Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hiç değilse kızımın cesedi bulunsun

    Hürriyet Haber
    16 Mart 2005 - 00:00 Son Güncelleme : 16 Mart 2005 - 00:01

    Bursa’da iki yıl önce kaybolan 19 yaşındaki Hediye Handan Çakal’ın kaçırılıp tecavüz edildikten sonra boğularak öldürüldüğünün ortaya çıkması, 45 yaşındaki anne Fatma Çakal ile 15 yaşındaki kızkardeşi Merve’yi yıktı. Fatma Çakal, ‘İki yıldır kızım ortaya çıkar umuduyla bekledim. Şimdi ölüm haberini aldım. Mezarına gidip dua etmek, ağlamak için Hediyem’in cesedini istiyorum’ dedi.YILDIRIM İlçesi Kaplıkaya Mahallesi DSİ Lojmanları’nda oturan, babası Hayri Çakal’ın 2002 yılının sonlarında kanserden ölümünden sonra, annesi Fatma Çakal ile yaşayan ve ÖSS’ye hazırlanan Hediye Handan Çakal, 2003 yılının Mayıs ayında, dersane çıkışı kütüphaneye gitmek üzere evden ayrıldı. Hediye Handan’dan bir daha hiçbir haber alınamadı. Fatma Çakal, tüm başvuru ve aramalarına rağmen kızının izini bulamadı.Hediye Handan’ın kaybından iki yıl sonra İstanbul’da hırsızlık suçundan yakalanan 42 yaşındaki Turan Gümüş, artık dayanamadığını söyleyerek iki yıl önceki cinayeti itiraf etti. Gümüş, öldürdükleri kızın her gece rüyasına girerek, ‘Beni neden öldürdünüz? Bana yazık değil mi?’ diye sorduğunu söyledi.BOĞARAK ÖLDÜRDÜTuran Gümüş, arkadaşı Doğanyiğit ile İzmir’de iki yıl önce hırsızlık yaptıktan sonra, adına kayıtlı 34 DCH 47 plakalı otomobille İstanbul’a dönerken, Bursa’da da hırsızlık yapmaya karar verdiklerini, durakta otobüs bekleyen Hediye Handan Çakal’ı, kendilerine Atatürk Caddesi’ni göstermesi için arabalarına aldıklarını anlattı. Gümüş, şöyle devam etti:‘Kız, arka koltukta arkadaşım Onur’un yanında oturdu. Onur, hızla Bursa’dan uzaklaşmamızı istedi. Yaklaşık 100 kilometre yol gittik. Ormanlık bölgede aracı durdurduk ve kıza tecavüz ettik. Tecavüz ettikten sonra kıza ‘Kaç’ dedik. 25-30 metre uzaklaşmasından sonra Onur Doğanyiğit, ‘Kız gidiyor. Ama bizi tanıdı, plakayı da gördü. Bizi yakalatabilir’ deyince onu yakalamaya karar verdik. Onur, onu elleriyle boğdu. 600 metre kadar gittikten sonra cesedi kayalıklardan attık.’KAN İZLERİ BELİRLENDİİstanbul polisi, bu gelişmeler üzerine Bursa polisini bilgilendirerek, iki zanlıyı teslim etti. Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeleri alınan zanlılar, ‘adam kaçırmak’ ve ‘kasten boğarak öldürmek’ suçlarından sorguya aldı. Bursa Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, zanlı Turan Gümüş’ün itirafları üzerine Hadiye Handan Çakal olayının aydınlandığını söyledi. Emniyet Müdürü Çapkın, şunları anlattı: ‘Zanlılardan Turan Gümüş’ün adına kayıtlı otomobilin ön koltuğunda, ölen Hadiye Handan Çakal’a ait olduğu sanılan kuruyan kan lekesini özel bir sistemle tespit ettik. Kızın annesi Fatma Çakal’dan kan örneği alarak, DNA karşılaştırılması yapılıyor. Zanlının olayı itiraf etmesi, kayıp kızı fotoğrafından tanıdığını söylemesi, kaybolduğu tarih ve en son görülmüş olduğu otobüs durağına ilişkin bilgiler bir araya getirilince olay çözüldü. Otomobildeki kuru kan izi ile anneden alınan doku örneği DNA testi için İstanbul’daki Şişli Etfal Hastanesi’ne gönderildi.’Bursa’da adliyeye sevk edilen iki zanlı tutuklanarak Bursa E Tipi Cezaevi’ne konuldu. Bursa Emniyet Müdürlüğü ve 911 Arama ve Kurtarma ekipleri, Hediye Handan Çakal’ın öldürüldükten sonra atıldığı öne sürülen Sakarya’nın Pamukova İlçesi’ndeki bölgede araştırma yapıyor.Kızım ölümü hak etmediHediye Handan Çakal’ın tecavüz edilip öldürüldüğü haberi, iki yıldır belki bir gün dönecek diye umutla bekleyen annesi Fatma Çakal ile lise 1’nci sınıfa giden kızkardeşi Merve’yı yıktı. Anne Fatma Çakal şöyle konuştu: ‘Hediye ölümü haketmedi. Yıllarca kızım gelir umuduyla yaşadım. Şimdi, cesedi ne zaman bulunacak diye yaşayacağım. Hem de ümitsiz. Mezarına gidip, dua etmek ve ağlamak için kızımın cesedi bari bulunsun. Bir anne olarak her halde bunu istemeye hakkın var.’ Handan’ın son satırları‘Yontulmamışların dili taş gibidir. Ayağa düşerse topal bırakır. Başa vurulursa, başı yarar. Ele gelirse el çolak kalır. Söz söyleyeceksen ölç, biç ve öyle söyle. Düzgün sözler yarar, ölçüsüz söz ateş gibidir. Bu yüzden dilini içeri sok. O ateşten bir kıvılcım. Düşerse o bir tek kıvılcım yüzünden bütün dünyan yanıverir. Dilini ağzının içinde mahpus tut. Ondan da iyisi dilini yükselt. Dilin ağzının içinde hapis olduğundan dolayı aklın ve canın sevinçten raks etmektedir. Akıl ve can öylesine sevinir ki, aklın sürati artar.’Raskolnikov sendromuSabıkalı Turan Gümüş’ün çektiği vicdan azabı, akıllara ünlü Rus yazarı Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını getirdi. Suç’un esasen ‘vicdan’ tarafından cezalandırılması üzerine kurulu olan romanın kahramanı Raskolnikov, uzun iç mücadelelerden sonra, kendisinde tefeci bir kadını öldürerek Ceza’landırma hakkını görür. Kendisini o dönemdeki diğer Rus entelektüelleri gibi, bir ‘toplum mühendisi’ olarak algılayan Raskolnikov, tefeci kadını öldürerek toplumda belli bir temizlik sağlayacağına inanır. Ne var ki, vicdan azabı peşini bırakmaz ve sürekli bir biçimde işlediği cinayetle yüzleşmeye başlar.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı