Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Hukuk teferruattır’

TÜRKİYE’de hangi görüşü temsil ederse etsin, insanımızın çoğunluğunun “hukukun üstünlüğü” prensibine zerre kadar saygısı yok. Türkiye’de “taraf”lar vardır, ve onlara göre karşı tarafa atılan her gol geçerlidir. Kurallar sonradan uydurulur!

25 Kasım 2009’da “Var mı bir babayiğit?” başlıklı bir yazı yazdım ve Gareth Jenkins adlı bir Galli gazetecinin ağustos ayında hazırladığı “Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması: Gerçekle Fantezi Arasında” başlıklı bir rapordan bahsettim. Rapor, Soruşturma’yı yerden yere vuruyor. Jenkins 5800 sayfayı bulan iddianamelerin tümünü okuduğunu söylüyor! Galiba da bunu beceren dünyadaki tek yazar.

Jenkins raporunda özetle ve örneklerle iddianamelerin tutarsızlıklarla dolu olduğunu ve soruşturmanın bu şekilde yürütülmesinin adalet sistemini zedeleyeceğini savunuyor!

Bununla birlikte Jenkins, Türkiye’de derin devletin bir gerçek olduğunu, çetelerin bulunduğunu ve bunların üzerine gidilmesi gerektiğini söylüyor. Jenkins, derin devletin tek bir örgüt olmadığını, Türkiye’de çetelerin istediğini yaptığı bir “dokunulmazlık kültürünün” var olduğunu dasavunuyor. Gareth Jenkins, üçüncü iddianamede suikast planlarını içeren belgelerin de yer aldığını, bunların ciddiye alınması gerektiğini de düşünüyor.

Ben Jenkins’e cevap verecek bir babayiğit var mı diye sorarken “babayiğit” Taraf Gazetesi’nden çıktı. (Yıldıray Oğur, 01/02.12.2009)

* * *

Bugün 3.gününe girecek yazı dizisinin ilkinde Yıldıray Oğur, temsil ettiği görüşlerin tersini somut örneklerle savunan Gareth Jenkins’e alaturka bir akılla çamur atarak işe girişiyor. Ona göre Jenkins Kemalist Batılı! İddiasına göre “Ergenekon davası karşıtlarının son umudu haline gelen ve soruşturmayı karalamak için dünyayı dolaşan Gareth Jenkins’in meşhur raporu bildik propagandanın tekrarı.” Kendisi de iddianameyi tamamen okumamış olduğu aşikar olan Oğur, Jenkins’in emeğine bile saygı duymuyor ve şöyle yazabiliyor:

“Herhalde Türkiye’de AKP karşıtı herhangi bir politika editörü tarafından iddianameler okunmadan, birkaç günlük bir Google taramasıyla rahatlıkla yazılabilecek, Ergenekon ile ilgili söylenmemiş hiçbir şeyi söylemeyen raporun yazarı da Türkiye’deki bu ilgiden dolayı şaşkındır.”

Yazısı ağır ithamlarda da bulunuyor: “Raporun arkasındaki tüm siyasi bagaja rağmen yine de dürüst ve teknik bir araştırmayla ortaya tarafsız bir çalışma çıkması mümkün olabilirdi. Ama Jenkins siparişi aldığı merkezin siyasi dili içinden konuşmayı tercih etmiş.” Herhalde Yıldıray Oğur, Türkiye’deki bazı yakın meslektaşlarına benzetmiş ki, Gareth Jenkins’in kalemini sattığını iddia ediyor.

* * *

Ancak aynı Yıldıray Oğur, ertesi günkü yazısında ise aynen şunları yazıyor:

“Kimse Ergenekon iddianamelerinin dikensiz gül bahçesi olduğunu iddia etmiyor. Binlerce sayfa içinde mesnetsiz pek çok iddia ve yüzlerce şüpheli arasında mağdur edilmiş pek çok kişi olduğu açık. Ama Türkiye şartlarında ve Türkiye adliye kültürü içinde yürütülmeye çalışılan böylesine bir soruşturmanın sorunlu alanlarına yoğunlaşıp büyük iddiaların karambole getirilmesi pek iyi niyetli bir değerlendirme biçimi değil.” “...Anlaşılan Jenkins’in kafasını, savcıların kendi iddialarıyla, iddianameye boca ettikleri delil dosyalarının birbirine girdiği Türk iddianame yazma stili karıştırmış.”

“...Jenkins’in raporunda üzerinde durduğu konulardan biri de Ümraniye’de bulunan bombalar ile Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar arasındaki benzerlikler mevzusu. Bu konuda rivayetler muhtelif. Bombaların aynı seriden çıktığı yolundaki kesin haberlerin daha sonra doğru çıkmadığını söylerken Jenkins haklı. Bir bilgi kirliliği olduğu açık.”

* * *

İlginçtir, ilk gün Jenkins’i ağır karaladıktan sonra ikinci gün somut bilgilere başvurunca Yıldıray Oğur ile Gareth Jenkins’in Soruşturma ile ilgili olarak büyük çapta benzer gözlemler yaptıkları ortaya çıkıyor.

Aradaki fark “hukuka saygı”.

Yıldıray Oğur’a göre hukuk bir teferruat!

Asıl olan neye inandığındır!

X