"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Hiç böyle ülke gördünüz mü

HİÇ BÖYLE ÜLKE GÖRDÜNÜZ MÜ Ülkenin eski Genelkurmay Başkanı “İnternet andıcı” adlı bir suçtan içeride yatıyor.

O interneti “Ben açtırdım” diyen eski Genelkurmay Başkanı “demokrat” ve dışarıda...  Buna karşılık “Ben kapattırdım” diyen sonraki Genelkurmay Başkanı “darbeci” ve içeride.
HİÇ BÖYLE ÜLKE GÖRDÜNÜZ MÜ Eski Genelkurmay Başkanı’nın “Muhtıra konuşuldu” lafı, medyanın bir bölümü tarafından “Gördünüz mü, içerideki insanlar boşuna yatıyor”... Öteki bölümü tarafından ise “Gördünüz mü, içeridekilerin hepsi suçlu” şeklinde yorumlanıyor.
Hangi hukuk devletinde, insanlar böylesine muğlak ifadeler ve belgeler yüzünden yıllarca içeride yatar?
HİÇ BÖYLE ÜLKE GÖRDÜNÜZ MÜ Elliden fazla subay, ne idüğü belirsiz bir ihbar mektubuna dayanarak, 2 yıl boyunca “casusluk”, yani vatan hainliği ile suçlanmış.
Alınlarına “fuhuş”, “porno” gibi itibar kırıcı lekeler sürülmüş.
Manşetlerde günlerce infaz edilmiş.
Sonra bir akşamüzeri “Kardeşim hiçbir şey yok. Beraat” diye salıverilmiş.
Eee “Katharina Blum”un katledilmiş onuru ne olacak?
YA KARANLIK MUHBİR Onlara beraat da, o insanların alnına bu lekeleri süren o ismini bile açıklayamayan, karanlıktaki, kuytudaki ahlaksız muhbirler ne olacak?
Söyleyeyim, kendilerine verilmiş itibarsızlaştırma misyonunu başarıyla yerine getirmiş muteber insanlar olarak aramızda yaşamaya devam edecekler...
HİÇ BÖYLE ÜLKE GÖRDÜNÜZ MÜ Kendini hahambaşı ilan etmiş bir deli, sapık muhayyilesinin ürünü olan, kargacık burgacık elyazısıyla bir Ergenekon şeması hazırlıyor.
Büyük devletimizin MİT’i bu deli şemasını elinde tutuyor.
Sonra iktidar değişince bunu hükümete ve Genelkurmay’a servis ediyor. Sonra nasıl oluyorsa oluyor, o deli saçması kargacık burgacık belge gazete manşetlerinde patlıyor.
Öyle bir deli saçması ki, Ergenekon savcıları bile ciddiye almıyor, oradaki isimlerin üstünü örterek dosyaya koyuyor.
ÜÇ YIL SONRA YİNE Ama o saçmalık 3 yıl sonra ülkenin Genelkurmay Başkanı’na yeniden soruluyor.
O da, “Belgede tutarsızlık vardı” diyor ama nedense kimse de çıkıp “Neydi o tutarsızlık” diye sormuyor.
Eski Genelkurmay Başkanı Özkök’e sorulan o deli saçması Ergenekon şeması neydi biliyor musunuz? O açıklamadı ben açıklayayım.

Özkök’ün tutarsız bulduğu o şemayı ben açıklıyorum

HİLMİ Özkök’e sorulan o güya “Ergenekon şeması”, davanın başında uçurulan en büyük balondu.
Tuncay Güney isimli bir kişinin elyazısıyla yazdığı şemada, askeri örgütlenme, işadamları örgütlenmesi ve medya örgütlenmesi gibi bölümler, sütunlar vardı.
Medya örgütlenmesi şöyleydi:
ÇETE BAŞI olarak Dinç Bilgin görünüyordu.
YANINDAKİ İKİ GAZETECİ Altında “Onun yanında çalıştığı” yazılan iki gazeteci.
Enis Berberoğlu ve Bekir Coşkun.
BİRİNCİ NOT Güya Ergenekon şemasını yaptığını söyleyen o medya cahili, bu iki gazetecinin Sabah değil de Hürriyet’te çalıştığının bile farkında değil.
ONUN ADI DA MI VAR
Onun altında Ergenekon çetesinin bir başka üyesi, Hüseyin Gülerce...
Fethullah Gülen’in en yakınındaki insanlardan biri yani...
Durun saçmalıklar bitmedi...
YOK ARTIK O BİLE
Yeni Şafak gazetesinin o dönemdeki genel yayın yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu da aynı listede.
İKİNCİ ÖNEMLİ NOT
Bu dosyanın bazı gazetelerde yayınlandığı günlerde Sadıkoğlu’nun neden apar topar genel yayın yönetmenliğinden alındığı hâlâ bir muammadır.
BENSİZ OLUR MU HİÇ Onun da altında bir başka isim: Ertuğrul Özkök.
O BAK KİM DE VAR Bir sonraki isim ise, yıllarca çıkardığı Aydınlık gazetesinde beni “Liberal, AK Parti yanlısı” olarak yerden yere vuran Doğu Perinçek...
  
Devletimizin sevgili MİT’i işte bu deli saçmasını “belge” diye Başbakanlığa ve Genelkurmay Başkanlığı’na gönderiyor.
O günlerde teşkilat içinde bir Allah’ın mantıklı kulu da çıkıp, “Yahu birbiriyle 180 derece zıt düşüncelere sahip bu isimler nasıl olur da aynı çetenin içinde yer alır” diye sormuyor.
Daha da önemlisi...
MİT daha sonra, Tuncay Güney’in poliste işkence altında sorgulandığını ve bizim isimlerimizin bir polis şefi tarafından bu kişiye zorla söyletildiğini ortaya çıkarıyor.
Ama nedense, MİT, herkese servis yaptığı bu belgenin saçmalığını ne Genelkurmay’a ne de Başbakanlığa bildiriyor.
  
Bense soruyorum, ama başkalarına...
Bunun, askerlerin Şemdin Sakık ifadesine zorla iki meslektaşımızın adını ekletmelerinden ne farkı var?
Yani Andıç’tan...

Aşk yoksa ‘aldatma’ veya ‘aldatılma’ olur mu

DÜNKÜ Kelebek gazetesinde, 2011 Best Model yarışmasının ikincisi İbrahim Gayberi ile yapılmış bir mülakat var.
“Aşk senin için ne ifade ediyor” sorusuna şu cevabı vermiş:
“Aşk benim için bir zafiyettir. O yüzden öyle bir ışık yandığında olay mahallinden uzaklaşıyorum. Şimdilik aşka ayıracak vaktim yok. Önce kariyer...”
Vay be... Aşk kapıyı çalıyor, o, “Başka kapıya”  diyor.
Arkasından şu soru geliyor: “İhanet ve sadakat nedir?”
Cevabı şu:
“Kova burcuyum. Çapkın burçtur, aldatmışımdır!
Aldatılma konusuna gelince... Kadınlar çok zekiler. Mutlaka aldatılmışımdır.”
İki şeye takıldım:
BİR: “Çapkınlık” kelimesini, burcuna özgü iftihar edilecek bir meziyet gibi anlatıyor.
“Çapkınlık” övünülecek bir şey midir?
Kadın olsam, çapkın bir erkeğin yüzüne bile bakmazdım.
İKİ: Bir üst cümlede “Aşka ayıracak zamanım yok. Önce kariyer” diyor, hemen altında “aldatılmaktan” söz ediyor.
Anlamadım, böyle bir ilişkide “aldatmak veya aldatılmak” nerede?
Aşk yoksa, her ikisi de “normal” değil mi...
ÖNEMLİ NOT: “Aldatma” ve “aldatılma” kelimelerini hiç sevmiyorum. Konuşmada öyle geçtiği için tırnak içinde kullandım.

X