Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hizbullah iddianamesi

    Selahattin GÜNDAY/İSTANBUL, (DHA)
    18.05.2011 - 11:15 | Son Güncelleme:

    Terör örgütü üyesi olmak" suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen terör örgütü Hizbullah üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Hacı İnan ile birlikte 19 sanık hakkında hazırlanan iddianamede ilk örgütün kuruluşu ve bugüne kadar yürüttüğü faaliyetler ile Hizbullah-PKK arasındaki çatışmalar anlatıldı.

    "İddianamede soruşturmanın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün talebi üzerine başladığı anlatıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün Hizbullah terör örgütünün yeni stratejisi doğrultusunda legal alanda faaliyet yürüten bazı şahıslar ile örgütte sorumlu düzeyde görev alan şahıslar hakkında soruşturma yapılması yönündeki talebi üzerine 12 Ocak 2010’da soruşturma başlatıldığının belirtildiği iddianamede, dini motifli terör örgütleri üzerine yapılan akademik çalışmalara yer verildi.

    İSLAM ALEMİNİ ETKİLEYEN İSİMLERE YER VERİLDİ

    20. yüzyılda İslam alemini etkileyen Mevdudi, Seyyid Kutub, Hasan El Benna gibi isimlerin ‘cihat’ konusundaki çalışmalarından alıntılar yapılan iddianamede, PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmanın nasıl başladığı da anlatıldı.

    PKK- HİZBULLAH ÇATIŞMASI NASIL BAŞLADI

    İddianamede PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmaların, PKK terör örgütünün 1980’li yılların sonundan itibaren, Marksist - Leninist ideolojinin bölgede benimsenmemesi sebebiyle, yeni bir açılıma giderek, Kürdistan İmamlar Birliği-Kürdistan Dindarlar Birliği gibi oluşumlarla, bölge halkını kendi tabanına çekme gayretlerine girmesi ve bölgedeki muhafazakar kesimlere yönelik faaliyetlerini artırması üzerine başladığına yer verildi.

    İKİ ÖRGÜTTEN DE BİR ÇOK KAYIP MEYDANA GELDİ

    Hizbullah terör örgütünün PKK’ya karşı yapılan mücadeleyi bir İslam-Küfür savaşı olarak kabul ederek karşı silahlı eylemlere başlattığının anlatıldığı iddianamede, bu çatışmalar sırasında her iki taraftan da pek çok örgüt mensubunun yaralandığı ya da hayatını kaybettiği belirtildi.

    İSLAMCILAR ÖLDÜRÜLDÜ, GONCA KURİŞ KAÇIRILDI

    Terör örgütünün özellikle 1996 yılına kadar çok sayıda şiddet içerikli eylem düzenlediği anlatıldığı iddianamede, "Örneğin devletin belirlediği resmi rakamlara göre 1992-1994 yılları arasında Diyarbakır’da 169, Batman’da 190, Silvan’da 82 olmak üzere toplam 526 kişi Hizbullah tarafından öldürüldü. Hizbullah aynı zamanda kendisi dışındaki İslami gruplara da şiddet uyguladı. Örneğin İlim grubunun lideri Fidan Güngör, üst düzey yöneticileri Şehmuz Narin, Sebahattin Taylan, Ubeydullah Talan, Menzil Kitabevi Sahibi Zeki Güngör gibi bir çok islamcı Hizbullah tarafından öldürüldüler. Hizbullahın şiddet eylemleri 1995’ten sonra Türkiye’nin Metropol şehirlerinde de yoğunlaştı. Belirlediği strateji kendisinden olmayan herkesi öldürmek, korkutmak ve pasifize etmektir. 29 Aralık 1999 tarihinde Nurcu tarikatı ile ilişkisi olan Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yöneticilerinden İzzettin Yıldırım, 1998 yılında İslamcı Feminist Yazar olarak bilinen Gonca Kuriş’de Hizbullah tarafından kaçırıldı" denildi.

    İddianamede, aramalarda ele geçirilen ve örgüt üyelerinin dikkat etmesi gereken hususların yazılı olduğu dökümanlara yer verildi. Örgütün cemaatler gibi yapılanmasının öneminin anlatıldığı dökümanlarda, örgüt üyelerinin ‘örgütsel faaliyetlere’ ilişkin gelişi-güzel konuşmaması gerektiğinin altı çizilmiş. İddianamede, ele geçirilen dökümanlara göre "cemaat mensupları kendi aralarındaki özel sohbetlerde, yapılan işler, eylemler ve şahıslarla ilgili olarak boş konuşurlarsa, sohbetlerin rehavetine kapılarak nerede ve kimlerin yanında konuştuklarını unutarak kafirlere, münafıklara çok bilgi ve sır kaptırırlar. İnsanlar muhtelif mizaçlı, farklı psikolojik yapılıdırlar. Anlayış ve kavrayış kabiliyetleri farklıdır. Yanlarında konuşurken, emirler verirken bu yapılarına çok dikkat edilmelidir" gibi uyarıların yer aldığı anlatıldı.

    ÖRGÜT DÖKÜMANLARINDA MİT, CIA VE MOSSAD ÖRNEĞİ

    "İstihbarat örgütlerinde ve siyasi hareketlerde ağızları ile zarar verenler ortadan kaldırılmaktadır" denilen dökümanlarda, "Onun içindir ki, MİT, CIA, MOSSAD... vb teşkilat mensuplarından bilgi almak mümkün değildir. Bırakın bilgi almayı onları tanımak bile çok zordur. Böylesi teşkilatlarda sır verme olursa, mutlaka bilerek verilir. Dil sürçmesi, boş konuşma vb yollarla sır vermeleri mümkün değildir. Bu teşkilatları böyle etten bir duvar haline getiren; teşkilatlanma biçimleri, anlayışları, şahısların teşkilat içinde kendi hududlarını anlamaları ve bu hududu aşmanın riskini idrak etmeleri, yaptıkları işin riskli ve önemli olmasıdır. Ayrıca bu teşkilatların geçmişleri, tecrübeleri, gelenekleri, temayülleri ve yaptıkları işin daha kaliteli yapılması için görülen eğitimdir" yazılı olduğu iddianamede yer aldı.

    HASTA ZİYARET EDİN, MEZAR ZİYARETLERİ YAPIN, SELAMLAŞMAYI ÇOĞALTIN

    İddianamede ele geçirilen dökümanlarda örgütün cemaat yapılanmasına dönüşmesi için yapılan çalışmaların da yer aldığı belirtildi. Söz konusu belgelere göre örgütün halk ile bütünleşmesi için yoğun çalışmalar yürütmesi gerektiği belirtiliyor. Örgüt üyelerine, halk ile bütünleşme çalışmalarında yapılması gerekenler maddeler halinde belirtiliyor. Maddelerden bazıları şöyle.

    * Hasta ziyaretleri,

    * Komşularla ziyaretleşme ve dayanışma,

    * Halkın fakir kesimlerine çalışmaları teksif etme,

    * Cemaat mensuplarının söz ve fiillerinin birbirini desteklemesi,

    * Halkla selamlaşmayı çoğaltma,

    * Mevlid ve kandil geceleri ile mezar ziyaretlerinin yapılması.

    MİT, İTİRAFÇI VE AJANLAR DEŞİFRE EDİLMELİ

    Örgüt dökümanlarında, bölgedeki aşiretler, güvenlik güçleri ve PKK ile yürütülecek mücadelede yapılması gerekenlere de yer verilmiş. İddianamede yer alan ve maddeler halinde sıralanan faaliyetler şöyle:

    * PKK’nin içindeki bazı adamları saf dışı etmek için onları bir MİT’in ağzından deşifre etmek.

    * Bütün bölgedeki korucu ailelerini, itirafçı aileleri, MİT aileleri ve mal varlıklarını halka açıklayacağımız konusunda ikazda bulunmak.

    * Görev takibi ve iş disiplinini sağlamak.

    * Her yerdeki arkadaşlarımızın adres ve telefonlarının merkezde bulundurulması.

    * MİT, itirafçı, ajan, işbirlikçilerin şehir şehir liste halinde deşifre edilmeleri. Bunu da MİT’in içinde birisinin ağzından yapma...."

    KAÇIŞ MESAJI İDDİANAMEDE

    İddianamede, tahliye olan örgüt üyelerinin kaçış planının nasıl yapıldığı da anlatıldı. Tutukluluk sürelerini belirleyen CMK’nın 102. maddesi gereğince Ocak 2011’de tahliye edilen Hizbullahçılar’ın, İran’daki örgüt lideri ‘Dayı’ lakaplı İsa Altsoy’un talimatıyla kaçtıklarının tespit edildiğinin anlatıldığı iddianamede, "Terör örgütünün Avrupa sorumlusu olduğu belirlenen Ali Demir’in, şüpheliler Fikret Gültekin ve Sait Şahin’e e-posta yoluyla, özel olarak şifrelenmiş terör örgütünün şu anki yöneticisi İsa Altsoy’un mesajını gönderdiği belirlenmiştir" denildi.

    "ŞİFRELİ MESAJI ÖRGÜT ÜYELERİ 1 AYDA ÇÖZMÜŞ"

    28 Ocak 2011 tarihinde şifreli olarak gönderildiği belirlenen elektronik mesajın tamamı da iddianamede yer aldı. Örgüt üyelerinin şifreli mesajı, 23 Şubat 2011 tarihinde çözümlediğinin anlatıldığı iddianamede yer verilen mesaj şöyle:

    "Dayının mesajını aynen gönderiyorum. Rehberin (RA) şehadetinin 11. yılında kardeşlerin vuslatını görmeyi ümit ediyor ve büyük bir arzuyla bekliyorum. Elem dolu Beykoz hadisesinin yıl dönümünde Allah’ın bu lutfunu Şehit Rehberin ve Hizbullahi takipçilerinin yüksek gayreti ve yıllardır çektikleri sıkıntılara yormak gerek. Allah’ın izniyle kardeşlerle kucaklaşmak nasip olacak, ancak sabır göstersinler.

    T. C’de kalmaları sorun teşkil edecek. Kardeşler muhakkak en kısa zamanda ayrılsın. Edip abi ve Cemal’i buraya bekliyoruz. Biz rehberin himayesinde bir islami hareket olarak İ.İ.C.’den her zaman koruma ve yardım gördük. Burada T.C.’de yaşadığımız hiç bir sıkıntıyı yaşamıyoruz. İnşallah kardeşler de islami rejimde yaşamanın lütuflarını görecekler. Diğer kardeşlerin durumlarını da istişare etsinler. Buraya gelmek isteyen olursa kapılarımız açık. Veya sizin yanınıza gelmek isterlerse tüm gayretlerinizi sarf edin. Kardeşler ailelerini ortalık yatışınca ailelerini yanına aldırabilir. Ancak, şu an tedbirli hareket etsinler ve kimseye bir şey söylemesinler...

    Zaten basında yer alan haberler burada tedirginliğe sebep oldu. Bu yüzden gerekli tedbirleri almak lazım. Gerekirse şüpheleri başka yöne çekeyim. Benim de bir müddet buradan ayrılmam gerekebilir. İlk etapta Şam’a gidilebilir. Biz pasaportları oraya göndeririz. Pasaportlar için ihtiyaç olan fotoğrafları kardeş en kısa sürede getirsin. T.C’den çıkışı istişare etsinler. Biz buraya gelecekler için sonrasını ayarlayacağız..."

    "KAÇIŞ ORGANİZASYONUNDA 'PARAVAN’ ŞİRKET"

    Örgütsel faaliyetleri gizlemek amacıyla paravan olarak kurulan Global 99 adlı şirketin sahibi olarak görülen örgüt yöneticilerinden Mehmet Bahattin Temel ve kardeşi Mehmet Şefik Temel’in de ‘kaçış’ organizasyonda görevli olduğunun belirtildiği iddianamede, "M. Bahattin Temel’in zaman zaman yurt dışına çıkarak İsa Altsoy ile görüştüğü ve İsa Altsoy’a ait yukarıda belirtilen mesajda pasaportlar için ihtiyaç duyulan fotoğrafları temin ederek sahte pasaport hazırlanabilmesi amacıyla götürecek olan ve "Kardeş" olarak tabir edilen şahsın M.Bahattin Temel olduğu kanaatine varılmıştır" denildi.

    ŞÜPHELİLERİN 'ŞİFRELİ’ İSİMLERİ

    İddianamede, sanıklar Mehmet Bahattin Temel ve Fikret Gültekin ile örgütün Avrupa sorumlusu Ali Demir arasında yapılan görüşmelerde, gizlilik kurallarına uyulduğu, teknik takipten kurtulmak amacıyla Fikret Gültekin’e "gazeteci amca", "Uzun", "Uzun’un bacanağı", Mehmet Bahattin Temel’e "Bünyamin abi", örgüt lideri İsa Altsoy’a "Dayı", Ali Demir’e "Hacı abi" kodlarının verildiği vurgulandı. Matbaacı ve takvimci tabirlerinden kurye olduğu düşünülen Eyyüp Arslan’n kastedildiği, İsa Altsoy ile yapılacak buluşmalarda yer tespiti yapılamaması için Suriye’nin "Zeynep" ya da "Zeynep abla", Lübnan’ın "Zeynep ablanın komşusu", İran’ın ise "Zeynep ablanın ötesi" olarak şifrelendirildiği, örgütün Türkiye’deki üst düzey sorumluları ile yurt dışındaki sorumluları arasındaki irtibatı sağlayan e-posta adreslerinin "sandık" olarak nitelendirildiği de iddianamede yer aldı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı