Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Hukuk eğitiminde kalite

    Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU - Türkiye Barolar Birliği Başkanı
    26.01.2015 - 09:42 | Son Güncelleme: 25.01.2015 - 13:53

    Hukuk eğitim-öğretimi ile avukatlık mesleğinin icrasında kalitenin arttırılması denildiğinde, dört büyük adımdan söz etmek gerekiyor.

    1. Taban puan
    Yükseköğretim Kurulu, eğitimde kaliteyi arttırma çalışmaları kapsamında üniversiteye girişte hukuk ve tıp fakültelerine taban puan uygulaması getireceğini açıkladı. Bu uygulama, üniversiteye girişte, çalışma disiplinine sahip olan öğrencilerin hukuk fakültelerini kazanmalarını sağlayacak. Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) başlattığı ölçme değerlendirme çalışmalarının ardından Yükseköğretim Kurulu tarafından hukuk fakültelerine taban puan uygulaması getirilmesi için çalışma başlatılmış olması sevindirici.

    2. Fakültelerin eğitim-öğretim standartlarının yükseltilmesi
    Taban puan uygulaması tek başına yeterli değil. Hukuk fakültelerinin belli bir standardın üzerinde eğitim-öğretim vermesinin sağlanması, yani eğitimin kalitesinin arttırılması gerekiyor. Aksi takdirde başarmak için gerekli bütün altyapıya sahip gençler, altyapı yoksunu fakültelerde hak ettikleri eğitim-öğretimi alamayabilecek.

    Türkiye’de kontrolsüz şekilde açılmış ve sayısı neredeyse 100’e ulaşmış hukuk fakültelerinin pek çoğunun eğitim-öğretim kalitesi maalesef istenilen seviyede değil. Devlet veya vakıf üniversitesi olsun pek çok hukuk fakültesi kabul edilebilir standartların altında eğitim-öğretim yapıyor. Daha iyi bir hukuk eğitimi için atılması gereken ilk adım hukuk fakültelerinin kontenjanlarının azaltılması ve hukuk eğitiminde standartların belirlenmesi.

    Türkiye Barolar Birliği, hukuk fakültelerindeki eğitim-öğretim kalitesinin yükseltilmesi amacıyla bir ölçme değerlendirme çalışması başlattı. Bu kapsamda 29 Kasım 2014 tarihinde düzenlenen ‘Hukuk Öğretimi ve Eğitimini İzleme ve Değerlendirme’ toplantısında Türkiye Barolar Birliği’nin davetiyle toplanan çok sayıda hukuk fakültesi dekanı ve TBB temsilcileri, ölçüt tespiti çalışmalarına başladı.

    Bu çalışmaların sonunda belirlenecek olan ölçütlere uymayan hukuk fakültelerinden, eksiklerin belirli bir süre içinde giderilmesi talep edilecek. Buna rağmen ölçütlere uygun eğitim vermeyen hukuk fakülteleri kamuoyuna duyurulacak. Böylece öğrencilerin bu fakülteleri tercih etmemeleri sağlanacak. Neticede, hukuk fakülteleri arasındaki başta öğretim kadrosu olmak üzere donanım farkı açıkça ortaya çıkacak ve TBB’nin kamuoyuyla paylaştığı bu değerlendirmeler, öğrencilerin tercihlerinde öncelikle dikkate alınan unsur haline gelecek.
    Ayrıca belirlenecek performans ölçütlerine uygun eğitim vermeyen hukuk fakültelerinden mezun olacak hukukçuların avukatlık stajına kabul edilememeleri hususu da değerlendirilecek.

    3. Avukatlık sınavı
    Hali hazırda hukuk fakültelerine kayıtlı öğrenci sayısı 48 bin civarında. Bugünkü sistemin devam etmesi halinde beş yıl içerisinde bu öğrencilerden büyük bir bölümünün avukatlık mesleğine adım atacağı varsayılıyor. Türkiye’de halen barolara kayıtlı 87 bin avukatın mevcut olması bir yana beş yılda avukat sayısının yaklaşık yüzde 50 artacak olması, mesleği sürdürülemez hale getirecek.
    Bu gerçek karşısında, avukatlık mesleğinin etkinliğinin dolayısıyla hukukun üstünlüğünün tesisi için avukatlık stajına girişte ve staj sonunda iki ayrı merkezi sınav yapılması zorunlu. Ancak bu sınav Adalet Bakanlığı tarafından değil, mutlaka Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılmalı. Aksine bir uygulama, yargının kurucu unsuru olan avukatları, yürütme organına bağımlı kılar.

    Bu sınavı kazanamayanların ne olacağı sorusu sıklıkla sorulmakta. İcra dairelerinde, noterlik dairelerinde, tapu dairelerinde belli oranda hukuk fakültesi mezununun çalıştırılması zorunluluğu getirilecek olursa hem hizmetlerin kalitesi artacak hem de ihtiyaçlar düşünülmeden, planlama yapılmadan açılmış hukuk fakültelerini bitiren fakat yeterli eğitim verilmediği veya çalışma disiplinine sahip olmadığı için avukatlık sınavını geçemeyenlerin işsiz kalmaları önlenecek.

    Avukatlık sınavına girişin sayıyla sınırlanmaması yani başarısız olan bir kişinin daha sonra açılacak olan sınavlara da kabul edilmesi, başka alanlarda çalışmaya başlayan hukuk fakültesi mezunlarının ileride avukatlık mesleğine katılmalarını mümkün kılacak.
    Sanıyoruz bu yaklaşım, ilgili bütün kesimlerin menfaatlerini dengeleyen en doğru yaklaşım. Sınavsız, denetimsiz avukatlık imkânı gençlerimize yapılacak en büyük kötülüktür. Çünkü böyle devam ettiği takdirde, giderek daha çok gencin hukuk fakültesi diploması ve avukatlık ruhsatnamesi, duvar süsünden ibaret hale gelecek.

    4. Meslek içi sürekli eğitim
    Avukatların, örneğin iki yıllık periyodlarla, belli sayıda seminer çalışmasını başarıyla tamamlaması zorunlu hale getirilmeli. Böylece hem uzmanlaşma teşvik edilecek hem de avukatların yeni gelişmelerden düzenli olarak bilgi sahibi olmaları sağlanacak.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı