Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hükümet, CHP ve diyet

Tufan TÜRENÇ

Koca Ali dağ gibi iri yarı bir adamdır. Erzurum'da demircilik yapar.

Ham demirden dövdüğü kılıçlarla bütün ülkeye nam salmıştır.

Az konuşan, kimseye minnet etmeyen, ekmeğinin her lokmasını alın teri dökerek kazanan, harama el uzatmayan yalnız bir insandır.

Bu ilginç demirci ustasının yaptığı kılıçlar, bıçaklar eşsizdir.

Onun çeliğe çifte su verme tekniğini ondan başka bilen kimse yoktur.

Koca Ali bir gün işini bitirdikten sonra yatsı namazını kılmak için dükkânın karşısındaki camiye gider.

Camiden çıktıktan sonra biraz hava almak için kentin dışına çıkar.

Sonra dükkânına döner. Kapının açık olduğunu görür ama bir şeyden şüphelenmez.

‘‘Herhalde kilitlemeyi unutmuşun’’ diye düşünür ve yatar.

Sabah dükkânın kapısı büyük bir gürültüyle vurulur.

Koca Ali gidip açar, karşısında askerleri görünce şaşırır.

Askerler bir beyin mandrasından koyun ve para çalındığını, koyunun dere kenarında kesildiğini, para keselerinden birinin de dükkânının önünde bulunduğunu söylerler.

Ayrıca eşikte de kan lekesi gördüklerini, bu yüzden dükkânı aracaklarını bildirirler.

Koca Ali kendinden emin olduğu için ‘‘Buyurun arayın’’ der.

* * *

Dükkâna giren askerler elleriyle koymuş gibi, çalınıp daha sonra kesilen koyunun kanlı derisini bulurlar ve Koca Ali'yi alıp götürürler.

Koca Ali ne kadar ‘‘Ben çalmadım’’ dese de inandıramaz.

‘‘Koyunu, parayı sen çaldın’’ diye sol kolunun kesilmesine karar verilir.

Kalkanları parça parça eden kılıçlarının namı bütün ülkeye yayılmış olan demirci ustası kararı duyunca ilk kez sarsılır.

‘‘Kolumu bırakın, kafamı kesin’’ der.

Bunun ne anlama geldiğini anlayamazlar ve karar değişmez.

Kılıç ustasını çok seven kent halkı kolu kurtarmak için harekete geçer.

Birkaç hatırlı kişi, kentin en büyük zengini Hacı Mehmet'e gidip kolun diyetini ödemesini ve Koca Ali'yi sakat kalmaktan kurtarmasını isterler.

Hacı Mehmet nazlanır, sonunda ömür boyu kendisine hizmet etmesi karşılığında diyet ödemeyi kabul eder.

Bu kez dönerler, Koca Ali'yi razı etmek için uğraşırlar.

Önce o da ‘‘Ben kula kulluk edemem’’ diye reddeder ama ısrarlar sonunda ‘‘Yeniden kılıç dövebilirim’’ umudu ile razı olur.

* * *

Ancak Hacı Mehmet Koca Ali'ye akıl almaz şekilde işkence eder. Onu bir saniye bile oturtmaz. Lağım bile temizletir.

Koca Ali hiçbir şeye itiraz etmeden söylenen her şeyi yapar ama yine de Hacı Mehmet'i memnun edemez.

Huysuz ihtiyar, iki lafın birinde Koca Ali'nin sol kolunu tutup ‘‘Kolunun diyetini ben verdim. Yoksa şimdi çolaktın’’ der.

Bir, iki, üç, beş on... Hacı Mehmet her gün olur olmaz zamanda ödediği diyeti Koca Ali'nin kafasına kakar.

Bir gün sabrı taşan Koca Ali satırı alıp var gücüyle sol koluna indirir.

Kopan kolunu ihtiyarın önüne fırlatıp ‘‘Al diyetini’’ der ve çekip gider.

Ondan sonra da Koca Ali'yi kimse görmez. Nereye gittiğini kimse bilmez.

Yukarda özetlemeye çalıştığımız olayı, ünlü yazar Ömer Seyfettin ‘‘Diyet’’ adlı öyküsünde anlatır.

Bu öyküyü yıllar sonra bir kez daha okuyunca, insan sanki Ömer Seyfettin bunu bu günleri görüp yazmış diye düşünüyor.

Ünlü yazar bu öyküsünde sanki bugünkü hükümet-CHP ilişkilerini anlatıyor.

Koca Ali'nin yaptığını 55. hükümet yapar mı, CHP'ye bir gün ‘‘Al diyetini’’ der mi, onu bilemeyiz.

Ama...

Dileriz halk bu diyeti CHP'ye sandıkta ödetmez.













X