet Sözcüsü Bozdağ: Para transferinin kısıtlanması talimatı olmadı


    Ne demek istediğini Sayın Cumhurbaşkanımız birinci ağızdan açıkladı. Bildiğiniz gibi Türkiye serbest piyasa ekonomisine sahip bir ülkedir. Ülkemizde hem vatandaşlarımız hem de yabancı yatırımcılar, Türkiye’nin içerisinde istediği yerde yatırım yapma hakkına sahiptir. Burada bir serbestlik esastır.

    Aynı şekilde yerli ve yabancı yatırımcılar yurt dışında da diledikleri gibi yatırım yapma hakkına sahiptir. Her türlü para transferi bu maksatla yapabilirler. Türkiye’de bu güne kadar bu alanda herhangi bir sınırlama söz konusu olmamıştır. Bundan sonrada bu anlamda bir sınırlama olmayacaktır. Cumhurbaşkanımız para transferlerinin kısıtlanması veya engellenmesiyle ilgili de herhangi bir talimatı olmamıştır.

    Şu anda da bu noktada bir sınırlandırma söz konusu değildir. Yalnız Sayın Cumhurbaşkanımızın dikkat çektiği husus bugünkü konuşmasında da var sadece kendi ülkesine güvenmediği için sermayesini başka yere aktarmak isteyenlere dönük bir sitem olduğunu ifade etti. Çünkü Türkiye ekonomisi zora ve dara girsin diye pek çok dışarıdan ve içeriden uğraş varken, bu noktada yatırımcı iş adamlarımız kendilerinin ekonomisini sermayesini güçlendiren, kendilerini daha iyi noktaya getiren Türkiye’ye ve Türk ekonomisine güvenmeleri ve sahip çıkmaları noktasında bir sitemini ifade etmiştir.

    Ayrıca PKK Terör örgütü, FETÖ terör örgütü, DEAŞ terör örgütü, DHKP-C terör örgütü Türkiye’ye karşı eylem yaptığı gibi Türkiye’nin kaynaklarını da yurt içi ve yurtdışında da terörü finanse etmek maksadıyla kendi şirketlerini Türkiye’den elde ettikleri gelirleri kullanmaktadırlar. Tabi Türkiye’nin terör örgütleriyle irtibat, iltisak içerisinde olan ve terörü finanse edenlerle ilgili dünyanın her demokratik hukuk devletinde olduğu gibi bir hassasiyeti vardır.
    Bu hassasiyet bundan sonra da terör örgütlerine dönük finansman sağlayan kara para aklayan ve terör örgütünün kasası olanlara karşı elbette Türkiye hukuk devleti olmasının gerekleri neyse onları bundan önce yaptığı gibi bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Bunu dışında Türkiye’de serbest piyasa ekonomisi vardır devam edecektir. Türkiye’de yatırım yapan iş adamlarımız, yabancı iş adamları, küresel finans sistemine entegre bir şekilde herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan faaliyetlerini bugüne kadar nasıl devam ettirdilerse bundan sonrada öyle devam ettireceklerdir. Bunları teminatı bizim Anayasamız yasalarımız bankacılık sistemimiz ve hükümetimizdir. Hiç kimsenin bir endişesi olmamalıdır.

    KILIÇDAROĞLU’NUN 'BELGE AÇIKLAYACAĞINI' SÖYLEMESİ

    Yarın CHP’nin açıklayacağı belge ya da kağıt parçası ya da yeni bombalar nedir bilmiyorum. Kılıçdaroğlu terör örgütleriyle açıkça iş birliği içinde.
    Sayın Kılıçdaroğlu bu kağıt parçalarını medyaya dağıtmadığı gibi yargıya da vermedi. Savcılığın talebi üzerine sıkışınca medyaya dağıtmak zorunda kaldı.

    Peki bu kağıt parçaları incelendiğinde ne çıktı ortaya? Bir banka görevlisinin bilebileceği bir şeyi öğreneceği şeyi yapmıyor. Bu kağıt parçaları incelendiğinde şunu gördük. Burada sayın cumhurbaşkanı ve ailesinden herhangi bir kişinin Man Adası’ndan herhangi bir şirkete tek kuruş para göndermediğini bu dekontlar ispat etmektedir.

    Kılıçdaroğlu neyi iddia ediyor? Man Adası’nda şu şirkete şu kadar para havale ettiler. Dekontlara bakıyorsunuz dışarı aktarılan para kesinlikle söz konusu değildir. Bu dekontlar kesin bir şekilde Sayın Kılıçdaroğlu’nun müfteriliğini ispat eden bir belgeye dönüşmüştür. Sayın Kılıçdaroğlu’ndan beklentimiz şu: Onurlu biri gibi davranmak.

    Bu gösterdiğin dekontların sizin müfteriliğinizi ispat eden birer belge olduğu ortaya çıktı. Şimdi söyler misin alçak kim, müfteri kim, yalancı kim?
    Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu saatten sonra yapması gereken CHP genel başkanlığından istifa etmesidir. 

    Kılıçdaroğlu elinde patlayan Man Adası bombalarından sonra konuyu değiştirip başka yeni bombalar ortaya koyarak başka tartışmalarla günü kurtarmaya çalışacaktır. Yalan üzerine kurulan bir siyasetin CHP’ye de Kılıçdaroğlu’na da faydası yoktur.

    KUDÜS’ÜN STATÜSÜ

    Kudüs ile ilgili çok yoğun haberler var. İsrail’in başkenti yapılacağına dair iddialar dolaşıyor. Kudüs’ün ve Haremi Şerif’in statüsü uluslararası anlamalarla bellidir. Kudüs’ün bu statüsünü korumak bölgedeki barışı korumak açısından önemlidir. Bu statü kaldırılarak başka bir adım atılırsa bu büyük bir felaket olur.

    KILIÇDAROĞLU’NUN 'ZARRAB’A DEVLET SIRLARINI KİM VERDİ?' SORUSU

    CHP’nin genel başkanının Türkiye’ye dönük bazı projelerde de yer aldığını görüyoruz. ABD’de devam ediyor bir dava. Bu davanın ABD’de görülmeye başladığı sırada Türkiye’de de eş zamanlı bir şekilde cumhurbaşkanımız ve ailesi hakkında bir itibar suikastına teşebbüs etti Sayın Kılıçdaroğlu.

    Geçmişte de Almanya’da deniz feneri davası yapılıyordu. O zaman da Kılıçdaroğlu burada rol almıştı. Şimdi aynı şeyi buradan devam ettiğini görüyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun duruşu yerli değildir. Milli hiç değildir. Zarrab’la ilgili konunun üzeri örtülmedi ve gereken soruşturmalar Türkiye'de yapıldı.

    17-25 Aralık sürecini Türkiye’de başaramayan taşeron kendisine bu görevi verenlerle iş birliğine gitti şu anda öyle görünüyor. Bu davanın bütün lojistiği FETÖ’dendir. Bilirkişi FETÖ’cü, raportör FETÖ’cü, tanık FETÖ’den… Hakim, FETÖ’nün ağırladığı birisi. Türkiye kendisine karşı yürütülen bu hadiseleri takip etmektedir. Burada çıkacak bir kararın bizim açımızdan bir kıymeti yoktur. Bu yargılama üzerinden Türkiye’yi suçlama için büyük bir çaba var.

    Afrin operasyonu:
    Afrin’le ilgili konuya gelince, tabi Suriye’de yaşanan her hadise Türkiye’nin ulusal güvenliği ile doğrudan ilgilidir. Bunu her defasında ifade ettik, gerek bölgedeki demografik yapının değiştirilmesi, terör faaliyetlerinin Türkiye’ye dönük verdiği zararlar, sınırlarımızdan Türkiye’ye dönük meydana gelebilecek olumsuzluklar, mülteci akınları ve bölgede bir terör koridoru oluşturma gayretleri vesaire bütün bunlar Türkiye’nin güvenliği ile doğrudan ilgilidir.

    Türkiye bölgede çatışmaların sona ermesi, barış ortamının tesis edilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini sağlayacak ve herkesin katkı sağlayacağı bir barış ortamı tesisine son derece önem vermektedir. Ancak bunu yaparken de elbette meşru olanlarla, muteber olanlarla, halkta karşılığı olan Suriye’deki bütün çevrelerle birlikte yapılmasını önemsemektedir. Terör örgütlerinin bu süreçte muhatap kabul edilmesini Türkiye reddetmektedir. YPG-PYD bir terör örgütüdür, bunun herhangi bir şekilde bu sürece katılmasını bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Afrin’de de PYD-YPG teröristlerinin yer aldığını biz biliyoruz ve orada Türkiye’ye karşı bir hazırlık içerisinde olduklarını da görüyoruz.

    Ve Türkiye, oradan bize yönelecek her türlü saldırıya anında karşılık vermektedir, bundan sonra da karşılık vermekte tereddüt etmeyecektir. Fırat Kalkanı Harekatı, İdlib’teki yapılan çalışmalar ve diğer bütün adımlarımız bu bölgede terör örgütlerinin talepleri doğrultusunda bir şekillenmeye Türkiye’nin izin vermeyeceğinin en büyük göstergesidir. Bu nedenle, burada, Türkiye’nin ulusal çıkarları aleyhine herhangi bir gelişme olursa Türkiye bu gelişmeyi durdurmak için hiç kimseden izin ve onay almaz. Bu gelişmeyi engellemek için adım atmakta da tereddüt etmez. Afrin’e dönük bir adım atılıp atılmamasını bölgede yaşanacak gelişmeler tayin edecektir. Türkiye’nin koyduğu sınırların aşılması ve bu şartların oluşması halinde Türkiye elbette kendi hukukunu korumak için gereğini yapmakta tereddüt etmeyecektir.

    TAŞERON İŞÇİ DÜZENLEMESİ

    Taşeron konusu daha önce de söyledim şu anda eli kulağında dersek yanlış olmaz. Çalışmalar tamamlanmış durumda. Bu hafta Bakanlar Kurulumuza gelmedi ama muhtemelen önümüzdeki hafta Bakanlar Kurulu’na veya bir sonraki hafta gelebilir. Bütçe görüşmeleri sırasında veya sonrasında Parlamento’ya sevk edilecek. Ve Cumhurbaşkanımız da geçen açıkladı. Parlamento taşerona ilişkin yasayı çıkarmadan bu bütçeden sonra her sene verdiği arayı vermeyecek. Önce bu yasayı çıkaracak. Sonra ara verecek. Onun için bu konu artık sonra geldi. Hayırlı olur inşallah.

     

    SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı