Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

HSYK’dan “üzüntü ve kaygı” duymak...

Bu yazıya oturduğum anda HSYK açıklaması haberi geldi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, basında çıkan bazı haberlerin kurul üyelerini hedef gösterdiğini belirterek, haberlerin “üzüntü ve kaygı” ile izlendiğini açıkladı.

HSYK açıklamasında konu edilen haberler gerçekten “üzüntü ve kaygı” ile izleniyor. Ancak, söz konusu “üzüntü ve kaygı” HSYK’nın kastettiği cinsten değil. HSYK’nın “Ergenekon’un aleti” haline gelebileceğinden duyulan “demokrasi ve hukuk” namına kamuoyunun duyduğu “üzüntü ve kaygı” başka şey; HSYK’nun bu nedenle afişe olmaktan ötürü “üzüntü ve kaygı” duyması başka şey.

“Bazı haberler”den kasıt, HSYK üyesi Ali Suat Ertosun’u Ergenekon sanıklarıyla gösteren fotoğraflar ve kendisinin Ankara’da “Kent Oteli Toplantıları” adı verilen ve “ikinci Ergenekon iddianamesi”nin baş sanıkları Şener Eruygur ve Hurşit Tolon gibi isimlerle birlikte katıldığı toplantılara ilişkin haberler. Hatta, haberleri okuduğunuz vakit, adı geçen HSYK üyesinin pek yakında kamuoyunun önüne bir “Ergenekon sanığı” olarak çıkmasının hiçte yabana atılmaz bir ihtimal olduğunu seziyorsunuz.

Bu arada öğreniyorsunuz ki, adı geçen HSYK üyesi, Ergenekon savcıları ve davaya bakan mahkeme heyetini değiştirmek için harekete geçen ve 1500’den fazla hakim ve savcının tayinini krize sokan kişi.

“Üzüntü ve kaygı” duymaz mısınız?

 

***         ***        ***

 

Star gazetesi yazarlarından Ahmet Kekeç, dün izne çıkarken “Ben gidiyorum, ne haliniz varsa görün!” başlıklı yazısının ilk bölümüne şu satırları düşürmüştü:

“Bu işleri bensiz halledin... Şu ‘yaz kararnamesi’ meselesini çözün... Darbeciye sivil mahkeme yolunu açan yasayı hale yola koyun.... Baykal’ı ikna edin... Ben gidiyorum.

Problem içinde problem teşkil eden HSYK ve Ali Suat Ertosun meselesini de zahmet olmazsa Cemil Çiçek çözsün...

Ertosun ne yapmıştır? Hangi başarıları göstermiştir? Hayata Dönüş Operasyonu nedir? Bu operasyon kaç gariban mahkumun hayatına mal olmuştur? Ertosun bu faydalı operasyonun neresindedir? Niçin ‘üstün hizmet madalyası’yla ödüllendirilmiştir? HSYK üyeliğine kim tarafından önerilmiştir?”

“Satır arası okuma” yönteminden bu soruların cevabı ile Cemil Çiçek arasında bir ilişki olduğu anlaşılıyor. Bu arada, Cemil Çiçek HSYK’dan “yaz kararnamesi” bir türlü çıkmayınca “Gecikme izah edilemeyince spekülasyon başlıyor. İddiaların çeyreği doğruysa vahim” dedi.

Yine “satır arası okuma” yöntemine başvurup, Cemil Çiçek’i tercüme edelim; “İddiaların tümü doğru ve bu vahim bir durum” demiş oluyor.

“İddialar”dan kastedilen şu: HSYK’da Ergenekon savcıları ve mahkeme heyeti ile hakkında dokuz kez ağırlaştırılmış hapis istenen Kayseri Jandarma Komutanı ile ilgili soruşturmayı yürüten savcının görevlerinden uzaklaştırılması girişimi.

Gelinen noktadan sonra, HSYK’nın “üzüntü ve kaygı” belirten açıklamalar yapması hiçbir şeyi çözmez. HSYK’nın üzerine “hukuk dışı”na çıkmış olduğuna dair “şaibe” düşmüş durumda. Ergenekon savcıları ile mahkeme heyeti ve Güneydoğu’daki “faili meçhul cinayetler”le ilgili dosyayı yürüten savcı ve hakimlere ilişkin, HSYK damgalı her tasarruf, zaten oluşmuş “şaibe”nin doğrulanması olacaktır.

HSYK’nun mevcut yapı ve işlevi ile bir “12 Eylül askeri darbesi” ve onun “anayasası”nın ürünü olduğunu da unutmayalım.

Askeri vesayet rejimine son verecek yeni anayasa yapılmadan, ülkemizin bu gibi konularla sürekli didişmek zorunda kalacağını da bir kenara yazalım.

 

***         ***        ***

Konu açılmışken, şu “Cumhuriyetçi Çalışma Grubu” meselesine de değinelim. Ergenekon soruşturması kapsamında CÇG’nin darbe girişimi faaliyetlerinde yer aldığı iddiasıyla tutuklanan Albay Mustafa Koç’un avukatı tahliye talebinde bulunmuştu ve mahkemeye Jandarma Genel Komutanlığı’ndan aldığı “Cumhuriyetçi Çalışma Grubu diye bir birim yoktur” diye bir yazıyı sunmuştu.

Bunu okuduğum vakit, aklıma 1990’lı yıllarda NTV’de eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman ile benim de katıldığım bir söyleşi programı geldi. Canlı yayındı. Solumda İsmet Berkan oturuyordu. Çapraz karşımızda Teoman Koman. “JİTEM” sorusunu ona ben sordum. Gayet soğukkanlı biçimde “Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde JİTEM diye bir kuruluş yoktur efendim” dedi. Donup kaldık. Soruyu tekrar edecek olduk, aynı cümleyle konuyu kapattı.

JİTEM yok muydu? Hiç olmadı mı?

Kağıt üzerinde yoktu belki. Zaten o nedenle “devlet içinde yasa dışı faaliyet” durumu ortaya çıkıyor ve hukuk “devlet içinde çeteleşme”den ötürü Orgeneral gibi önemli yasal sıfatlar taşıyanları da “adaletin önü”ne çekiyor.

Ergenekon soruşturması, esas olarak, tam da bu zaten.

Cumhuriyetçi Çalışma Grubu konusuna dönersek, dünkü “basında yer alan bazı haberler”de “üzüntü ve kaygı”yla şu satırları okudum:

“İkinci Ergenekon iddianamesinde dönemin Jandarma Genel Komutanı ve Ergenekon sanığı Orgeneral Şener Eruygur tarafından kurulan CÇG’nin TSK içindeki çalışma ofisinden faaliyet alanlarına kadar tüm detaylar belgeleriyle ortaya konuyor. İddianamede, yasadışı yapılanmanın Ayışığı, Sarıkız ve Eldiven darbe girişimlerine zemin hazırlamak için bulunduğu faaliyetler tek tek sıralanıyor. 157 kez adı geçen CÇG’nin yüzlerce sayfadan oluşan 2003-2004 yılları arasındaki ‘dönem raporları’ da iddianamede ayrıntılarıyla yer alıyor.

2003’te kurulduğu belirlenen CÇG’nin, iki yıl boyunca seçimlere müdahale etmek için medya-sivil toplum örgütleri ve üniversiteleri de kullandığı da iddianamede yer alan bilgi ve belgeler arasında. Ak Parti’yi iktidardan düşürmek için 155 milletvekilini partiden koparmayı hedefleyen CÇG, ‘illegal faaliyet’ olarak da suikast ve sabotaj öngörüyor...”

Ergenekon savcılarının üzerinde topladığı bulgular ve buna göre üzerinde çalıştıkları dosyanın içeriği böyle şeyler.

Ve HSYK, böyle savcıları ışınlamak istiyor.

Ülkeniz adına “üzüntü ve kaygı” duymaz mısınız?

 

X