Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hıncal Uluç kadın okurunu zor toplar..

Hıncal Uluç’un 21 yaşındaki sevgilisi Ece Gürsel ile ilişkisine aklı başında olan bir insan ne diyebilir.

Ece Gürsel’in yerinde olsam ben de Hıncal Uluç’la flört ederdim. Hıncal Uluç gibi sevmesini, keyifli yaşamasını bilen birine yaşı ne olursa olsun hangi kadın hayır diyebilir. Hıncal Uluç istedikten sonra..

Sorun burada değil. Sorun ilişkinin sunuluş biçiminde..

Ne demek istediğimi en uç örneğiyle anlatayım. Salı günü Kelebek’te Hıncal Uluç’un Ece Gürsel’in külotunu düzeltiyormuş gibi yaptığı, estetik seviyesi sorgulanacak fotoğrafı görmüşsünüzdür.

Başlık da söyle ‘Hıncal babamın yerini tutuyor..’ Ne bu şimdi? Ensest ilişki mi? Diyebilirsiniz ki ‘röportajı bilerek öyle çerçevelemişler’. Sen çanak tutarsan tabii ki çerçevelerler..

Sevgili Hıncal Uluç ‘Neye çanak tuttum ki?’ demesin. O neye çanak tuttuğunu çok iyi biliyor. Planladığı şekliyle yarattığı gündemden mutlu da olabilir. Ama onu seven kadın okurlarının günün sonunda Hıncal Uluç ‘öyküsünün’ beyinlerinde bıraktığı tortudan hoşnut olacaklarını sanmıyorum.

Bir süre sonra Hıncal Uluç’u okurken ister istemez yazdıklarının ‘hangi ruh halinde bir kişi tarafından yazıldığını’ sorgulayacaklar, onu dışlayacaklardır.

İletişimde ‘uyku’ etkisi diye bir şey var. Orta dönemde her şey unutulur, öykünün çekirdeği anımsanır. Örneğin çoğumuz ‘Hıncal Uluç vuruldu’ diyoruz.

Ama öykünün ayrıntılarını anımsamıyoruz. Doğrudan ‘cesur gazeteci’ sonucunu çıkarıyoruz. Hıncal Uluç’un mankenlerle ilişkileri olduğu bir dönemi anımsıyoruz. Ama hangi mankenler anımsamıyoruz. Kısa yoldan ‘yaşamayı seven adam’ sonucunu çıkarıyoruz.

Kısa bir süre sonra Hıncal Uluç’un özellikle kadın okurlarının ‘sunuştan’ anımsayacağı tortu büyük olasılıkla şudur: Hıncal’ın çocuğu yaşında bir sevgilisi olmuş, ilginç pozlar vermişti. Çıkaracakları sonuç da şu: Kafayı mı yedi ne!..

Hıncal Uluç, ne derse desin ‘sunuşu’ yanlıştır. Onu çok seviyorum. İlişkisini tabii ki sonuna kadar onaylıyorum. Ama ‘sunuş’ biçimine gerçekten üzüldüm.

Umarım yanılırım. Hıncal Uluç gerçek bir ‘değer’. Yanılmayı çok istiyorum.

Yapma Sevgili Cevdet kime ders veriyorsun

TRT Basın Sözcüsü Cevdet Tellioğlu’ndan ‘TRT Artık Anlamalı’ başlıklı yazıma yanıt geldi. Tellioğlu asistanlığım dönemimde bizim bölümde öğrenciydi. Sonra başarılı bir ‘Halkla İlişkiler’ kariyeri yaparak TRT Basın Sözcülüğü’ne kadar yükseldi. Önce Tellioğlu’nun yanıtını özetleyelim:

TRT olarak 1975’den itibaren kamuoyu araştırmaları yapmaktayız. Araştırmalarla durum tespiti ve eğilim ölçümü yapılmaktadır. Peoplemeter sistemiyle yapılan araştırmada ise izleyici yoğunluğu ile ilgili bilgiler elde edilebilmektedir.

Ölçüm yapılan kitlenin Türkiye’yi temsil kabiliyeti yoksa, araştırma sonuçları tartışmalı hale gelecektir. TRT, üniversitelerimizde ‘Örnekleme’ konusunda deneyimli akademisyenlerle işbirliği içinde çalışma sürdürmektedir.

AGB adlı şirket halen 21 il ve bu illere bağlı 21 ilçede ölçüm yapmaktadır. Yani ‘Örnekleme’de Türkiye’nin yaklaşık yüzde 35 dolayındaki kırsal nüfus araştırma kapsamına alınmamaktadır. Buna rağmen AGB ile kurumumuz arasındaki ‘sözleşme’ devam etmektedir.

‘TRT’nin elinde bilimsel bir veri olmadığı’, ‘AGB’nin reyting ölçümlerinde reklam veren firmaların büyük etkisi var’ gibi ifadeler, Kurumumuz yetkilileri tarafından söylenmemiştir’

Sevgili Cevdet yapma! Yaklaşık 15 yıldır iletişim araştırmaları dersi verdiğimi, 11 yıldır AGB’nin denetçiliğini yaptığımı, örnekleme modelini oluşturduğumu biliyorsun. Niye bana ders veriyorsun? Yapma Cevdet! Kabul edin, TRT araştırma konusunda yanlış yolda. AGB örneği artırsa da genel sonuç değişmez. TRT AGB’den kesinlikle çıkmamalı.

Araştırma yapacaksa da onu destekleyen ‘derinliğine’ görüşmeler yapıp ‘neden TRT tercih ediliyor-neden edilmiyor’ sorusuna yanıt aramalı. Gerisi laf, gerisi ikna söylemleri..

Garipsedim..

Nez’i ‘Özel Hat’ programında izledim. İmaj yapıcılara verip veriştiriyor ve hayatını geri istiyordu. Çocuk izleyicileri varmış, annesi okuduklarından etkileniyormuş, artık onun bunun dediğini yapmazmış. Herkes elini ondan çeksinmiş. Onun da çocuk sahibi olmaya hakkı varmış. Garipsedim. Nez Hanım, ‘ünlü’ olma sürecinde, her şeye ‘Evet’ derken annesi yok muydu acaba? O günlerde çocuk sahibi olacağını bilmiyor muydu, aklı neredeydi?

Baydı..

‘Gelinim Olur musun’ biteli neredeyse iki ay olacak, hálá katılanlar, ekranların kuytularında bir yerlerde kavga ediyorlar. Kanal D’deki ‘Size Anne Diyebilir miyim’den ayrılan kahramanların diğer programlara çıkıp kavga etmedikleri gün yok. Anlayacağınız ‘Kaynana’ programlarında birbirine giren insanlar resmen baydı! Korkum ‘kavga’ ortamının tüm programlara sıçrayıp daha da bayıcı olması. Yapmayın..

Kutlarım..

Ali Kırca popüler isimlere ana haber bülteninde gündemdeki siyasi konuları yorumlatıyor. En son Mahsun Kırmızıgül’e Irak’taki gelişmeleri yorumlattı. Mahsun Kırmızıgül de büyük bir siyasal uzman edasıyla konuyu yorumladı. Ali Kırca’yı ATV ana haber bültenini Siyaset Meydanı ile karıştırdığı için kutlarım..
X