Hükümet psikolojik etkiden ürktü IMF’yle görüşmeyi internete çekti

Hürriyet Haber
03.12.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Devlet Bakanı Ali Babacan, IMF konusunda “Görüşmeler devam ediyor, genel konularda anlaştık, haftada iki-üç kez, detaylar üzerinde görüşüyoruz” dedi. ‘Psikolojik etki’ yaratmasın diye heyeti çağırmadan telekonferans ve internet ortamında görüştüklerini açıklayan Babacan, anlaşma yapılması durumunda gelecek finansman kadar iç borçlanma ihtiyacının azalacağını belirtti.

BAŞBAKAN Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir stand-by anlaşmasına yönelik görüşmelerin devam ettiğini söylerken, yarattığı ‘psikolojik etkileri’ dikkate alarak bu kez Türkiye’ye çağırmadan görüştüklerini anlattı.
Bu kez IMF’yi çağırmadık
Basınla gerçekleştirdiği basınla sohbet toplantısında soruları da yanıtlayan Ali Babacan, “IMF’yi defterden sildiniz mi” sorusuna esprili bir şekilde “Bu sorunun bir buçuk saat sonra gündeme gelmesi bile olumlu bir gelişme” yanıtını verdi. Görüşmelerin sürdüğünü ancak bu seferki görüşmelerde IMF heyetini Türkiye’ye çağırmadıklarını, görüşmelerin telekonferans ve internet ortamında yapıldığı anlatan Babacan, şöyle konuştu: “Bir heyet çağırmadık. Buraya gelince psikolojik ortam değişiyor. ‘Son noktaya kadar çağırmayacağız’ dedik. Onlar orada, biz burada daha rahat bir müzakere ortamımız var. Yeni bir stand-by ile ilgili görüşmeler devam ediyor, oldukça detaylı konuşuluyor. Haftada 2-3 defa konferans yoluyla ya da elektronik posta yoluyla temaslar sürüyor. Genel çerçeve bitti, detaylar konuşuluyor. Fakat tek bir detaydan bile bir problem olabilir. Detaylar bitene kadar Türkiye’de bir görüşme olmayacak. Detaylar bittikten sonra her şeyin konuşulması için heyet Türkiye’ye gelecek.”
Son çeyrekte pozitif büyüme
IMF ile anlaşılması durumunda, oradan gelecek olan finansman kadar iç borçlanma ihtiyacının azalacağını anlatan Babacan, Türkiye’nin rezervlerinde de artış olacağını söyleyen Babacan, büyüme konusunda ise şu değerlendirmeleri yaptı: “Üçüncü çeyrek daralmasının ikinci çeyreğe göre daha düşük kalacak. Dördüncü çeyrekte pozitif bir rakam olabilir. Olmasa da gelecek yılın bir çeyreğinde baz etkisi ele alındığında olumlu büyüme göreceğiz. Daralma hız kesmiş olmasının sevindirici bir gelişme. Büyüme rakamları açısından en kötü geride kalmış görünüyor. Bundan sonra her bir çeyrekte daha olumlu rakamlar görmeyi bekliyoruz. Orta vadeli programda yer alan ekonomik büyüklük hedeflerinde revizyona gitmeyi düşünmüyoruz.”

Dubai bizi dolaylı etkileyebilir

ALİ Babacan, Dubai’de yaşanan krize ilişkin ise “Daha önce bu ülkenin ismini anmamaya dikkat ediyorduk ancak artık bilindiğine göre” ifadesiyle başladığı açıklamasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin Dubai ile yoğun bankacılık ilişkisi yok ve mevcut ilişkimiz ihmal edilebilir düzeyde. Dubai ile ticaret de, daha çok transit ticaret mahiyetinde. Dubai krizinin, Türkiye’ye doğrudan etkisi olmaz ancak gelişmekte olan ülkeleri ilgilendirmesi açısından, dolaylı etkisi olabilir. Bu krizin çözümünde Dubai yönetiminin şirketlerin ne kadar arkasında olacağı, Abu Dabi’nin ne kadar destekleyeceği önemli.”

Ziraat’i halka açma niyetimiz var

ALİ Babacan, özelleştirme programı kapsamında önümüzdeki dönemde Ziraat Bankası’nın halka açılmasıyla ilgili bir niyetlerinin olduğunu belirterek, “Bütün bunlar içeride, dışarıda piyasa gelişmeleriyle alakalı. İyi değer bulabileceğini düşündüğümüz noktada yapacağız” dedi. Babacan, “Üç kamu bankasının tamamıyla özelleştirilmesi konusunda kısa vadede bir niyetimiz yok” dedi.

Nükleerde kamu ortaklığı olacak

ALİ Babacan, ihalesi iptal edilen ancak süreci devam eden nükleer santral inşası konusunda kamu ortaklığına yeşil ışık yaktı. Babacan, elektrik maliyetlerini azaltma açısından da Türkiye’nin nükleer enerjiye kavuşmasının önemli olduğuna değinerek, şöyle konuştu: “Dünyaya baktığınız zaman nükleerde kamunun içinde olmadığı bir yapı bulmak zor. Liberal ekonomilerde dahi kamunun içinde olması bekleniyor, çünkü sürekli istikrarlı bir yapı ve kamunun da güvence vermesi gerekiyor. Bir miktar kamunun da olduğu ama özel sektörün içinde olacağı bir modelin başarılı olacağına inanıyorum. 2004-2005 dönemindeki planlarımızda kamu ortaklığı var idi, benimle ilgili kuruluşların bakış açısı böyleydi. Sonradan farklı bir modelle yapıldı. Taner Bey’le son dönemde 8-10 tane toplantı yaptık. Şu anda yeni bir bakış açısıyla daha farklı bir model düşünüyoruz. Kamu bir şekilde işin içinde olmalı. Bir müzakere süreci başlayacak bundan sonra.”

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı