Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hoca'nın kar helvası...

Oktay EKŞİ

Bu seçim işi, iyice Nasreddin Hoca'nın kar helvasına döndü. Hani ‘‘yaptım ama ben de beğenmedim’’ dediği helvaya.

Seçim meselesini siyasi partilerin liderleri ortaya attı. Meclis'ten eşi az bulunur bir çoğunlukla ‘‘18 Nisan 1999 tarihinde yerel ve milletvekili genel seçimlerinin birlikte yapılması’’ yönünde karar çıktı.

Ve daha kararın çıktığı dakikadan itibaren itiraz sesleri yükseldi.

Karar neden çıktı?

Çünkü hiçbir parti ‘‘Biz seçime hazır değiliz’’ demez, diyemez. Eğer derse, ‘‘Sen bu halinle mi iktidara gelmeye ve ülkeyi yönetmeye talipsin?’’ diye sorarlar. O yüzden hepsi de üst perdeden konuşur. Hele iş bir de inada bindi mi, tıpkı 1995 seçimlerinde olduğu gibi, ‘‘Seçimden korkan namerttir’’ iddiası arasında ülke paldır küldür seçime sürükleniverir.

O zaman oyunun baş aktörleri iktidarda bulunan Tansu Çiller ile Anamuhalefet lideri konumundaki Mesut Yılmaz idi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, herkesten daha hazır, daha güçlü, daha şanslı olduğundan emin bir tavırla, yangına körükle koşmuş ama sonra bir önceki seçimde yüzde 20.8 olan oy oranını, yüzde 10,7'ye indirmenin ne kadar başarılı bir husus olduğunu anlatmak zorunda kalmıştı.

Unutmadan söyleyelim:

1995 seçiminden yüzde 19.2 oy alarak çıkan DYP'nin Genel Başkanı Tansu Çiller'in; oylama gününden belki on, belki 15 gün önce Hürriyet Gazetesi'ne geldiği sırada yaptığı tahmini hâlâ unutamayız. Çünkü bu siyaset dünyamızın bin yılda bir kere karşılaşacağımız (bu kendi beyanıdır) müstesna değeri, o gün bizlere ‘‘DYP'nin yüzde 45'ten az oy almayacağını’’ müjdelemişti.

Şimdi galiba hepsinin tıraşı gözlerinin önüne dökülmeye başladı:

Mesut Yılmaz, -haklı olarak- ülkeyi seçime Deniz Baykal'ın itelediğini söylüyor. CHP ise, o iddialı halinden geri dönememenin sıkıntısı içinde bocalayıp duruyor.

Bakmayın siz DYP'lilerle Fazilet Partisi'nin ileri gelenlerine... ‘‘Yarından tezi yok, hemen seçim olsun’’ diye nara atarken, eminiz yürekleri korkudan pıt pıt atıyordur.

Hakikaten ne gerek vardı seçimlerin erken yapılması için karar almaya?

CHP bu hükümeti daha fazla taşıyamazmış da o yüzden seçim erken yepılmalıymış.

Bir erken seçime gidilince CHP'nin en büyük parti olacağına veya tek başına iktidara geleceğine ilişkin sağlam bir gözlem, ciddi bir veri olur da bu ısrar anlaşılır. Elde böyle bir şey yokken yani CHP açısından pek fazla bir şey değişmeyecekmiş gibi görünürken, gerçekten ısrarın anlamı nedir?

Bir bilen söylesin de anlayalım bari...













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI