Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hükümet, devletin küçülmesi konusunda samimi değil

<B>DÜN </B>rakamları ile verdim. Bu hükümet döneminde, 1999-2001 arası, <B>bütçe giderlerinin milli gelire (GSMH)</B> oranı sürekli yükselmiş.

Devlet devamlı büyümüş! 1999 yılında oran % 36, 2000 yılında % 37.

2001
yılı itibarıyla da bütçe giderleri milli gelirin % 42'si.

Bu rakama KİT üretimini de katarsanız, devletin milli gelir içinde payı % 55-60'lara çıkıyor.

* * *

Son dönemlerde ise bir teranedir başladı; başta Mesut Yılmaz olmak üzere hükümet yetkilileri, sanki devleti büyüten kendileri değilmiş gibi, özeleştiri zahmetine dahi girmeden, ‘‘devlet küçülsün’’ diye tutturdular.

Halbuki Türkiye'de siyaset yapmanın kuralı, devlet aygıtını yandaşlara arpalık olarak sunmaya dayanır.

Mesut Yılmaz gibi hiçbir ideali, hiçbir projesi olmayan siyasiler; kendilerine destek veren taraftarlarına devlet kapısından-milletin sırtından menfaat sağlayarak ayakta dururlar.

Büyük işadamlarına bakanlıklardan büyük ihaleler; büyük toprak sahiplerine destekleme alımları; il-ilçe başkanlarına, bağlı belediyelerden kaldırım-sokak inşaatı, büfe ihalesi; delege yakınlarına imar izni, devlet kapısında iş-aş; seçim kaybetmiş milletvekillerine KİT'lerde yönetim kurulu üyeliği temin edemeyen siyasilerin parti genel başkanı veya parti yöneticisi olarak kalması kolay değildir.

Geçmiş performansları tamamen yukarıdaki tabloyu doğrulayan siyasilerin aniden ‘‘devlet karşıtı’’ kesilmelerinde başka bir hayır aramak gerekir.

* * *

Türkiye'de siyaseten ayakta durabilmenin bir koşulu delegeyi hoş tutmak, TSK ile ilişkileri doğru ayarlamak ise diğer önemli ayak dış güçleri karşısına almamak, onların dümen suyunda gitmektir.

Zira bizim gibi ülkelerde siyasiler bilirler ki; dış güçlerin (müttefiklerin!) maddi-manevi desteği olmadan iktidar olunamaz, olunsa dahi iktidarda kalınamaz.

Bir ömrü işadamlarına devlet ihaleleri ayarlayarak, delegelere devlet kapısında iş-aş temin ederek geçiren; tutuculuktan başka hünerleri olmayan yöneticilerin birdenbire AB áşığı kesilmeleri, bakan sayısının azaltılmasından dem vurmaya başlamaları samimiyetten değil, mecburiyetten zuhur etmiş bir söylemdir.

Burada amaç; millet indinde kaybettikleri itibarı IMF, AB indinde kazanmak, hele IMF'den üç-beş kuruş cukka koparırlarsa, millete tekrar caka satmaya soyunmaktır.

* * *

2002 yılını hükümet ortakları iki arada bir derede yaşayacaklar. Bakanlık sayısı azalırsa o kadar milletvekilini küstürecek, kendi elleriyle yerleştirdikleri genel müdürleri, yardımcılarını, daire başkanlarını, müdürleri, uzmanları, memurları görevden almak zorunda kalacaklar. İşadamlarına ihale ayarlayamayacaklar.

Kısacası, kendi altlarını oymak zorunda kalacaklar.

Öte yanda; devleti küçültmeyi reddederlerse, bu sefer en büyük krizin ortasında dışarıdan cukka gelmeyecek, dış güçler zaten pamuk ipliğine bağlı hükümeti yıkmayı dahi düşünecekler.

Açıkçası, bu yıl iktidarda kalmak daha da zorlaşacak.

Yukarısı bıyık, aşağısı sakal.

* * *

Türkiye'nin en büyük ihtiyaçlarından birisi olan devleti küçültme projesinin başarısı iç güçlerin dinamiğine değil, tersine onlara karşı direnecek dış güçlerin ferasetine bağlı.
X