Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz

<B>BAŞLIKTAKİ</B> söz, Ankara Sanayi Odası Başkanı <B>Zafer Çağlayan</B>’ın odasında asılı.<B> </B>Merak edip sordum: <br><br><B>- Hayrola Başkan, bu levha da neyin nesi?</B>

- Sanayici bir arkadaşın başına gelenleri dinledikten sonra, böyle bir levha asmaya gerek duydum. Son birkaç aydır Türkiye, özellikle işsizlik konusuna endekslendi. Bununla ilgili çeşitli çalışmalar yapılıyor. Ben de işsizliğin şu anda Türkiye’nin en büyük sorunu olduğu düşüncesindeyim. Terörün de asayişin de temelinde işsizlik var.

Son dönemde, biz de bu konuda yoğun çalışmalar yapıyoruz. İşsizlikle ilgili çeşitli konuları kamuoyuyla paylaşırken, binin üzerinde işçi çalıştıran sanayici bir arkadaşım beni ziyarete geldi.

Anlattıklarını dinledikçe, kulaklarıma inanamadım. Aynen şunları söyledi: ‘Yanımda çalışan işçilerden on tanesi gelerek, işten ayrılmak istediklerini bildirdiler. Ardından da ‘Efendim, eğer kıdem ve ihbar tazminatımızı verirseniz, alacağımız bu parayla kredi kartı ödemelerimiz ve birikmiş bazı borçlarımız var. Onları kapatacağız’ dediler. Ben de yıllardır yanımda çalışan bu insanlara yardımcı olmak için, onları işten çıkarmış gibi gösterip, tazminatlarını ödedim. Biliyorsunuz, işçiler kendi isteğiyle ayrılırlarsa, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alamıyorlar. Bundan sonrası çok ilginç. İyilik yaptığım bu işçiler, işten ayrılmadan önce, gidip bir sendikaya üye oluyorlar. Kendi talepleriyle ayrılan ve buna rağmen tazminatlarını ödediğim bu işçiler, tazminatlarını aldıktan sonra, mahkemeye başvuruyorlar. Mahkemeye ‘Sendikaya üye olduğumuz için işten çıkarıldık’ diyerek dava açıyorlar. Aylar sonra, mahkeme lehlerine sonuçlanıyor. Mahkeme 4 maaş işe iade tazminatına ve 12 maaş da sendikal faaliyet tazminatı ile işe iade kararı veriyor.’

Şimdi çalışma hayatının ve iş kanunlarının bu kadar katı olduğu bir ortamda bu işveren arkadaşımız bana diyor ki; ‘Ben kandırıldığıma mı yanayım; ödediğim ilave tazminata mı yanayım, yoksa böyle birilerinin tekrar işe iadesinin yapıldığına mı yanayım?’

Düşündüm, yasalar böyleyse işadamı ne yapsın. Ardından bir levhaya ‘Hiçbir iyilik cezasız kalmaz’ diye yazdırıp, odamın duvarına astırdım. Soranlara da anlatıyorum. İşte Hocam olay bu!..

Erkek olmanın avantajları

VERASET
ve İntikal Vergisi Yasası belki de çoğunuzun doğmadığı 8 Haziran 1959’da yürürlüğe girmiş.

O tarihte yasaya drahomaların (yani erkeklere verilen başlık parasının) vergiye tabi olmadığına dair bir hüküm koymuşlar (Madde 4/c).

Aradan yıllar geçmiş bu maddeye kimse dokunmamış. Vergi Kanunlarında, 1980 yılından bu yana tam 197 kez değişiklik yapılmış. Ancak, erkeklere verilen draholamalara yine dokunan olmamış. O yine vergi dışı kalmış.

Eee, olacak o kadar. Ne de olsa Meclistekilerin çoğunluğu erkek... Gerçi erkeklere başlık parası veren yok ama olsun... Belki birgün verirler...

Meslek tecrübesi

TANINMIŞ
gazeteci William Allen White, Emporia Gazetesi yazı işleri müdürlüğünü yaparken kendisine yazılar gönderiliyordu. Bu yazılardan bir kısmı geri çevrilmekteydi.

Birgün yazısı kendisine iade edilen bir kadın öfkelenerek şu mektubu yolladı.

- Yazdığım hikayeyi yayınlanamaz diye geri gönderdiniz. Eserime elinizi bile sürmediğinize eminim. Çünkü sizi kontrol etmek için 18, 19 ve 20. sayfaları birbirine yapıştırmıştım. Olduğu gibi geri geldi. Siz yalancısınız ve yazıları okumadan reddediyorsunuz.

William White
mektubu hemen cevaplandırdı;

- Aziz bayan. Sabahları kahvaltımı alırken kırdığım yumurtanın çürük olduğunu anlamam için onu mutlaka yemem gerekmez.

Allah kadını ve erkeği yarattı

ALLAH, yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvamını, sisin gözyaşını aldı. Rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini de ekledi ve onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, karın soğukluğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini ilave etti.

Bütün bunları karıştırıp eritti ve kadını yarattı.

Allah, kaplumbağanın yavaşlığını, boğanın bakışını, doğanın dehşetini aldı. Sülüğün yapışkanlığını, hindinin kabarışını, gergedan derisinin sertliğini ona ekledi.

Bunlar üzerine, bukalemunun şıpsevdiliğini, sivrisineğin vızıltısını ilave edip erkeği yarattı ve ıslah etsin diye de bu yaratığı kadına verdi.

(Teşekkürler Reyhan Yıldızhan)

GÜNÜN SÖZÜ

Hataların en büyüğü, bunların hiçbirinin farkına varamamaktır.

Elbert Hubbard
X