Gündem Haberleri

GÜNDEM

    HİZB-UT TAHRİR…

    Hürriyet Haber
    06.09.2005 - 18:15 | Son Güncelleme:

    Sevgili Serdar, cümleye “olacağı buydu” diye başlamak kolay. Kolay da hep aynı tuzağa düşüyoruz sonunda. Oysa kötü beklentilere umut bağlayan, Türkiye’nin karışmasını isteyen, dirlik ve düzenin bozulmasını arzulayan öylesine iç ve dış güçler var ki, onların ekmeğine yağ sürmemek için “olacağı buydu” demekten kaçınmak gerek. (Sezai BAYAR)

    Hizb-ut Tahrir denen dini örgüt, ya da tarikatın Cuma Namazı sonrası Fatih’in göbeğinde, polisin gözü önünde “Şeriat isterük” provasına kalkışması, ne kadar bu grubun paranoyası ise güvenlik güçlerinin aczinin de somut göstergesi bence.

    Ya da başka nedenlerle güvenlik güçleri acz içinde kaldı.

    İhtimal ve akla takılan iddiaları sıralamak gerekirse:

    1-Hizb-ut Tahrir denen örgütü “derin devlet” gayriresmi olarak kurdurdu. Resmi kuruluş yapılamayacağına göre, bu gayriresmi örgütlenmeye derin devlet gaz verdi, bazı meczuplar da dolduruşa gelerek “sesimizi duyurmanın zamanıdır” deyip sokaklara çıktı.

    2-PKK’ya karşı Hizbullah denen örgütü “derin devlet”in kurdurduğu iddialarına karşılık, Hizb-ut Tahrir denen yeni yetme “cemaat hareketi”ne yeşil ışık yakılarak “İşte dinci yeni bir örgüt daha sahnede” deyip günah çıkarılmaya çalışıldı.

    3-Bir başka varsayım ise 3 Ekim öncesi AB’den intikam almak isteyen güvenlik güçleri, CMUK’un genişletilmesi ve yetkilerinin budanmasını kanıtlamak için “pasif direniş” provası yaptılar, şeriatcılara bir kerelik izin verdiler.

    4-Veya “derin devlet” yine sahneye çıktı, illegal örgütün gücünü, gradosunu anlamak, etkisini ölçmek için bilerek gösteriye izin verdi.

    6-Bir başka “hayali” tahmine göre, Şeriat özlemcilerini kayıt altına almak, fotoğraflamak, liderlerini tesbit etmek yani kişilerden kanıta ulaşmak için Milli İstihbaratın isteği ile bu provaya izin verildi.

    Yani Istanbul’un göbeğinde Şeriat devlet istemenin, seslerini duyurmanın nasıl bir ruh haliyle sahnelendiğini anlamak için kahin olmak gerekmiyor.

    Bir çok senaryo yazılabilir.

    Kimi gerçeğe yakın olabilir.

    Kimi hezeyan.

    Ancak unutulmaması gereken şey, hangi amaç ve niyetle olursa olsun tehlikeli bir provaya kayıtsız kalmanın faturası ilerde ağır olabilir.

    Hele dış ve iç provakasyonların sıklaşmasını beklediğimiz bu hassas dönemde küçük bir ihmal, gereksiz hoşgörü, “ne olacak yahu, bunlar bir avuç çapulcu” diye olayı küçültmek son derece yanlış.

    Unutmayalım ki, PKK için de Turgut Özal “üç beş çapuldu” yorumunu yapmıştı.

    Vizyonunu daha taşa sığdıramadığımız Özal’ın o günkü yorumunun bedelini yıllarca ödedik. Hem de en ağır ve acımasız biçimde. Üstelik 30 binden insanımızın kanı ile.

    Onun için diyorum ki mürtecilerin planlı ya da plansız Şeriat provasına “Olacağı buydu” gibi klasik, içi boş, hamasi yaklaşımda bulunmak, göstermelik bir takibata geçilip iki-üç gericiyi gözaltına alıp şov yapmaya kalkışmak son derece tehlikeli starta kuru sıkı tabanca atışı yapmak demektir.

    Anlamadığım tek şey; anamuhalefetin hâlâ ve ısrarla ve de çok tehlikeli oyunlara karşı savaş baltalarını neden toprakta saklamaya devam ettiğidir.

    Sokağa çıkmaya gerek yok. Meşru zeminlerde bu tür olayları tartışmak için ne bekleniyor anlamakta hala zorluk çekiyorum.

    Deniz Bey’in yaz tatili hâlâ devam mı ediyor yoksa?

    Sevgiler,

    Sezai

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı