Gündem Haberleri

    HIC icin 16 bin$

    Hürriyet Haber
    24.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Iki muziksever duslerindeki CD’nin sponsorlugunu yapti

    Hersey, gunluk hayatin bogucu temposundan bunalip sukunu bulabilecekleri, ruhlarina derman olacak bir CD duslemekle basladi. Turkuler olacakti icinde: Mukemmelliyetci ama mumkun oldugunca sade bir uslupla calinan nefesler, zeybekler, deyisler, semahlar. Fikir ekonomist Osman Genc'indi. Almanya'daki is arkadasi Aydogan Cengiz'le parayi denklestirdiler. Dostlari Fatih Zulfikar'a teslim ettiler duslerini. Erkan Ogur ve Okan M. Ozturk katildi imece grubuna. Birkac yuz CD bastirip dostlarina dagitmayi dusunurken produktor Hasan Saltik devreye girdi. Ve ortaya son yillarin en ilginc albumlerinden biri, 'Hic' cikti.

    1998 Eylul'unde ilik bir sonbahar aksami, Salacak'ta, Kizkulesi'ne bakan bir cay bahcesinde bulustular ilk kez. Uc kisiydiler: Yatirim danismanligi hizmeti veren bir sirketin muduru Osman Genc, Devlet Klasik Turk Muzigi Toplulugu’nda bendir calan gonul dostu Mehmet Fatih Zulfikar ve onun topluluk arkadasi Erkan Yarkin. Caylarini yudumlarken duslerini koydular masanin ustune. Erkan Ogur'a 'Hayalname' adini verdikleri projelerini anlattilar.

    Ogur'u MFO'yle yaptigi calismalardan beri izliyor, uslubu kadar kisiligini de disa yansidigi kadariyla takdir ediyorlardi. Ona 'Hayalname' fikrinin nasil dogdugundan bahsettiler once. Piyasadaki albumlerde bulamadiklari sadelige, ruha, gosterissiz ustaliga dair ozlemlerinden soz ettiler. Anadolu ezgilerindeki humanizmi, sufice bilgeligi, erdem arayisini yansitacak bir CD tasarladiklarini soylediler. Hicbir ticari kaygi olmadan hazirlanacak, muzik dostlarina dagitilacakti. Masraflari karsilayacak, repertuar konusunda dayatmaci olmayacaklardi.

    ''Neden bana geldiniz'' diye sordu Ogur. ''Necdet Yasar gibi bir usta dururken, neden ben?'' Beklemedikleri soru karsisinda biraz sasirdilar. Yasar'in Klasik Musiki'nin sofistike ustalarindan biri oldugunu, kendilerinin sufizmin Halk Muzigi'ndeki yansimalariyla ilgilendigini soylediler.

    ‘‘Peki, ama projeyi siz detaylandirin, ben elimden geleni yaparim,’’ dedi Ogur. Oyle dedi ama heyecanin verdigi arzuyla bu projeyi buyuk olcude detaylandiran da o oldu. Ankarali muzikci Okan Murat Ozturk'u, Ismail Hakki Demircioglu'nu onerdi. Repertuari bicimlendirdi.

    KAYITLAR BASLIYOR

    Salacak'taki bulusmadan bir ay sonra albumun kayitlari basladi. Kayit takvimi, yayim tarihi belirlenmeden calisilacak, arzulanan eser ortaya cikana kadar kayitlar devam edecekti. Cunku Fatih Zulfikar'in deyisiyle 'iyi muzik genis zamanda yapilir'di. ‘‘Dar zamanda kaydedilen muzige gereken ozen gosterilemez. Yorumcu muzigi hizlandirdiginda ise ayrintilar kaybolur. Simdilerde sanatcilara rahatlikla, haydi taksim yap ama 60 saniyeyi gecmesin, denebiliyor. Biz bunu yapmadik, herkes gonlundekini muzige katti.’’

    Her pazartesi Okan Murat Ozturk Ankara'dan geliyor, sabah studyoya girip aksam cikiyorlardi. Sohbet ediliyor, caylar iciliyor, turkuler konusuluyor ve kayit yapiliyordu. Olmazsa bir daha, bir daha. Iclerine sinene dek.

    30 civarinda ezgi vardi CD'ye girmeye aday. ‘‘Repertuari secerken belli bir ilke, sistem saptamadik, zaten sisteme karsi ve kendiliginden gelisen bir projeydi bu,’’ diyor Zulfikar. ''Cesitlilik olsun istedik. Farkli yorelerden, sukunet duygusu veren ezgiler sectik.''

    Ilk 30 saatlik kaydin sonunda oturup bir kez daha dinlediler bantlari. Yorumlar istedikleri kadar sade olmamisti. Gereksiz mizrap oyunlari, suslemeler, sukunet dusunu zedeleyecek telas sikismisti aralara. Iptal ettiler tum kayitlari. Yeniden basladilar.

    Erkan Ogur'un kizi dogdu. Onun icin besteledigi 'Dede ile Balta'yi da repertuara aldilar. Besteci yerine album kapagina 'Hediye' yazilmasina karar verildi.

