Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hospice du Rhône

Rhône nehri vadisi iki bin yıldır bağlarla kaplı. Bölgeyi ilk eken Galyalı bağcılar dünyanın en popüler üzüm cinsi kategorilerinden birine önayak olduklarını nereden bilebilirlerdi ki. Hele hele bu üzümleri yüceltme amaçlı tarihin en büyük kutlamasının 21. yüzyılda Amerika’nın vahşi batısında yapılacağını asla.

1992’den beri her sene Rhône üzümleri Kaliforniya’nın orta yeri Paso Robles’te görülmemiş ölçekte bir kutlamanın, dev bir uluslararası şarap şenliğinin konusu oluyorlar. Haftasonunu ailecek Paso Robles’te geçirmeye,on saat araba kullanmaya fazlasıyla değiyor Hospice du Rhône. Kolay kolay hiçbir tadım beni böyle yollara koyamaz ama onca şaraphane sahibi kalkıp da bırakın Fransa, İtalya ve İspanya’yı, taa Arjantin, Güney Afrika, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan geliyorsa bunu desteklememek düpedüz ayıp olur. Haliyle evsahibi Kaliforniya, hatta Oregon ve Washington’da nispeten eksiksiz bir katılımla bu ülkelere eşlik ediyorlar. Dört günlük, dört dörtlük bu şenlikte tadımların yanısıra yemekler, seminerler, yarışmalar, ardı arkası kesilmeden süregeliyorlar.

Sözkonusu üzümler rengarenk bir yelpazeye yayılmış; yarısı beyaz, yarısı kırmızı tam 22 çeşitten oluşuyor. Başta beyazlardan Viognier, Marsanne ile Roussanne, kırmızılardan da Syrah (veya Shiraz), Grenache ile Mourvèdre olmak üzere Bourboulenc’den Vaccarese’ye nice çeşit var. Güney Rhône’un en meşhur şarap bölgesi Châteauneuf-du-Pape’ta bunların yarısından çoğunu yetiştirmeye izin veriliyor. Hatta beşi beyaz olduğu halde bazı geleneksel kırmızılarda 13’ü birden harmanlanabiliyor. İçinde beyaz üzüm olan kırmızı şaraplar Rhône şaraplarına kişilik katan kültürün vazgeçilmez bir parçası.
Adında Hospice geçen bu tarz kutlamalar aslında Burgonya kökenli ve mutlaka gelirleri hayır kurumlarına giden bir müzayede içeriyorlar. En eskileri olan Hospice de Beaune 1851’den beri her yıl kutlanıyor. Hospice du Rhône ise 1992 yılında farklı bir amaçla, Viognier üzümünü tanıtmak üzere kurulmuş. Her geçen yıl çığ gibi artan ilgi sonucu 130 küsur şaraphane ve ithalatçının binden fazla şarabını tattırdığı muhteşem bir şölene dönüşmüş. Bu katılımcıların kendi kadroları dışında bu yıl 1,200’ü aşkın tüketici ve sektör meraklısı biletlerini almıştı. Tam 15 bine yakın Riedel marka kadeh dört gün boyunca yıkanıp durdu!

EFEMİNE KIRMIZILAR

Böylesine ihtişamlı bir organizasyonda tadım yaparken seçici olmak şart. Bu sene zaten meslek icabi sürekli tattığım Kaliforniya şaraplarından uzak durmaya ve Eski Dünya’da gezinmeye kararlıydım, büyük ölçüde becerebildim de. Rhône vadisinde beyaz üzümler azınlıkta olduklarından tek tük harika Hermitage ve Châteauneuf-du-Pape beyazları vardı. Kırmızılarda ilk duraklarımdan biri şaraplarının erkenden tükeneceğine emin olduğum Clos St. Jean oldu. İki yıl önce aynı tadımda daha fazla tadamam dediğim son anlarda kadehime bir masa altından doldurulan bu üreticinin Deus Ex Machina adlı şarabını asla unutamadım.
Bu şarabın 2005 rekoltesini tattığımda onca şaraptan sonra dahi omuriliğimden geçen elektrik daha sonra Parker’dan aldığı 100 tam puanla daha da anlam kazanmıştı. Bu ve benzeri Châteauneuf-du-Pape’ların perde arkasında ünlü danışman enolog Philippe Cambie var. Bu yıl bölgeye özel ayrılan bir masada kendisiyle uzun uzun söyleşebilme şansına eriştim. Yüz küsur yaşındaki Grenache asmalarını dünyanın en iyi şaraplarına dönüştürebilen bu ünlü sihirbazdan Fransa ve İspanya’da elliden fazla şaraphane danışmanlık alıyor. Yakın dönemde çalışmaya başladığı yeni keşfim Grand Tinel’in 2007’leri tek kelimeyle enfes.
Syrah’nın anavatanı kuzeyden de hoş sürprizlerle karşılaştım. Ogier ve Gaillard’ın masaları yanyana konuşlanmıştı. Ogier’in Côte-Rôtie şarapları çelik yapılarıyla bu üzümün klasik ruhunu sergilerken Gaillard çiçek bahçesi beyazları ve efemine kırmızılarında denge ve zerafet ön plandaydı. Gaillard’ın en iyi Saint-Joseph fıçılarını harmanladığı 2008 rekoltesi Les Pierres’inde eski dostum Syrah’nın yepyeni bir çehresiyle tanıştım. Binlercesinden sonra dahi Syrah, Syrah olalı bana asla böylesine dantelsi, böylesine yumuşak gelmemişti. Pinot Noir ile Syrah’nın yakınlarda ortaya çıkarılan akrabalığına bu şaraptan daha iyi bir kanıt olamaz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI