Hıçkıran döviz başa bela olur

Hürriyet Haber
23.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

BİRÇOK ekonomik birim yıl sonunda dolar kurunun 1.4 milyon lirayı geçmeyeceğinin hesabını yaparken döviz iki hafta içinde 100 bin lira arttı. Ekonomideki tüm birimleri bir telaş aldı. Dövizde ne oluyordu?Parasını aylık TL mevduatına bağlayanlar brüt bazda yüzde 2.3 getiri elde ederken, doların TL karşısında bir ayda net yüzde 7.5 değer kazanması yatırımcıyı telaşlandırdı.Şirketlerin döviz borçları TL borçlarına göre çok daha fazladır. Döviz kuru düşerken ya da kıpırdamazken, şirketler bolca karlar açıkladılar. Bir ay içinde döviz kurunun yüzde 7.5 artması şirketleri de telaşlandırdı. Kısacası, ekonomide herkesin asabı bozuldu.SEYİRCİ MANTIĞIParasının değeri konusunda bu denli spekülasyon ve dedikodu yapan herhalde bizden başka bir millet yoktur. Kaşıyoruz ve kaşınıyoruz. Çok fazla kaşıyınca da kanatıyoruz.Döviz kurlarının belli bir düzen içinde çıkması da, inmesi de normaldir. Ama, inişin ya da çıkışın zaman içinde kazandığı ivme çok önemlidir. İvme hızlandığında, inişi ya da çıkışı durdurmak zorlaşmaktadır. Giderek ekonominin daha büyük bir bölümü iniş ya da çıkış yönünde kervana katılmaktadır.Bir benzetme ile belki konu daha iyi anlaşılacaktır. Bu benzetmeyi iktisatçılar enflasyon için yapsalar da, yaşadığımız döviz kuru gelişmelerine de uymaktadır. Bir futbol maçının başında tüm seyirciler yerlerinde oturmaktadır. Herkes rahatça maçı izlemektedir. Bir ara önlerde oturan seyirciler heyecanlanıp ayağa kalkarlar. Arkasındakiler maçı rahat izleyemediklerinden, heyecanlanmasalar da, ayağa kalkmak zorunda olduklarını hissederler. Onlar da kalkarlar. Ayağa kalkan her sıra kendinden sonraki sıraların ayağa kalkmasına neden olur. Sonunda, tüm stat maçı ayakta izlemek durumunda kalır.Türkiye'de döviz kurunun inmesi de, çıkması da benzer bir kural çerçevesinde oluyor. Seyirci yorulduğu zaman maçı bir süre yakından izlemeyi bırakınca, sıralar oturmaya başlıyor. Yeni bir heyecan yaşanana kadar seyirciler bir süre oturarak maç seyredebiliyor. Kısacası, seyircileri heyecanlandırmamak gerekiyor.DÜZELTME Mİ?Son haftalarda, bu denli kısa bir sürede döviz kurlarının hıçkırmasının hiçbir temel iktisadi nedeni yoktur. Olmadığı da Merkez Bankası'nın küçük bir açıklamasının yarattığı etkiyle görüldü. Merkez Bankası döviz ihalelerinde satın alacağı döviz miktarını düşüreceğini açıkladı. Kurlar geriledi.Halbuki, Merkez Bankası'nın daha çok ya da az döviz almak istemesi piyasadaki döviz talebini ya da arzını tek başına artırıcı bir etken değildir. Çünkü, arz, talebin altında kaldığında, ihale yönteminin mantığından gelen bir nedenle Merkez Bankası alacağını söylediği döviz miktarını zaten alamaz. Yani, Merkez Bankası'nın azami döviz alımını açıkladığında, azami mi yoksa daha az mı döviz alınacağını piyasa belirler.Döviz kurları çıktığı dönemlerde de, döviz alım ihalelerine gelen teklif miktarı Merkez Bankası'nın azami döviz alım miktarının üzerindeydi. Arz fazlası söz konusu olmaya devam ediyordu. Ama, kurlar da yükseliyordu. Açıklama spekülasyonu bir süre yavaşlattı. Asıl neden seyircilerin heyecanlanıp ayağa kalkmasıydı. Heyecan devam ederse, seyircileri oturtmak statta anons yaparak mümkün olmayabilir.Döviz kurunu hıçkırtacak nedenlerden kaçınmalıyız. On iki aylık dış ticaret açığı ağustos ayı itibariyle 19.5 milyar dolara ulaşmıştır. Yıl sonu 22.5 milyar doları geçebilecektir. Bu şartlarda, piyasaları kötü haberleri satın alan bir psikolojiye sokmamamız gerekmektedir. Çünkü, bu çeşit hıçkırmalar bu ortamda ‘‘kurun düzelmesi’’ olarak nitelendirilemez. Başımıza belalar açar.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı