Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hırsız anatomisi

    Hürriyet Haber
    14 Şubat 2005 - 00:00Son Güncelleme : 14 Şubat 2005 - 00:01

    Yakalandığı zaman ‘susma’ hakkını kullanıyorÇillerler gibi ünlüleri soymaktan korkuyorYarıya yakını çocuk olduğu için ceza almıyorEvde Fatih’i, işyerinde Şişli’yi tercih ediyorGöç ve ‘Eve para getir’ baskısıyla suça yöneliyorARAŞTIRMACI usta gazeteci Uğur Dündar, İstanbul’da günün konusu haline gelen hırsızlık dosyasını açtı. İstanbul’u Asayiş Müdürlüğü ekipleri eşliğinde ARENA’nın deneyimli polis-adliye muhabiri Ertuğrul Erbaş ile birlikte gezen Uğur Dündar, hırsızlığın karanlık dünyasının beş sırrını aydınlattı:TERCİH İlk kesin tespitimize göre; hırsızların ev soyma konusunda en sevdikleri semt Fatih, işyerleri için Şişli. Fatih’te geçen yıl 1632 ev soyuldu, Şişli’de 983 işyerine hırsız girdi.YAŞ FAKTÖRÜ İkinci tespitimiz daha çarpıcı: İstanbul’da hırsızların yüzde 50’si ne kadar çok yakalanırsa yakalansın hiçbir ceza almıyor! Çünkü bunların yaşları 18’in altında. Aslına bakarsanız çoğunun gerçek yaşı daha büyük. Ama ya nüfusa kayıtları geç yapılmış, ya da ölen küçük kardeşlerinin kimlikleri bunların üzerine geçirilmiş. Bu nedenle resmi yaşları küçük görünüyor. Polis, yaşı küçük hırsızları sorgulama yetkisine sahip değil. Bu kategorideki hırsızların ifadesini sadece savcılar, o da avukat yanında alabiliyor. CESARET Üçüncü tespit, bize değil polise ait... Başta Çiller Ailesi’nin yalısı olmak üzere ünlü siyasetçi, sanatçı, kısacası medyatik kişilerin konutlarının soyulması, hırsızlığı halkın gündeminde bir numaraya oturtmuş durumda. Ama deneyimli bir dedektif, ‘Hırsızlar girdikleri yerlerin bu kişilere ait olduğunu bilmiş olsalar, hemen vazgeçerlerdi!’ diyor. Soyulan yerlerden Çiller Yalısı, özel bir konuma sahip. Yalının caddeye bakan yönünde polis 24 saat nöbet tutuyor. Dedektife göre; Çillerler polislerin bahçeye girmesine izin vermiş olsa, hırsız yalıya girmeye ya cesaret edemez ya da rıhtıma atlamış bile olsa kolayca yakalanabilirdi!GÖÇ Sırada dördüncü ve en önemli tespitimiz var: İstanbul’a her yıl yaklaşık 300 bin kişi göç ediyor. Kırsal kesimden göç eden aileler çok çocuklu. Çoğu 7-8 çocuğa sahip. Üstelik Türkiye, büyük krizin ekonomide yarattığı çöküntüyü henüz atlatabilmiş ve krizin sebep olduğu toplumsal depresyonu tam anlamıyla rehabilite edebilmiş değil. İşsizlik, ülkenin en önemli sorunu. Milyonlarca insan açlık sınırında yaşıyor.Göç eden aileler, çocuklarından eve para getirmelerini istiyor. Ama onların sokak satıcılığından başka yapabilecekleri bir iş yok. Sokaklar ise tehlike dolu. Bu nedenle satıcı çocukların bir bölümü profesyonel hırsızlık ve kapkaç çetelerin eline düşmekten kurtulamıyor. Polis bu tehlikeyle karşı karşıya olan çocukların ailelerinden alınıp devlet korumasında yetiştirilmesinden başka çare olmadığı kanısında. Tüm bunlara ek olarak, aftan yararlanıp tekrar sokaklara dönen hırsızlar da cabası.SUSMA HAKKI Geliyoruz son tespitimize... Polis, hırsızı yakaladı diyelim. Hırsız susma hakkını kullandığında yapılacak fazla bir şey kalmıyor. Hadi lütfetti ve konuştu. Tüm hırsızlar hep aynı sözcüğü kullanıyor: İftira!.. Bence büyük-küçük götüren tüm hırsızların ortak yanlarını, işte bu sözcük tanımlıyor. Hiçbir hırsız, hırsızlığını kabul etmiyor!Çalıntı maldan 14 kuyumcu dükkanı varPolis, çalıntı mal alıp satanlar konusunda çok çarpıcı bir örnek veriyor. Buna göre 5 ayrı hırsızlık operasyonunda çalıntı malları hep aynı kuyumcunun aldığı tespit ediliyor: Bu kişinin adı Mehmet Uluağaç! İstanbul’da 14 ayrı kuyumcu dükkánı olduğu belirlenen Uluağaç, iddiaya göre çalıntı malları ucuza kapatarak kazanç sağlıyor. Polisin tespitine göre Kiler marketler zincirinin sahibi AKP Milletvekili Vahit Kiler’in villasından çalınan değerli ziynet eşyaları da sudan ucuz bir fiyatla bu kişi tarafından satın alınmış. 42 milyar lira değerinde altın Vacheron Constantin kol saati, 1 adet Rolex saat, 4 pırlanta yüzük, kırmızı taşlı altın yüzük ve 60 milyar değerinde yakut kolye, Uluağaç’ın Kapalıçarşı’daki dükkanında ele geçirilmiş. Mehmet Uluağaç 5 kez yakalanarak mahkemeye sevk edilmiş. Ancak hırsızlık malı alıp satmanın cezası en fazla 1 ay hapis olduğu ve o da paraya çevrildiği için her seferinde serbest kalmış. Cezalar caydırıcı olmalıKapkaç faillerinin daha ağır bir suç olan gasp kapsamında yargılanmaya başlanması, kapkaç olaylarında önemli bir düşüş sağladı. Bu nedenle kapkaç sanıklarının birçoğu hırsızlık suçuna yöneldi. Bu yüzden polis, hırsızlık suçu cezalarının artması kanaatinde. Çocuklar korumaya alınmalıAyrıca İstanbul’da öyle semtler var ki, buralar hákim kültür nedeniyle adeta hırsız, yankesici ve kapkaççı üreten birer fabrika gibi çalışıyor. Bu noktada polise göre çözüm, suç işlemeyi meslek haline getirmeden bu çocukları ailelerinden almak ve devlet koruması altında yetiştirmek.İkinci ele denetim getirilmeliPolis şeflerine göre; hırsızların büyük bir kısmı bunu meslek haline getirmiş durumda. Polis bu tür hırsızlar için ‘İllegal Tüccar!’ deyimini kullanıyor. Hırsız çaldığını mutlaka satmak zorunda. Peki alan olmazsa kime satacak? Bu nedenle ikinci el satışların yasal bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekiyor. Polis, faturasız ikinci el satışları kontrol altında tutmak ve çalıntı malların alım satımını engellemek için ciddi yasal düzenlemelerin gerektiğine inanıyor. Formül oldukça basit: Hırsız satamayacağı eşyayı çalmaz!
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı