Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Holbrooke'un uyarısı

Ferai TINÇ

ABD Başkanı Bill Clinton'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, geçen hafta Berlin'de Alman-Amerikan ilişkileri konulu toplantıda bir konuşma yapıyor ve Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusundaki tavrını açık açık eleştiriyor.

Holbrooke'un konuşmasındaki en önemli nokta ise Ege'de bir askeri çatışma riskine dikkat çekmesi.

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs ile tam üyelik görüşmelerine başlamasının bölge istikrarını ciddi biçimde tehlikeye soktuğunu belirten Holbrooke, Türkiye'nin desteği olmadan bu girişimin sonuç vermesini mümkün görmediğini açıklıyor.

Ve Avrupa'nın Türkiye'yi dışlayan tavrını eleştiriyor.

Holbrooke, Bonn'un Avrupa Birliği içindeki ağırlığının da altını çiziyor.

Bu, ise Kıbrıs ve Ege'de beliren askeri çatışma riskinde Almanya'yı sorumluluğa ortak etme anlamını taşıyor.

Holbrooke, ‘‘Alman dostlarımı, tüm etkenleri göz önüne almaya çağırıyorum. Yoksa, Ege'de çatışma riskini göz ardı edemeyiz’’ diyor.

***

ABD'nin uyarısı Avrupa ile sınırlı kalmıyor. Dışişleri Bakanı Madeleine Albright da Yunanistan Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos'tan S-300 füzelerinin Ada'ya konuşlandırılmamasını istiyor. Böyle bir şey olursa gerginliğin artacağı uyarısını yapıyor.

Washington, sorunun doğrudan tarafları üzerinde değil ama çevresinden itibaren ağırlığını koymaya başlıyor.

Önümüzdeki günlerde, Yunanistan'a yönelik baskılar artacak.

Avrupa Birliği, Türkiye için önerdiği yeni Avrupa stratejisi çerçevesinde Atina'dan Türkiye'ye mali yardım fonu üzerindeki vetosunu kaldırmasını isteyecek.

S-300'lerle ilgili baskı artacak.

Ancak, Avrupa Para Birliği'ne girmek için içerde kendisini sıkıntıya sokan ekonomik önlemleri alan Atina Hükümeti'nin dış politikada uzlaşmalara yanaşması zor görünüyor.

***

WASHİNGTON'dan gelen uyarı sinyalleri, Kıbrıs konusunun uluslararası platformun en el yakan konularından biri haline gelmeye başladığının da göstergesi.

Bunun nedeni ise açık. Kıbrıs sorunu, çözüm misyonuna soyunan tarafların değiştirmeye yanaşmadıkları parametreler içine artık sığmıyor.

Kıbrıs Türk toplumu, yönetimiyle birlikte ayrı bir varlık olarak tanınma koşuluyla masaya oturma talebinden geri adım atmazken, Kıbrıs Rum toplumu ise Avrupa rüzgarını da arkasına alarak Ada'nın ‘‘tek temsilcisi’’ statüsünden ve Türklerin de azınlık olduğu iddiasından vaz geçmeye yanaşmıyor.

Denktaş ve Klerides'i iki eşit toplum lideri olarak geçtiğimiz yaz Troutbeck'te biraraya getiren BM süreci tıkandı. Önceki gün temaslarını tamamlayarak Ada'dan ayrılan BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs temsilcisi Cordovez bu gerçeği açıkladı.

‘‘Görüşmelerde hedefimize ulaşamadık. Artık bundan sonra ne olacağı tamamen Güvenlik Konseyi'ne kaldı’’ dedi.

Cordovez, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs ile tam üyelik görüşmelerine başlama kararının işini zorlaştırdığını da ilk kez basın toplantısında alenen söyledi.

***

İÇ politikadaki fırtınalar yüzünden başımızı kaldırıp dışarıya bakacak derman kalmadı. Ancak Kıbrıs yeniden gündeme oturuyor.

Türkiye'deki iç siyasi istikrarsızlık atmosferinin bir an önce aşılması gerekiyor.

Holbrooke'un, Almanlara yaptığı uyarı herkes için mesaj anlamı taşıyor.

Çünkü Kıbrıs'ta odaklaşan, Türkiye-Avrupa ve ABD ilişkilerini de içine alan ve sonuçlarını Ege'de ortaya koyacak olan kritik günler başlıyor.













X