"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Hiç kimsenin can almaya hakkı yok

Bunca cinayete karşı, artık dayanamayıp yazmak zorunda hissettim kendimi...

Kimini sözde namus uğruna öldürüyorlar, kimini boşandığı veya evi terk ettiği için bir başkasına yar etmemek adına, kimini ise belki de asılsız bir dedikodu nedeniyle...
“Bir can almaya hakkım var mı?” diye kendi kendini sorgulamadan... “Allah’ın verdiği canı, ancak Allah alır” demeden... Ve eminim, bu caniler kendilerini Müslüman sayıp, beş vakit namazlarını da eda ediyorlardır. Allah’ın böylesine bir canavarlığı affedebileceğine inanarak!

Bunların büyük bir kısmı eski kocalar. Bir kısmı da halen evli ya da birlikte yaşadıkları imam nikâhlı eşlerine karşı uyguluyorlar bu vahşeti. Bir kısmı ise babalar, ağabeyler...

Kimi silah kullanıyor, sokak ortasında delik deşik ediyor kadıncağızı. Kimi insanlığını çoktan bir tarafa bırakmış, boğazını kesiyor kör bir bıçakla. Kimi üzerine benzin döküp yakıyor, hem de çocuklarının gözü önünde! Vahşetin sonu yok. Kullandıkları yöntemlerin de öyle...
Ve kurbanların hepsi de kadın... O canavarlara göre ya yoldan çıkmıştır, ya namusunu yitirmiştir ya da kirlenmiştir (bu da ne demekse!)... Sonuçta bu kadıncağızların tek suçu, ya boşanmış ve bir başka erkeği sevmiş olmaktır ya da ailenin boğazına basa basa evlendirdiği zorba bir kocadan kaçıp, kendi sevdiklerine sığınmış olmalarıdır. Ya da mahallenin veya ailenin dedikodudan başka bir şey üretmeyen cadılarının sözlerine uyup, namus belasına işlemişlerdir bu korkunç cinayetleri...
Geçtiğimiz hafta hiç okumadımsa, 7-8 cinayet haberi okudum. Hepsi kadınlara yönelikti. Hele pazar günkü gazetede üç cinayet haberi birden patladı önümde. Üç kadın ve üç koca.

Bu cinayetleri işleyenler... Bu pek namus düşkünü adam müsveddeleri... Kendilerini namus bekçiliği yapmakla yükümlü gören dedikoducu kadınlar... Allah’ın insanlara yasakladığı en önemli kuralların başında “yalan söylemek”, “başkasının canına, malına zarar vermek” ve “gıybet” (yani dedikodu) geliyor. Bunu bilmez misiniz

Muhammed Ekrem Çaylar’ın dini açıklamasında “Dinimizde can kutsaldır, ona kıymak en büyük cinayettir. Dinimiz savaş sırasında dahi çocuk ve kadınların öldürülmelerini yasaklamış, öldürmeyi ancak saldırganları bertaraf etmek için savaş sırasında meşru kılmıştır. Ayrıca sadece insanı değil, zarar vermeyen hayvanları öldürmek, canlı bir varlığı hedef alarak atış yapmak dahi yasaktır. Müslüman boş yere hiçbir cana kıyamaz” denmektedir.

Oysa gün geçmiyor ki, töre diye, namus diye, bir anlık öfke diye, malına parasına göz dikilerek insanlar öldürülmesin... Ya da yalnız ve korumasız yaşam mücadelesi veren kediler, köpekler zehirlenmesin...
Diyanet İşleri Başkanımız sevgili Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, geçtiğimiz günlerde benzeri olaylara isyan ederek “Bu vahşetleri yapıyor olmamız, milletçe bir yerde yanlış yapıyor olduğumuzu gösteriyor” demiş ve siyasetçileri, psikologları, eğitimcileri, din adamlarını ve herkesi düşünmeye ve bir ortak akıl edinmeye davet etmişti.
Ben de ona katılıyor ve herkesi “Bu acımasızlık, bu sevgisizlik niye?” diye düşünmeye davet ediyorum. Lütfen artık yeter! Hiç kimsenin can almaya hakkı yok.
Feyza Algan

Cildim için evde yapabileceğim bir maske var mı

Sevgili ablacığım, ben 30 yaşında, iki çocuk annesi genç bir kadınım. Çalışıyorum ve bir yandan da aileme bakıyorum. Bu yüzden erkenden yıprandım. Daha şimdiden cildim kırıştı. Ancak reklamlarda sunulan o güzellik kremlerinden, maskelerden almam mümkün değil.

Sizin zaman zaman güzellik reçeteleri verdiğinizi biliyorum. Hem de bunlar daha çok evlerimizde olan, masrafsız şeyler. Kolaylıkla yapabileceğim, cildime iyi gelecek bir maske tarifi verebilir misiniz? Bana yardım edersiniz değil mi Güzin Abla? Fakiriz diye kendime bakamayacak mıyım?
RUMUZ: Güzellik benim de hakkım

Aman canım kızım, o nasıl söz? Bu zamanda artık belirli bir kesim dışında, kadınların eskisi gibi o kremlere, losyonlara ayıracak parası mı var sanıyorsun? Orta halli insanlar artık nereden neyi kısıtlayacaklarını bilemiyorlar. Sen de elbette genç ve güzel görünmek isteyeceksin. Tabii ki bu senin de hakkın.

Cildimiz her geçen gün zamanın acımasız tahribatıyla karşı karşıya kalıyor. Hava kirliliği, rüzgâr, yağmur, güneş ışınları, cildimizin düşmanları. Sana önereceğim bu onarıcı doğal maske, haftada bir kez uygulandığında, cildi bu tür zararlardan korur.
2 avuç kadar maydanozu suda 15 dakika haşla. Süzüp soğumasını bekledikten sonra, buna 1 çorba kaşığı bal ve çırpılmış 1 yumurta sarısını karıştır. Bu karışımı yüzüne pamukla ya da varsa büyükçe bir fırçayla (bir tıraş fırçası da olabilir) iyice sürüp, yay. 15 dakika kadar yüzünde beklet. Daha sonra da ılık suyla yıkayıp, çıkar.
Cildinin canlanıp, parladığını, taze ve genç kaldığını göreceksin.
X