Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Hindistan’da yazılan, Hindistan’ın yazdığı bir roman...

    Ömer Erdem erdemomer67@gmail.com
    16.06.2017 - 12:21 | Son Güncelleme: 16.06.2017 - 12:21

    Booker ödüllü Arundhati Roy’dan yirmi yıl aradan sonra gelen kurgu eser ‘Mutlak Mutluluk Bakanlığı’, Hindistan ve onun dilsel, dinsel ve sosyo-toplumsal karmaşasını yansıtmak bakımından tipik bir kimlik romanı...

    Arundhati Roy’un işlek çenesinin dilsel büyüsüne kapılmışken ister istemez sorarsınız; romanı kim yazar? Tamam yazarın yaratıcılığı, kültürü, özgünlüğü, emeği, içinden geçtiği çağ yabana atılamaz. Fakat, toplumun, onun bileşkelerinin payı ne derecededir ve bu pay romana nasıl yansır? Doğrusu, Hindistan ve onun dilsel, dinsel ve sosyo-toplumsal karmaşasını yansıtmak bakımından tipik bir kimlik romanı ‘Mutlak Mutluluk Bakanlığı’. Hatta başta yaslandığı konu itibariyle de sonuna kadar doğulu. Kız doğup erkek gibi yaşamak/yaşamak zorunda kalmak masallardan tutun da folklora kadar az yer tutmamıştır doğu anlatılarında. Gerçeklikten ziyada merak ve sıra dışı olanın cazibesi etrafında örülen bu hikâyeler, Tahar Ben Jelloun gibi çağdaş yazarlar tarafından da güncellendi. Öyleyse, bir yandan oryantalist göz kırpışlarla yüklü romanı salt buraya sıkıştırmak da haksızlık olur.
    Booker ödüllü yazar, Hindistan’dan başlayan Doğu’yu, içerden kucaklamaya, onun tarihi, siyasal ve kültürel mirasını zarif hamlelerle romanın dokusuna yerleştirmeye çalışıyor. Roy’un başarısı, doğunun tutukmuş gibi gözüken dilini bir Arap şairi, bir Hint masalcısı, bir büyücü hüneriyle işletmesidir. Dahası her sesi ve rengi yerli yerinde kullanarak çağdaş kurguya eleştirel bir ruh da ortaya katmasıdır. Tam da burada, romanı kim yazar sorusu bir kez daha devreye girer, romanların yazarları her zaman halklardır. Romancı da bünyesine dahil olduğu bu halkı dile dönüştürür. Daha doğrusu onun karmaşık ve estetik dışı hamlığını düzenler, kurgular, estetik olanın felsefesiyle yoğurur.
    Masalsı dil, güncel gerçekliği sembolik atılımlara dönüştürür. “Müslümanların yüzyıllar süren hükümranlığı kısa sürede şiirden, müzikten ve mimariden arındırıldı... boğuk kıkırtılardan biraz daha uzun süren kılıç şakırtılarına ve kan dondurucu savaş naralarına indirgendi...” Buradan bakar yazar, Büyük Hindistan’dan koparılmış, Pakistan’a, Bangladeş ve ötesine. Babür Hükümdarlığını da içselleştirir tarihten bakarken güncelliğe, kast sistemleri içinde maddi büyümenin açık felaketini baş döndürücü şekilde yaşayan Hindistan’a da ‘Slumdog Millionaire’ filminin keskin gözüyle dokunur. “İnsan derisinden para çantası olan timsah/ Oruçlu bir balık” kimdir bunu okura duyurmak ister.
    ‘Ancak mezar kazıcılarının harıl harıl çalıştığı’ bir neodünyada, Hint çoğul dilini işletmek ve Nuh’un gemisine benzeyen sembolik çerçeveler içinde, Facebook, televizyon dizileri, medya patronları, halkla hemhal politikacılar arasında, ‘yolsuzluğun olmadığı bir ülke hayali, en büyük yolsuzlar dahil, hereksin mutlu otlayabileceği bir çayır gibiydi’ hükmüne varmak, az hüner sayılmaz. Roy’un gözünde ‘ihtiyaç denen şeyin hatırı sayılır miktarda zalimliği içine alan bir ambar olduğunu tecrübe ederek öğrenen’ kahramanları konuşturması kapitalizm ile kast sistemi arasında sıkışmış insanları, soğukkanlılıkla büyük akışın içine karıştırması ancak bir baş dönmesi halidir de. Hindistan’da yazılan, Hindistan’ın yazdığı ama çok yakın bir roman ‘Mutlak Mutluluk Bakanlığı’.

    MUTLAK MUTLULUK BAKANLIĞI  Hindistan’da yazılan, Hindistan’ın yazdığı bir roman...
    Arundhati Roy
    Çev.: Suat Ertüzün
    Can Yayınları, 2017
    480 sayfa, 33.50 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı