Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hukuk mu, vicdan mı?

    Burhanettin DEMİRCİOĞLU
    01 Aralık 2001 - 14:05Son Güncelleme : 01 Aralık 2001 - 14:05

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan 'Bugün sosyal güvenlik kuruluşlarından yaklaşık 400 bin kişi, vicdanen hak etmediği halde maaş almaktadır. Bağ-Kur'da 89 bin kişinin maaşını iki aydır kestik. Çok büyük tepki gelmesi lazımdı, ama bugüne kadar bir Allah'ın kulu bize başvurmadı' şeklinde açıklama yapmıştır.

    Bu açıklama üzerine, bu konulara açıklık getirilmesi gerekmektedir.

    Öncelikle, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu kimse aklından çıkarmamalıdır.

    Ayrıca bu hükümler, Anayasamıza göre değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen üç maddeden bir tanesi olan hükümlerdendir.

    Sayın Bakanın, bahsetmiş olduğu vicdanen hak etmediği halde maaş alanlar diye kastedilen kişiler hakkında tam bir açıklama yapılmamıştır. Bundan ben şunu çıkarıyorum. Bu kişiler; kadın veya erkek eşini kaybetmiş veya kaybettiği eşinin sosyal güvenliğinden yararlanarak ölüm aylığı alanlardır. Babasından dolayı aylık alan boşanmış kadınlardır. Annesini, babasını kaybetmiş herhangi bir işte çalışmadan evleninceye kadar yetim aylığı alan kızlardır. Tahsilleri devam eden ve 25 yaşına kadar bu aylığı alabilecek durumda olan erkeklerdir. Sağlığında annesine, babasına bakan sigortalının ölümü durumunda yine mevzuatlar uyarınca aylık alan anne babalardır. Türkiye'de aylık almak tamamen hukukidir. 'Vicdanen hak etmediği' şeklinde yorumlamak kesinlikle yanlıştır. Vicdan, insanın kendi davranışları hakkında bir yargıda bunarak, kendini suçlu hissetmemek, doğru hareket ettiğinden emin olmaktır.

    İnsanlar, kanunlarına, sosyal güvenlik mevzuatlarına göre hareket ettikleri sürece herhangi bir problem olmamalıdır. Mevzuatlar uygun değil, kanunlarda açıklar var ise, bunlar konuşma ile çözülecek konular değildir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, eksikliklerin, giderilmesi, tespit edilen açıkların kapatılması için Anayasaya aykırı olmayan, kanun teklifi, kanun tasarısı verilmesine öncülük ederek TBMM'ye sunmalıdır. Sunulan bu kanun teklifleri ve tasarılar da TBMM tarafından kanunlaştırılmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bunun takipçisi olmalıdır.

    Sahte belgelerle ya da yanlış beyanlarla emekli aylığı alınıyor ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ona bağlı kuruluşlar bunları bulup belgelendirip aylıklarını kesmelidir. Ödenmiş aylıkları ve bu aylıkların bağlanması nedeniyle gördüğü zararları geri almalı, aylıkları alanları adalete teslim etmelidir.

    Bağ-Kur'un, ölüm aylığı bağlamış olduğu ve beyanda bulunmayan 89 bin kişinin aylığını gerekli inceleme ve araştırmaları yapmadan kesmesi yanlıştır. Aylık alanlar bu belgelerin istendiğini bilmeyebilir, ihmalci olabilir, aylıklar düşük olduğu için iki, üç ay biriktirerek alanlar olabilir.

    Bağ-Kur, bağlanan aylıkların kanuna, mevzuatlara aykırı olduğunu ispat etmek mecburiyetindedir. Aylık bağladığı hak sahipleri hakkında, ilgili nüfus müdürlüklerine yazı yazarak, yaşayıp yaşamadıklarını, evli olup olmadıklarını öğrenmelidir. Okullara yazı yazarak öğrenci olup olmadıklarını bağlanan aylığın, kanuna, mevzuatlara aykırı olup olmadığını tespit edip, hukuka, mevzuata aykırı olanların aylıklarını kesmelidir.

    Kendileri beyanda bulunmasalar bile, Bağ-Kur tarafından yapılan incelemelerde kanunlara ve mevzuatlara uygun olanların aylıklarını ödemeye devam etmelidir.

    Sosyal güvenlik primleri, yaşadığımız bu günler, yaşayacağımız yarınlar ve arkamızdan gelen insanlar için ödenmektedir.

    Sigortalılığı yaygınlaştırmayan, sigortalıları sistem dışına itmek için, sosyal güvenliği engelleyici tüm uygulamaları, tamamen matematiksel zihniyetlerle yürütmek isteyenler, hiçbir zaman vicdanlardan söz etmemelidirler.

    Anayasaya göre adaletli, makul, ölçülü olmayan, Anayasaya aykırı kademe uygulamalarıyla emekliliği geciktirenler vicdanlardan nasıl söz edebiliyorlar.

    Bağ-Kur emeklilerinin, hak sahiplerinin geçinilemeyecek derecede düşük aylık almalarını dikkate almadan, kendi aylıklarına büyük zam yapanlar, bunun yolunu açanlar, daha sonra kamu tepkisiyle bunu geriye çekenlerin vicdanları nasıldır acaba!

    Bağ-Kur sigortalılarının primlerini inanılmaz bir şekilde artırarak, bunların primlerini ödeyemeyecekleri duruma getirenler dönüp vicdanlarına baktılar mı?

    Bağ-Kur'a tabi isteğe bağlı sigortalıları, primlerini üç ay ödeyemediler diye, hiçbir mazerete yer vermeden, ödememe sebebini araştırmadan, sigortalılıklarını son ödediği tarih itibariyle bitirmek için yeni uygulama getirenler, yeni isteğe bağlı sigortalıları sağlık sigortası kapsamından çıkaranlar vicdanlarını kontrol etmelidir.

    Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Ancak, biz yinede kanunlara ve bu kanunların getirdiği mevzuatlara saygılıyız. Yeter ki önyargılı olmayalım. Yeter ki, kanunlar da, mevzuatlar da Anayasamıza aykırı olmasın..


    e-posta: guvenliyasam@hurriyet.com.tr faks: 212 230 20 64
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı