Gündem Haberleri

    Hocaların infiali

    Hürriyet Haber
    04.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun yol açtığı kriz YÖK'ü tartışmaya açtı

    HUKUK FAKÜLTESİ'NDE

    ADIM ADIM KRİZ

    29 Nisan 1999'da, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun Üniversite Senatosu'na getirdiği öneriyle, üniversitenin eğitim sistemi baştan başa değiştirildi. İstanbul Hukuk Fakültesi'nde dönemlik ders uygulamasına, yani 4 sene yerine 8 dönemde mezun olunmasını sağlayacak yeni bir sisteme geçilmesini öngören Senato kararı, diğer fakültelerde de eğitim sistemini baştan yaratan değişiklikler içeriyordu. Ancak üniversitedeki bütün eğitimi neredeyse yeniden düzenleyen böyle önemli bir karar, fakülte birimlerine danışılmadan, baskın bir oylama ile Senato'dan geçirildi.

    Senato kararının uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili tartışmalar bu tarihten sonra yoğunlaştı. Hukuk Fakültesi'nin 47 kişilik Akademik Kurulu 40 oyla yönetmeliği reddetti. Ankara'da YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün gözetiminde yapılan ve Türkiye'deki bütün hukuk fakültesi dekanlarının katıldığı toplantıda da, dönemlik ders uygulaması hukuk eğitimi için uygun bulunmadı.

    Rektörle ilişkiler iyice gerginleşince istifalar başladı. 11 Haziran'da Hukuk Fakültesi'nin üç bölüm başkanı, Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çetin Özek, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Tanör, Genel Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Bali Akal idari görevlerinden istifa ettiler.

    Bu üç istifadan yaklaşık bir hafta sonra 21 Haziran'da Hukuk Fakültesi Senatörü Prof. Dr. Ünal Tekinalp, ertesi gün Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, iki gün sonra da Hukuk Fakültesi'nin 6 kişilik yönetim kurulu idari görevlerini bıraktıklarını açıkladılar. Alemdaroğlu'nu protesto maksadıyla, 14 günde 10 kişi 11 istifa dilekçesi vermiş oldu.

    Prof. Dr. Çetin Özek

    Koridorda ağladım

    Türkiye'nin en iyi Ceza Hukuk profesörleri arasında gösterilen Çetin Özek, istifasının ardında yatan sebepleri anlatırken, Alemdaroğlu'na duyduğu öfkeyi hissettiriyor. Konuşurken gözleri dolan Özek, ‘‘68'de bağırır çağırırdık ama şimdi yaşlandım’’ diyor.

    Yapılmak istenen değişikliği içerik açısından nasıl buluyorsunuz?

    Yeni getirilmek istenen sistemde hukuk eğitimi olmaz. Çünkü yarıyıla bölünmüş bir hukuk eğitimi kanunları da bölmeyi gerektirir ki bu eğitimden hayır gelmez. Bir vergi kanununu, bir ceza kanununu bölemezsiniz. Suçu bilmeyen adama cezayı da anlatamazsınız. Kıta Avrupa'sında böyle bir uygulama yok zaten. ABD'de var ama onlar da ‘‘case method’’ uyguluyorlar. Adam kalkmış ‘‘Biz yapalım da olmazsa değiştiririz’’ diyor. Olur mu hiç!

    Fakültede son bir ayda yaşanan krizin temelinde ne var? Senatoda kabul edilen değişiklik mi, Alemdaroğlu mu, YÖK mü?

    Temel sorun aslında YÖK. Ama Alemdaroğlu YÖK'ü aşıyor. YÖK içinde YÖK diyorum ben onun için. Sadece bu konuda değil, her konuda aşırıya kaçıyor. Her konuda ben bilirimci davranıyor. Benim uzmanlık alanım ceza hukuku. 42 senelik hocayım. Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesine de oldum olası karşıyımdır. Bu konuda pek çok mütalaa da kaleme aldım. Kalkmış benim bu yasayı eleştirmeme karışıyor. Kimse TMY'nin 8. maddesini eleştiremezmiş. Ben onun safra kesesini nasıl kestiğine karışmıyorum ama o bizim herşeyimize karışıyor. Bir de habire ‘‘Ben sizin neyinize karışıyorum’’ der.

    Sorunun Alemdaroğlu'nu ilgilendiren bir evveliyatı var yani.

    Evet. Sadece bu olay değil bizi istifaya sürükleyen. Okulun bütün sistemini değiştirdi. Kötüye gidiyor. Örneğin kütüphaneleri öldürdü. Hergün orada burada ziyafetler veriyor ama kütüphaneden tek satır yayın çıkmıyor. Öğrencilerimin çoğu gelip benim büromda çalışıyorlar. Çünkü kütüphanede kaynaklar eskidi.

    Kitap alımı mı yapılmıyor?

    Hayır alınmıyor. Ayrıca şimdi bir projesi daha var. Bütün kütüphaneleri birleştirmek istiyor. Buraları ihtisas kütüphaneleri, birleştirmek olmaz dedim. Anlamıyor. Fakülte-Rektörlük ilişkilerini bağımlılığa dönüştürdü. Tekelci bir yönetim anlayışı getirdi. Adeta askeri düzen hakim oldu.

    Aranızdaki çekişmede sizce Alemdaroğlu'nun yasaları aştığı oldu mu?

    Alemdaroğlu'nun bize yaptığı muameleye ben 12 Mart döneminde 9 ay hücrede yattığım dönemde rastlamadım. Dekan'ın istifa ettiği gün Fakültenin Akademik Kurulu'nu toplayacaktık ki, Alemdaroğlu toplantı odasının anahtarını alıp gitti. Koridorda kaldık. O gün koridorda ağladım. Bir de hakkımızda bir bildiri yayınlandı. Şerefsizin biri yazmış. Biz vatan hainiymişiz. Hangi şerefsiz, haysiyetsiz bunu yaptıysa çıksın adını açıklasın. Beni bu olayda en çok etkileyen bu iki şey oldu.

    Konuyu bir laiklik mücadelesi, sizi de laiklik karşıtı güçler gibi göstermeye çalıştılar mı?

    Evet. Laikliğimi sorgulamaya çalıştılar. Halbuki benim doktora tezim ‘‘Türkiye'de Laiklik.’’ Laiklik bütün icraatında hep ön plana çıkartılıyor. Üniversiteye Yekta Güngör Özden, Cemal Kutay gibi konuşmacılar çağırınca bize bir yazı gönderiyor. Herkesin gelmesini sağlayın diye. Bana laiklik öğretmeye kalkıyor.

    Konunun altında Alemdaroğlu'nun Hukuk Fakültesi'nin elindeki Merkez Bina'yı alma çabalarının yattığı konuşuluyor. Böyle bir niyet olabilir mi?

    Olabilir. Rektörlüğü tamamen oraya almak istiyor. Ama Sulhi Dönmezer Hoca'nın dediğine göre bu bina Hukuk Fakültesi'ne yasayla tahsis edilmiş. Yani elimizden alamaz. Ama elinden gelse yapacak herhalde. Eskiden bu üniversitede rektörlük dönme usülü olurdu. Yani her dönem farklı bir fakülteden rektör seçilirdi. O zaman fakültelere karşı bir ayrımcılık da olmazdı. Kimse kimsenin binasına göz koymazdı. Sonra kural değişti. Şimdi rektörler habire tıpçıların arasında seçiliyor. Çünkü üniversitede en kalabalık onlar. Eski sisteme dönülürse, böyle sorunlar da ortadan kalkar.

    Eğer karşı çıktığınız sistem bir dahaki öğretim yılında uygulanmaya başlanırsa ne yaparsınız? Üniversiteden tamamen ayrılır mısınız?

    Hayır. İnadına kalırım. Beni koridorda bırakan adama asla boyun eğmem. Sıddık Sami'lere layık olabiliyor muyuz derken bizi böyle işlerle meşgul eden adamlarla sonuna kadar mücadele ederim. 68'de bağırır çağırırdım. Şimdi enerjim kalmadı ama ayrılmayarak mücadele edeceğim.

    Prof. Aysel Çelikel

    Hareketin kökeninde kanun var

    İstanbul Hukuk Fakültesi'nin istifa eden Dekanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, bundan sonra ne olacağı ile ilgili bir tahminde bulunmuyor. Çelikel, Türkiye'de Yüksek Öğrenim Kanunu'nun tekrar tartışılmasını sağlayan Kemal Alemdaroğlu'nun Hukuk Fakültesi'ndeki istifa hareketlerine sadece bir vesile olduğunu söylüyor.

    İstifaların kökeninde ne var?

    Bu istifalar Yüksek Öğrenim Kanunu'ndan kaynaklanan rektörlerin olağanüstü yetkilerine karşı yapılmıştır. Umarım iktidarda olanlar da yasanın tekelden yönetim modeline son verirler. Yapılması gereken kanunun tepeden tırnağa değiştirilmesidir ama en azından her biri bir üniversite kadar öğrenciye sahip olan İstanbul Üniversitesi ve başka üniversitelerin fakültelerine, akademik öğretimle ilgili kararlar alma, bütçedeki kaynakları kullanma, profesörlük, doçentlik jürilerini fakülte akademik kurullarınca belirleme yetkilerini vermektir. Bu bağlamda da bugün fakülteler üzerinde tahakküm etme gücü verilmiş rektörlük makamlarının yetkilerini azaltacak bir yasa değişikliği yapma. Hareket Alemdaroğlu'nun uygulamalarından kaynaklanmıştır; ama bunun kökeninde yüksek öğrenim kanunu vadır.

    Bülent Tanör

    Rap rap yürüyüşler

    İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan ayrılan Bülent Tanör, Alemdaroğlu'nun gösteriş yaptığını, bunun sorunun en önemli parçası olduğunu düşünüyor.

    Rektör Kemal Alemdaroğlu ile aranızda ideolojik bir çatışma var mı?

    Sorunun çıkış noktası Alemdaroğlu. Aramızda kesinlikle ideolojik bir anlaşmazlık yok, uygulamalardan kaynaklanıyor. Atatürkçülüğün simsarlığını yapıyor. Geceleri elde fenerlerle rap rap yürüyüşler, marşlar söylemeler. Sanki müsamere gibi. Ben 10. Yıl Marşı'nı çok severim ama onun yüzünden söyleyemez oldum. Konuşmalarında devamlı çağdaşlıktan bahsediyor. Eğer çağdaşlık diyorsan bunun gereğini yapacaksın. Tek tip kıyafet çağdaşlıkla bağdaşmaz. Bu militarist bir tutum. Getirmek istediği sistem uygulanır mı uygulanmaz mı orasını bilemem. Ama hukuk eğitimine kesinlikle uygun olmadığını söyleyebilirim.

    Prof. Cemal Bali Akal

    İstifalar münferit değil

    İlk istifa eden bölüm başkanlarından Genel Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Bali Akal ise Alemdaroğlu'nun uygulamalarının geldiğinden itibaren öğretim üyelerinde bir hoşnutsuzluk yarattığını, yapılan değişikliğin bir bakıma bardağı taşıran son damla olduğunu söylüyor.

    Alemdaroğlu ile aranızdaki sorun önceye mi dayanıyor?

    Alemdaroğlu'nun bundan önce de, bizde rahatsızlık yaratan uygulamaları oldu. Örneğin öğretim üyelerinin buradan aldığı maaşlar yetersiz olduğundan başka üniversitelerde ders veriyorlardı. Bunu yasakladı. Halbuki birçok öğretim üyesi için gerekliydi. Bu olayda beni en çok yaralayan bizim istifalarımızı münferit olaylar gibi göstermeye çalışmaları oldu. Aramızda kouşup beraber hareket etmedik ama asıl nedenin bir protesto olduğunu herkes biliyordu. Bizim hareketimize kulp takmaya çalıştılar. ‘‘2. Cumhuriyetçi’’ diye suçlamak istediler. Ama bu olayda yapılacak en büyük yanlış gerçek nedenleri saklamaya çalışmak olur.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı