Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hukuk o yönetmelikte kaldı

“MÜKEMMEL, çoğulcu, katılımcı.

Yasa, tüzük ya da bir genelge, demokratik hukuk devletinde nasıl hazırlanması gerekiyorsa, örneği işte budur”.
Bu sözler AKP’li ya da AKP’yi destekleyen bir hukukçuya ait değil, bu sözler on yıldır AKP ile her zeminde mücadele yürüten, hukukçu bir muhalefet milletvekiline ait. Aynı milletvekilinin, CHP’li Atilla Kart, hukukun üstünlüğüne örnek gösterdiği konu 19 Aralık 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararı, “Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”.

HERKESE DANIŞMAK

Yönetmelik, kim hazırlarsa hazırlasın, taslak, tüzük, genelge, artık ne ise, onların hazırlanmasına ilişkin kuralları düzenliyor. Hazırlıkta uyulması gereken şu iki ilke dikkat çekiyor:
Üst hukuk normlarına aykırı olamaz. Yargı kararları göz önünde tutulur.
6. maddede çoğulcu ve katılımcı kural geliyor: Hazırlık sırasında bütün bakanlıkların, hukuk müşavirliklerinin, kamu kurumlarının, sıkı durun, Sayıştay’ın, sıkı durun, konuyla ilgili belediye, üniversite, sendikalar, meslek kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınacak.
Hatta ve hatta, inanılacak gibi değil:
“Kamuoyunu ilgilendiren taslaklar teklif sahibi bakanlık tarafından internet, basın, yayın aracılığıyla kamuoyunun bilgisine sunulabilir. Toplanan görüşler değerlendirilir, sonra öneride bulunulur” (Madde 6, üçüncü fıkra).
Demokratik devletten örnekler. Son yıllarda kime, ne soruldu?

TORBA YASA YOK

Bu yönetmeliğin 11. maddesi çok önemli. Biraz teknik:
“Taslağa; ‘Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’ gibi ad verilmez, madde eklenmez”.
Bu hukuk dilinin Türkçesi, torba kanun olmayacak demek. Kendi getirdiği bu kurala rağmen, AKP onlarca kez hem de bu başlık altında torba yasa getiriyor. Örneğin, Aile Bakanlığı tasarısına internet düzenlemesini sokuşturmak gibi.

ÇED ZORUNLU

Yönetmelikte, “Düzenleyici etki analizi” olarak anılıyor, bilinen ÇED raporu. Kural yine müthiş:
“Etkisinin on milyon lirayı geçeceği tahmin edilen kanun ve kanun hükmünde kararname taslakları için düzenleyici etki analizi yapılması zorunludur. Bu miktar gerekli görülen hâllerde Başbakanlıkça yeniden belirlenebilir”.
On milyon liranın altına ise bile:
“Başbakanlık, etkisi on milyon YTL’nin altında kalan kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile etki miktarına bakılmaksızın diğer düzenleyici işlemler için de düzenleyici etki analizi hazırlanmasını isteyebilir”.
Ne on, ne yirmi, nerede o ÇED raporları?

YALÇINBAYIR

2005’teki bu yönetmeliği, sonradan AKP’den istifa eden, Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır hazırlıyor. Ama, Tayyip Erdoğan’ın imzası var. Herkese danışan, ÇED raporları hazırlayan, torba yasaya sırt çeviren bir yönetim.
2005-2014, aradan geçen zamanda ne Sayıştay raporu kalıyor, ne ÇED raporu, danışmak bir yana, ağzını açan sivil toplumla gırtlak gırtlağa geliyor. Hukuk kurumları dahil, AKP ile aynı görüşte olmayan tüm kurumlar yerle bir.
Atilla Kart şimdi bu yönetmeliği her fırsatta AKP’nin yüzüne vuruyor. “O zaman öyle yaptınız, şimdi her gün kendi yaptığınız yönetmeliği çiğnemekle meşgulsünüz” diyerek.
2005-2014, hukuk açısından hazin bir yolculuk.

Kuraklık: AKP’den tık yok

KURAKLIK böyle devam ederse:
1- Tarım etkilenecek, gıda fiyatları artacak,
2- Barajlarda su seviyesi düşecek, elektrik kesintileri olacak,
3- Susuzluk ve susuzluk.
Hızla acil duruma doğru gidiyoruz. “Yeterli suyumuz var” gibi gerçekdışı lafların ötesinde, hükümetten doyurucu bir açıklama, bir yol haritası duyan varsa beri gelsin.

X