"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hiç kimseye güvenmek yok... Güvenmek zayıflıktır

Küçümsemeye kalkışırsanız yanılırsınız. O asla kolay bir lokma değil. Çözmesi basit biri hiç değil. Geldiği noktadan ulaştığı yere bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Şu anda televizyondaki magazin programlarının kralı. Bir iş yapsın da konuşulmasın, imkanı mı var? Konuşulsun diye mi işleri öyle yapıyor, yoksa öyle de mi, o konuşturuyor, orası karışık işte.

Can Tanrıyar’ın bir yerde bir marifeti var ama nerede? Onu bulmak için biraz çalışmak gerekiyor. Beğenmeyebilirsiniz, itiraz edebilirsiniz ama itiraf edin: Onun yaptığı Televole’leri, Pazar Keyif’lerini, Can’lı Hayat’ı seyrettiniz. İkiyüzlülüğün alemi yok. Küfretseniz de, bağırsanız çağırsanız da, ‘Türkiye’nin bunca meselesi varken bunlara mı kaldık?’ diye hayıflansanız da seyrettiniz.

Aslına bakarsanız, o da farklı bir şey söylemiyor, ‘Ben öyle programlar yaparım ki, insanlar seyreder ve kafalarının içlerini boşaltır’ diyor. Şimdilerde kendine bir numara, yeni bir formül bulmuş, ‘Ben dert ortağıyım’ diyor Can’lı Hayat’ta. ‘İnsanların dert ortağıyım, istemedikleri

hiçbir konuya girmem, istemedikleri hiçbir şeyi sormam ve yayınlama derlerse de yayınlamam.’ Bülent Ersoy konuştu, Türkiye’nin gündemine oturdu. Kaya’nın Feraye’sine dönen Ferrari’si hadise oldu. Türkiye’nin en göz önünde çifti göz göre göre boşandı. Hepsinin arkasında Can Tanrıyar ve çok güvendiği ekibi vardı. Kendi sevgilisini bile 60 milyon insanın önünde sınava sokmaktan geri durmadı. Onu programına çıkarması ve orada yaşanan kavga, danışıklı dövüş mü, sahici mi, orası bile belli değildi. Bence bu belirsizlikler onun başarısının destekçileri. Onun hakkında hep şüphede kalıyorsunuz: Zeki mi aptal mı? Başarılı mı başarısız mı? Duruma hakim mi değil mi? Şefkatli mi acımasız mı? Samimi mi riyakar mı? Başta söylediğimi bir kere daha söylüyorum. Onu küçümsemeye kalkmayın. Levent’te yeni yerine taşınmış durumda. Bayağı bir patron havasında. Üç katlı bir villayı kapatmış. Her katında muhabirler için jakuzuli duş var. En üst katta siesta yapabilecekleri yataklar. Demeye çalışıyorum ki, magazinin çıtasını yüksekte tutmaya çalışıyor.

Hayatta size yetmeyen neydi? Sporla ilgilenen biriyken, magazine sıçrama gereği hissettiniz. Neden?

- Her şey kendiliğinden gelişti. Ben zaten haber filan kovalamıyordum, haberin içinde yaşıyordum. O zamanların futbol starları kimse, hepsi benim arkadaşımdı. Beraber gezerdik, çapkınlığa filan birlikte giderdik. Gazeteciler, futbolcuları bulmak için beni arardı. Zamanla olay, kendiliğinden spor magazine döndü. Ben özel bir şey yapmadım...

Televole’yi nasıl icat ettiniz?

- Onu da planlamadım, o da kendiliğinden gelişti. Stadyum diye bir spor programı yapıyorduk, çok sert geçiyordu program. İçeride seyirciler vardı, bağrış çağrış, küfürler. Bunu yumuşatmak için sanatçı çağırmaya başladık, gelip aralarda şarkı söylüyorlardı. Aslında müzikle futbolun bir araya gelme işi o zaman başladı. Zaman içinde kendi içinde şekil değiştirerek farklı bir boyuta taşındı ve Televole doğdu.

Televole, bir program ismi olmaktan çok kültürümüze yerleşen bir kavram oldu. Ve mucidi sizsiniz...

- Buna üzülmem mi gerekiyor sevinmem mi, bilmiyorum. Ama o kadar gına geldi ki bu meseleden, programın ismini değiştirdim, Pazar Keyfi yaptım. Herkes marka olmak isterken biz markadan kaçma peşine düştük. Çünkü o marka bize zarar vermeye başladı. Televole insanlarda olumsuz şeyler çağrıştırmaya başladı. Şu anda Pazar Keyfi, Uçan Kuş ve Can’lı Hayat’ı yapıyoruz. 40 kişilik bir ekibimiz var. Bir o kadar da cast kullanıyoruz...

Sizin içiniz rahat mı? Türk toplumuna zarar verdiğinizi hiç mi düşünmüyorsunuz? Gençlerde, varoşlarda, yeni nesilde, yanlış özlemler yarattığınıza dair kuşkular yok mu içinizde?

- Hiç yok. Tamamen içim rahat. Ben yanlış hiçbir şey yapmadım, yapmıyorum da...

E peki o zaman niye yıprandığınızı, her şeyi bırakıp gitmek istediğinizi söylüyorsunuz...

- Çünkü çok zor bir iş bu. Yoruyor adamı. Geçen sene Göcek’e kaçmayı düşünüyordum. Bu işleri tamamen bırakıyordum. Benim hayatım hırs üzerine değil, daha erken bir yaşta rahat yaşama üzerine kurulu. Yani erkenden emekli olacaktım. Petek’le de anlaşmıştık, o da oradan gelip gidecekti konserlere. Her şeyi ayarladım, teknem filan da hazırdı, gidiyordum. Ki... Eski eşim vefat etti. Çocuklar bana geldi. O proje başka bir bahara kaldı.

Her şeyi bırakacak kadar para kazanmış mıydınız?

- Evet. Yıllarca bunun planını yaptım. O yüzden hiç abuk sabuk para harcamadım.

Sizin gibi bir adamın tutumlu olabilmesi zor gibi...

- Yooo. İyi yatırımlar yaptım. Bir de ben emekli olmak için 60 yaşını beklemek gerektiğini düşünenlerden değilim. 45 yaşında çivi gibiyken emekli olmak fena mı? Bu yaşta Güney’e gideyim istiyordum, pinpon olduktan sonra değil. Dahası benim balık avlama hayallerim yoktu, çılgınlar gibi yaşayacaktım. Yaparım inşallah!

Bu kadar yıl bu işi yaptıktan sonra kendiniz için ne dersler çıkardınız?

- Hiç kimseye güvenmek yok. Güvenmek bir zayıflıktır. Esas olarak bunu öğrendim.

Kayıplarınız neler oldu, kazançlarınız neler?

- Beni tanımayanların, çok başka bir Can düşünmeleri en büyük kaybım. Ama kabahat bende. Televizyona çıkmaktan nefret ettiğim için, hep kaçtım. Kendimi anlatmadım. Röportaj vermedim. Hataymış. ‘Beni bilen biliyor!’ yaptım, o da hataymış...

PETEK’İ PROGRAMA ÇIKARTTIĞIM İÇİN ANNEMDEN BİLE AZAR İŞİTTİM

Petek Dinçöz’ü kendi yarattığınız bir proje olarak gördüğünüz oluyor mu?

- Hayır. Şarkıcı olması için onu ben yönlendirdim. Ama sahneye ben çıkmıyorum. O çıkıyor. Zaten artık benim fikirlerimi beğenmiyor. Hep böyledir. Boynuz kulağı geçer. Ya da öyle zanneder. Bu kuralın değişmeyeceğini bilenlerdenim.

Şimdi kimlerden akıl fikir alıyor?

- Avukat Osman’dan, Erol Köse’den. Bir şey imzalatmak isteyeyim, önce Osman’a soracak, Erol’dan da fikir alacak yoksa imzalamaz. Onu programa çıkardıktan sonra bana güvenmez oldu...

Petek Dinçöz sevgili olarak mı, iş olarak mı daha değerli?

- Valla, ben reytinge bakarım. Petek’in reytingi çok iyi olduğu için çıkarttım. Diyelim ki Petek’in bir konseri geldi ‘Biz bunu yayınlarsak sevgilisini yayınlıyor derler’ diye düşünmem, hiç öyle şeylere takılmam, reytingi varsa koyarım. Çünkü karne geliyor ertesi gün. Ama Can’lı Hayat’a onu çıkarttığım ve üzerine gittiğim için annemden bile azar işittim. Biraz durumu abarttım galiba.

BEN GÜNDEM OLUŞTURMAZSAM KİMSE YÜZÜME BAKMAZ

İbrahim Tatlıses’le aşık atan adamsınız ya, onun arkasında bir takım güçler olduğu biliniyor. Aynı güçlerin sizin arkanızda olmadığını nereden bileceğiz, ona kafa tuttuğunuza göre...

- O tarz gücü olan insanları tabii ki tanıyorum. Dostluklarım da var, bunları inkar etmedim. Ama ben işiyle var olan bir insanım. Ben yaptığım haberlerle gündem oluşturmazsam kimse yüzüme bakmaz. Gücümü bir takım insanlardan değil, yaptığım işten alıyorum.
X