    Studyo calismasi tasarlanan 120 saati gecmis, 180 saate yaklasmaya baslamisti. Butce zorlaninca Osman Genc, bir gun yazlik yapmak icin aldigi arsayi satti. Projeye katilanlar ucretlerini almaya devam etti. Zulfikar bile butce problemlerini hersey bittikten sonra ogrendi: ‘‘Finansmanin Almanya'dan saglandigini soylemisti Osman. Arsa sattigini ogrenince sorumlulugumun daha agirlastigini hissettim.’’

    Kayittan sonra zorlu miksaj calismalari geldi. Erkan Ogur miksaj gibi kalip hazirlanmasi sirasinda da tum gelismeleri yakindan izledi. Bazi islemler defalarca tekrarlandi.

    Sira geldi isme

    Zulfikar ‘‘Sukut’’ dedi. Erkan Ogur ‘‘Ice donuk,’’ Genc ise ''Hayalname.'' Bu arada proje dizisini adlandirmak, her seferinde farkli elemanlardan olusacak bir grubu isimlendirmek icin ‘‘Derman’’i sectiler. CD icin herkesin aklina yatan oneri Erkan Ogur'dan geldi: ‘‘Hic’’

    ‘‘Bence en sofistike olan en sade olandir,’’ diyor Genc. ''Bu albumde ulasilabilen en sade ifade bicimi arandi. Erkan Ogur notalari atomlarina ayiran cok titiz bir muzikci. Dusledigimizi muzik olarak da isim olarak da o buldu.''

    Tasavvufta 'hic'in tanriya ulasmayi simgeledigini hatirlatiyor Zulfikar. ‘‘Insan hiclige dogru yola cikar. Nefsin, benligin, egonun yok oldugu, safliga varilan noktadir bu, Allah'a varilan noktadir. Sufizm ve Islamin disinda bu hiclik yaklasimi Budizm de de var.’’

    Kayit calismalarinin tamamlandigi gunlerde Ogur, CD baskisi konusunda tavsiyede bulunmasi icin, Genc ve Zulfikar'i kendi albumlerinin produktoru Hasan Saltik'la tanistirdi. Imece grubuna katildi o da; albumun baski ve dagitimini ustlendi. ‘‘Elinde basilacak 13 CD projesi varmis. Bizimkini en one aldi, cok mutlu olduk’’ diyor Genc.

    Album kapaginin siyah bir sayfayla baslamasi, program kitapciginin sayfalarinda yildizlarin belirmesi, evrenin fotografiyla tamamlanmasi fikri de son anda Erkan Ogur'dan cikti.

    Ve album kapagina tum bu cabayi ozetleyen sozcuk yazildi: 'Hic'

    Erkan Ogur ve 'Hic'

    Bana guvenildigi, repertuar secimi ve yorumda ozgur calismam saglandigi icin bu projeye girdim. Okan Murat Ozturk'le, 1980'lerde, Ankara'da lutiye ve halk muzigi sanatcisi Coskun Gula'nin vasitasiyla tanismistim. Saz uslubunu cok begendigim, arastirmaci tavrini takdir ettigim icin bu albumde birlikte calismak istedim.

    'Hic'in harmaninda Turk Muzigi'nin halk muzigiyle, klasik muzigiyle bir butun oldugunu vurgulayan bir yaklasim hakim. Repertuarda tasavvufu, humanizmi, ahlagi, durustlugu, ariligi anlatan geleneksel ezgiler var.

    Albumde, soz olarak sadece kizim icin besteledigim 'Dede ve Balta'da bir gazel ve Nesimi'nin deyisinde Bakara Suresi var. Sure, insanlik ve kainattaki koordinatlarimiz adina bir simge oldugu icin Turkce okundu. Bunun disindaki geleneksel ezgilerin mesajini enstrumanla vermeye calistik.

    Anadolu'da uretilen muzigin yuksek seviyede bir muzik olduguna inaniyorum. 'Hic' bu gelenegin uzantisi. Album, Turk Muzigi'nin cok seslendirilmesi, duzenleme biciminin estetigi, enstruman iliskileri konusunda denemeler iceriyor. Tek ve cokseslilik arasinda kafasi karismis insanlara kopuz ve Turk muzigi sazlariyla, farkli bir modal armonizasyon anlayisi sunuluyor.

    Ezgilerin mesaji ancak hak ettikleri hizda, dogru tonalitede calindiklarinda duyumsanabilir. Bircok geleneksel ezgi, gercekte, sanildigi kadar hizli degildir. Bugune, zaman ve teknolojiye uymasi icin hizlandirilmalari gerekmez. Muzikte cok hizlaninca tek sese ulasilir; biz ezgileri hakkettikleri zamanda yorumlayip ayrintilari ortaya cikarmaya calistik.

    Bir buyuk butunun parcasi oldugunu dusunuyorum. Evrende hareket halindeyiz, yolcuyuz, bir enerjiyiz ve donusuyoruz. Muzik ve dunya da bu butunun kiymeti bilinmesi gereken parcalari. Kapagiyla, ismiyle, repertuariyla 'Hic' bunu yansitiyor. Uzaydaki iki yildiz arasindaki bosluga bir bakis, Allah kavramina yaklasim denemesi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı