"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

‘Hocaefendi’ idi ‘emekli vaiz’ oldu

FETHULLAH Gülen, gayet yumuşak bir dille “Bir köprü kurarken kurulmuş başka köprüleri yıkmayın” dedi ya...

Acayip kızıyorlar Gülen’e...
Uyarının yumuşak ve dostça yapılmasına zerre kadar aldırmıyorlar.
“Ya bendensin ya ondan” dönemini başlattıkları için...
Böyle bir dönemde Başbakan Erdoğan’a “en yumuşak” biçimde de olsa ikazda bulunmayı, düşmana koz vermek olarak değerlendiriyorlar.
Düşmana...
Yani hükümete karşı gösteri yapan vatandaşlara...

*

- Hükümete itiraz edeni “düşman” olarak görüyorlar.
- Siyaset yapmayı “savaş” olarak görüyorlar.
- Vatandaşla işbirliği yapmamayı ve demokratik mekanizmaları çalıştırmamayı “dik durmak” olarak görüyorlar.
- Ürettikleri saçma sapan komplo teorilerine inanmayanları “gerçeklere sırtını dönmüş piyon” olarak görüyorlar.
- Uyguladıkları akla, mantığa ters stratejiyi beğenmeyenleri “AK Parti’yi devirmeye çalışan güç” olarak görüyorlar.
- Eleştiri yapanları “hesap sorulacak kişiler” olarak görüyorlar.
- Kendi aralarında yer alıp da “Yanlış yapıyoruz” diyenleri “hain” olarak görüyorlar.
- Durumu toparlamaya çalışan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü “selden kütük koparmaya çalışan adam” olarak görüyorlar.

*

Daha önce “Hocaefendi” dedikleri Fethullah Gülen için “Emekli vaiz” demeye başlamaları da bu bağlamda değerlendirilmelidir.

AK Parti’nin ‘Gezi Parkı’ filmini izledim

YORUMLARIM şunlardır:
- Aşırı propagandist ve tek taraflı bir film...
- 80’lerin sonunda tek kanallı televizyonda Ertürk Yöndem’in yaptığı propaganda programları vardı... Onun teknik olarak birkaç tık ötesinde ama üslup açısından aynı.
- Filmde olaylar “Müthiş Mayıs Ayı” ile başlıyor... Pembe bir tablo... İhaleler... Yüksek notlar... IMF’ye borcun ödenmesi... Bunlar anlatılıyor... Sonra bir tehlike müziği ile Gezi olayları başlıyor.
- Gezi demek film yapımcılarına göre terörizm, vandallık, yakıp yıkma demek... Başka da bir şey demek değil.
- Filmin iyi insanları polisler, kötü insanları ise eylemcilerdir.
- Filmin seslendirmesini yapan şahıs ile Necati Şaşmaz’ın seslendirmesini yapan şahıs aynı gibi... Buradan bir gönderme mi yapılıyor acaba?
- Filmde Başbakan Erdoğan’dan Vali Hüseyin Avni Mutlu’ya, Hüseyin Çelik’ten Kadir Topbaş’a... Bütün isimler en demokratik, en anlayışlı, en birleştirici halleriyle yer alıyorlar.

Aziz Yıldırım’ın düşüşü

- HERKESTE bir Aziz Yıldırım bıkkınlığı oluştu galiba...
- Mağduriyetten beslenmesinden herkes sıkıldı galiba...
- “Tek adam” yönetimine artık yeter deniyor galiba...
-Hep kendisini haklı göstermesine artık kimse dayanamıyor galiba...
- Sürekli omuzlarda taşınmak istenmiyor galiba...

Barış olur mu?

- ORANIN TOMA’sını buraya taşıyarak barış olur mu?
- Buraya sopa, oraya havuç ile barış olur mu?
- Oranın sorununa şefkatli yaklaşım, buranın sorununa şiddetli yaklaşım ile barış olur mu?
- Burası için polisi güçlendirme, orası için karakol inşa etme ile barış olur mu?
- Burada “Her şeyi dış güçler yaptı” diyerek, orada ise “Süreci dış güçler başlattı iftiradır” diyerek barış olur mu?

Gezi’nin yeni kazanımları

SİZ bakmayın iktidarın olayları sadece “lobi, dış mihrak, faiz, BBC, CNN, büyük oyun, müthiş mayıs, kışkırtma, polis, destan, hesap, CHP, sivil darbe, Menderes” gibi sözcüklere abanarak izah etmesi çabasına...
“Gezi”, sessiz ve derinden de olsa dönüştürücü bir rol oynamaya devam ediyor.

*

Mesela şöyle şeyler oluyor:
- İçişleri Bakanlığı’ndan polise “Uyarı yapmadan gaz sıkma, kapalı yerlerde gaz kullanma, hastanelerden uzak dur, biber gazını son çare olarak kullan” diye talimat üstüne talimat gidiyor.
- Hükümet, “çözüm süreci” ipine sarılarak “Biz de demokratız” algısı yaratmaya çalışıyor.
- AK Parti, Gezi’yle ilgili söylenmesi ve söylenmemesi gereken tüm sözleri söylediği halde aydınları bir araya getirip “Gezi’de ne oldu” diye çalışma yapıyor...
-  “Alevi kardeşlerim” vurgusunda yükselme oluyor... Yeni bir Alevi Çalıştayı toplama kararı alınıyor.

Rol

AKİL İnsanlar” toplantısında Kadir İnanır, Başbakan’a şöyle demiş:
“Burada çok yumuşak konuşuyorsunuz, keşke her zaman böyle konuşsanız”.

*

Başbakan yanıtlamış:

- Buradaki sohbet toplantısı... Biz bizeyiz... Ama dışarıda, topluma konuşmak ayrı”.
Buraya kadar sorun yok.
- Sen Kadir İnanır’sın... Filmlerindeki rolün ile buradaki durumun aynı mı?”

*

Ne yani?
Bütün o bağırıp çağırmalar, suçlamalar, haykırışlar falan...
Hepsi rol müydü?
Hafazanallah!

Bir dış güç aranıyor

ABD Kongresi’nde bir toplantı...
Gezi tartışılıyor.
Toplantıda AK Parti perspektifinden olaya yaklaşan Türk strateji uzmanı da var.
Amerikalı soruyor, bizim strateji uzmanına:
“Gezi Hareketi’ni etkileyen dış güçlere örnek verir misiniz?”
Bizim strateji uzmanı cevap veriyor:
“DHKP-C”.
Amerikalı soruyor:
“Peki ama bu yerel bir örgüt değil mi?”
Bizim uzmanın cevabı:
“Esad tarafından desteklenen bir örgüt”.
Amerikalı bastırıyor:
“Ama yerel değil mi?”
Bizim uzman pes ediyor:
“Evet, yerel”.

Murat Belge’nin tavrı anlamlıydı

GEZİ meselesini, demokrasiyi dert edip de Akil İnsanlar toplantısına katılan birçok demokrat isim oldu.
Hiçbirimizin onlara “Neden katıldınız?” deme hakkımız yok.
İpleri tamamen koparmamak istemiş olabilirler, barış süreci üzerinde titizlenmiş olabilirler, konuşma alanını korumaya özen göstermiş olabilirler.
Hepsine eyvallah...

*

Akil İnsan Murat Belge ise farklı bir tavır koydu.
Toplantıya katılmayacağını yazdı, “Akillikten istifa ediyorum” dedi.
Murat Belge’nin toplantıya katılmama gerekçesi ise üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerekçeydi.
Şunu söyledi Belge:
“Barış dediğimiz nesle bir iklim, bir atmosfer gerektirir. Oysa yedi düvele harp ilan etmiş, toplumun bir yarısını öbür yarının üstüne sürme tehdidinde bulunan bir iktidarla karşı karşıyayız. ‘Gezi başka, süreç başka’ diyemeyiz. Toplumda her şey iç içedir”.
Belge’nin bu gerekçesinde anlamak isteyenler için sayısız mana var.

X