"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hıncal mı haklı ben mi?

HAYDAAA...<br><br>Sil baştan.<br><br>“Aşk için, seks şart değildir” diye yazan, o değil miydi?

Ben de teybimi kapıp ona gitmemiş miydim?

Yoksa soruları ben sormadım, röportajı da siz okumadınız mı?


İkimiz de seksin aşkla yapılması gerektiğini düşünüyoruz, burada hemfikiriz...


Röportajı açtım yeniden okudum, “Seviştiğim bütün erkeklere aşıktım” demişim, “Aşık olmadığım kimseyle sevişmedim” demişim, daha ne diyeyim?


“Seksin olabilmesi için aşk lazımdır”
diyorum, buna yürekten inanıyorum.


Ama...


Seks olmadan aşk olacağına da inanmıyorum.


Oysa, o röportajda Hıncal Uluç aksini iddia ediyordu.


“Seks olmasa da aşk bal gibi olur”
diyordu.


Arkadaşının sevgilisine aşık olduğunu, kimsenin ruhunun bile duymadığını söylüyordu.


Ona göre bu, aşktı.


Bana göre değil.


Bana göre bu, insanın kendi beyninde yaşadığı bir şey.


Benim aşk tanımıma göre aşk, iki kişilik bir şey.


Ve sadece el ele tutuşarak olmuyor.


Yani kısaca...


Biz röportajda şunu tartıştık:


Seks için aşk şart... Biz ikimiz de böyle düşünüyoruz...


Aşk için de bana göre seks şart, ona göre değil...


Ama Allah’ı var, müthiş röportajdı, soruları ben sorduğum için değil, cevapları Hıncal Uluç verdiği için... Pek çok erkeğin yaşadığı ama dile getiremeyeceği
itiraflar vardı, ülke gerçeği vardı... Son derece cesur anlatmıştı...


Fakat bir baktım, geçen günkü yazısında Hıncal Uluç bana, “Seks için aşka gerek yok” dedirtmiş...


Rica ederim...


Demedim efendim...


İtiraz ediyorum...


Böyle bir şeye kati suretle inanmıyorum.


Ve son olarak, hepinize aşk dolu sevişmeler diliyorum..!

 

Anne olduğunda utanırsın güzelim

 

NE fena medyanın bu “kötülük saçan” hali...


Her fırsatta, birilerine ne kadar geçirirsen, laf çakarsan, kötülük yaparsan, aşağılarsan, küçümsersen...


O kadar iyi öyle mi?


Değil işte!


Kötülük, kötülüktür.


Gelir seni vurur.


Bir gün, “Kötü kalpliler listesi” diye bir şey yayınlayacağım.


Hiç aklınızın almayacağı insanlar benim kötü kalpliler listemde yer alıyor.


Son olarak da Tuğçe Tatari.


Değer mi Tuğçe?


Hiç tanımadığın bir kadın hakkında böyle abuk sabuk bir yazı yazmaya?


Madalya mı takıyorlar?


“Uf acayip geçirmişsin Ayşe’ye, aferin sana!”
mı diyorlar?


Sırtını mı sıvazlıyorlar?


Bu tür yazılarla prim yapmaya çalışmak, hayır getirmez insana...

*


Beğenirsiniz beğenmezsiniz, benim için önemli olan bir kitap yayınladım ben.


“Alya, sevgilim ve ben... Bizim hikâyemiz...”


Geliri de LÖSEV’e gidiyor.


Tuğçe Tatari
de, önce aklınca kitabı anlatıyor sonra en alaycı ve yılansı haliyle ipe sapa gelmez sorularını sıralıyor.


*
“Hamilelik esnasında doktoru, ‘Seks yapmak yasak’ dediğinde neler hissetti? Bu zorlu günlerin üstesinden nasıl geldi?”


Aklınca, bana “seks manyağı” demeye çalışıyor...


30 bin türlü numara yapmasına gerek yok ki, sözlü soran herkese söylüyorum zaten...


Evet seks manyağıyım, var mı, çok seviyorum seksi...


Benim için aşk kadar kutsal...


Bunun için de özür dileyecek halim yok...


Üstelik sizi bağlamıyor, sevgilimi ilgilendiriyor...

*


*
“Doğumdan sonra kaç adet pişmaniye yedi, kaç bardak su içti? Sağ memesinden mi sol memesinden mi daha çok süt geldi?”


En çok da bunlara üzüldüm.


Onun bu dalga geçmeye çalıştığı şey, lohusa kadınların bir rutini.


O satırları yazan kadın, henüz anne olmamış biri, inşallah olur, inşallah bebeğini emzirir, hangi memeden süt geldiğini bizzat öğrenir!


Çünkü gerçekten insan bebeğini kucağına alınca, tanrısal bir şey oluyor, birden o süt geliyor ya da gelmiyor.


Aptal bir yazıyla geçiştirilecek bir mesele değil yani.


Tüm bunları eskiden onun toyluğuna veriyordum.


Şimdi kötü kalpliliğine veriyorum.


Yukarıdakiler gibi daha bir sürü saçma sapan soru sıralamış...


Aklınca, benim hamilelikten bugüne kadar geçirdiğim süreçle dalga geçiyor.


Hadi erkeklerin bu konuyu küçümsemelerini anlıyorum, bilmiyorlar, hissedemiyorlar ama bir kadının bu tür şeyleri aşağılamasını, anlamak mümkün değil.


Yazık!


Emin olduğum tek şey, anne olduğunda benimle alay ettiği için utanacak!

X